(Bir önceki makalenin devamıdır)
Gelelim kabaca bizim bölgemizdeki (Orta Doğu-Asya) kaçakçılara.
Afganistan'da üç yıl önce 10 bin ton kaçak afyon vardı.
İşlenmesi halinde bu 1000 ton eroin demektir. Batıya geçenler oldu, yola çıkmayı bekleyen mallar ise zulalarda bekliyor.
Bozuk ekonomi, yoksulluk ve savaşlar devam ettiği sürece otorite eksikliğinden, üretim o bölgelerde halen hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu konuda bizim ülkemizin de tadı yok.
Nasıl olsun?
Kısaca: 'Nereden buldun yasası' nereye gitti? Çıkarılan korona affında tahliye olan uyuşturucu mahkumları ne yapıyorlar, bilgisi olan var mı? İktidar partisinin kelli felli bir milletvekilinin büyük bir tozcunun tahliyesi için hakimlere yaptığı baskı için yargılamasını haberlerden takip ediyoruz ve meclisin uluslar arası saygınlığını zayıflatıyor.
Rıza Zarraf'ın önüne yatan, ayakkabı kutularında dolarları alan bakanlar.
Eroinciyi tahsisli plaka ile gezdiren emniyet müdürü. Bankalarda net hata noksanların kökeni. Yurt dışından kaynağı belli olmayan paralar. Çıkarılan 'varlık barışı' kanunlarıyla ufak bir vergi karşılığında getirilip yıkanıp aklanan paralar.
Geçenlerde bu işlerle ilgili suçları araştırma kurumu genel müdürü görevden alındı, nedeni? Bir şarkıcıya yarım sayfa ayıran basınımız 4 yıl kurumun başında olan bu kişiyle niçin bir röportaj bile yapmaz?
Bu gibi olaylar dürüst ve düzgün çalışan kamu görevlilerinin şevkini kırıyor. Bu son, on cümle ruhumu daralttı.
Neyse bunlar ayrı bir yazı konusu. Korkum; oralardan buralara gelecek on binlerce ton gıda malları arasında kokain naklinin daha da artması.
Çünkü böyle anlaşmalar Güney Amerika 'kok' çularının aklına karpuz kabuğu düşürecektir. Gerçi onların sevkiyatlarında uçak, askeri gemiler, sivil denizaltı dahil her türlü aracı kullanma kurnazlığı da var ama en kolayı büyük gemilerle olan sevkiyatlar.
Şu 1 milyon 500 bin kilo peynir benim dikkatimi çekti.

Nasıl gelecek?
İkişer kiloluk kapalı kutular halinde gelse 750 bin kapalı kutu eder. Kapalı tenekelerde değil, şeffaf cam kutularda bile gelse gümrükte kontrolü çok zor.
Allah gümrükcülere kolaylık versin. Diğer bir korkum bizim bölgenin tozcularının, Güney Amerika'nın 'kok'cularıyla sıkı bir ortaklığa girip, 'yarim İstanbul'u mesken mi tuttun şarkısını' beraberce söyleyip, mal mübadele sistemini geliştirip illegal işlerini büyütürlerse, kara para trafiği çoğalır.
Sonra da kontrolsüz paranın sahipleri kravat takıp FETÖ gibi devlet kurumlarına, ve yöneticilere daha rahat etki ederler.
Kendi adamları devletin kritik yerlerine yerleşir, rüşvet çoğalır. Dürüst ve liyakatlı insanlara görev verilmez, sonra da devletin kendini ve vatandaşını koruma organları felç olur.
Devlet zayıflayınca demokrasiden uzaklaşma, ardından gelecek olan ekonomik zorlukları, çeteleşmeleri, kriminal olayları, her türlü kaosu, bozulan aile yapılarını, toplumsal ve ahlaksal çöküşü kimse durduramaz. Güney Amerika ülkelerine döneriz.
O bölgede vatandaş, devlet görevlileri, adliye, polis ve askeri kurumların başına gelenler bizim de başımıza gelebilir.
Dünya'da ise yıllık 300 bine yakın uyuşturucudan ölümler daha da artar. Ülkemiz de nasibini alır ve şu an sıkıntıda olanlar yetmiyormuş gibi birçok aile daha perişan olur. İnşallah bu düşündüklerim olmaz ama şu an ortam çok müsait.
Önceden problemi görüp tedbir almak lazım.
Bu ve bunun gibi konulara gözlerini ve kulaklarını kapatan, tedbirini almayan toplumlar için 'kaza geliyorum, namus gidiyorum demezmiş'…
