Bugün 31 Aralık 2025. Bir yılı daha sadece cüzdanlarımızdaki deliklerle değil, parçalanan aileler, dağılan yuvalar ve adliye koridorlarında yankılanan "geçinemiyoruz" feryatlarıyla kapatıyoruz. Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir; ekonomi ahlaktır, huzurdur, ailedir. Ve bugün, rakamların karnı tok olsa da Türk aile yapısı can çekişiyor.
Tencere Kaynamayınca Huzur Kaçıyor
Gıda enflasyonunun %60’ları, hissedilen pahalılığın %100’leri aştığı bir ortamda, asgari ücretli ve emekli için hayat artık sadece bir "hayatta kalma" savaşıdır. Ancak bu savaş sadece midede verilmiyor. Evdeki tencere kaynamadığında, kira borcu kapıya dayandığında huzur bacadan uçup gidiyor. Ekonomik şiddet, aile içi şiddeti tetikliyor; yoksulluk, boşanma dosyalarını dağ gibi büyütüyor.
Adaletin Tek Taraflı Terazisi: 6284 ve Mağdur Erkekler
Ekonomik yangının üzerine benzin döken ise toplumsal dokuyu korumak adına getirilen ama çoğu zaman birer "aile yıkım projesine" dönüşen yasal düzenlemeler oluyor. 2025 yılında da gördük ki; 6284 sayılı kanun ve beraberindeki uygulamalar, "koruma" amacı gütse de, "kadın beyanı esastır" ilkesinin suistimal edilmesiyle binlerce erkeği evinden, çocuğundan ve huzurundan etti.
Hiçbir somut delil aranmaksızın, bir beyanla evinden kovulan, sokağa atılan babaların dramı, bu yılın en ağır toplumsal yaralarından biri oldu. Bir yanda enflasyonun altında ezilen erkek, diğer yanda tek bir cümleyle kapı dışarı edilen, onuru kırılan bir "aile reisi" portresi... Bu tablo ne kadını korur ne de aileyi yüceltir; sadece nefreti körükler.
Süresiz Nafaka: Ekonomik Pranga
Hele o "süresiz nafaka" garabeti... 2025 yılında asgari ücretin 22 bin TL, açlık sınırının 30 bin TL olduğu bir ülkede, kısa süreli bir evliliğin ardından ömür boyu nafaka ödemeye mahkum edilen erkekler, aslında ekonomik bir müebbet hapse çarptırılıyor. Kendi karnını doyuramayan bir adamdan, eski eşine ömür boyu bakmasını beklemek hangi adalete, hangi vicdana sığar? Bu uygulama, erkeği sadece ekonomik olarak bitirmekle kalmıyor, yeniden bir yuva kurma hayalini de elinden alıyor.
Şiddetin Her Türüne "Hayır" Ama...
Kadına şiddet bu toplumun kanayan yarasıdır, ancak şiddeti önlemenin yolu erkeği adaletsiz yasalarla köşeye sıkıştırmak, onu "beyan" ile peşinen suçlu ilan etmek değildir. Gerçek şiddeti önlemek istiyorsanız; önce babanın cebine onurunu koruyacak kadar para koyun, sonra da adaleti tek taraflı bir sopa olmaktan çıkarın.
Enkazın Altında Kalan Sadece Para Değil!
2025 biterken sadece paramızın değerini kaybetmedik; birbirimize olan güvenimizi, babalık onurunu ve ailemizin mahremiyetini de kaybettik. Rakamlar enflasyonun düştüğünü söylese ne yazar? Boşanma oranları rekor kırıyor, erkekler evsiz kalıyor, çocuklar babasız büyüyor.
Bu gece yarısı yeni bir yıla girerken havai fişeklere değil, sönen ocaklara, adalet bekleyen babalara ve ekmek alamayan emeklilere bakın. Çünkü bir ülkenin gerçek enflasyonu, parçalanan yuvaların sayısıdır!

