Kur’an, insanları ayetler üzerinde düşünmeye ve sorgulamaya çağırır.
Din adına ortaya konulan her görüşün de öncelikle Allah’ın kitabıyla uyumlu olması gerekir.
Abdest alma konusu da bu açıdan önemlidir.
Ben tüm değerlendirmelerimi resmi kurum meali yanında diğer ilim insanlarının meallerini karşılaştırarak yapıyorum. Kendim dışında kimseyi bağlamaz.
Abdest alma ile ilgili temel hüküm Maide Suresi 6. ayette yer almaktadır ve "Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı mesh edin ve ayaklarınızı topuklara kadar..." der.
Çok sayıda ilim insanı ayette yüzün ve ellerin açıkça yıkanmasını, başın ise mesh edilmesi ayakların yıkanması gerektiğini, az sayıda ilim insanı ise baş ile ayağın mesh edilmesinin emredildiğini savunmaktadırlar.
Türk Dili Edebiyatı kurallarına göre Türkçeye çevrildikten sonraki şeklini değerlendirdiğimizde baş gibi ayağın da mesh edilmesi gerektiği anlaşılmakla birlikte, yıkanmasının da yanlış olmadığını söylemeye bile gerek yok.
İnsan eğer istiyorsa her vakti boy abdesti alarak da kılabilir.
Ayette ayağın yıkanması istenmiş olsaydı ayağı el ve yüz ile sayardı denilebilir.
El ve yüzün yıkanacağı söylendikten sonra araya başın mesh edilmesi girdiğine göre ayağın baş ile aynı kurala tabi olduğu inkâr edemeyiz.
Ama ayağın yıkanmasının yanlış olduğunu da söyleyemeyiz, isteyen yıkayarak abdest alır isteyen mesh ederek abdest alır.
Asıl daha dikkatli düşünülmesi ve sorgulanması gereken husus çok farklı.
Başın meshinden sonra ayağı sayarak sonrasında fiil eklememesinde bu gerçek yatıyor diye düşündüm.
Acaba Kur’an’ın israfın kötü olduğunu açıklayan ayetler var iken bir başka ayette Rabbim, israfa sebep olacak hüküm koyar mı?
İlim insanlarının hemfikir olduğu tek fikir, Kur’an da tezat hususlar olmadığıdır.
Kur’an'ın birçok ayetinde Allah israfı açıkça yasaklamaktadır.
"Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez." [Araf 31]
"Şüphesiz savurganlar şeytanların kardeşleridir." [İsra 27]
Daha da uzatmadan kendi kendimize soralım.
İsraf konusunda bu kadar hassas olan Rabbimiz, abdest alırken en fazla su tüketilen organ olan ayakların mutlaka yıkanmasını mı emretmiştir, yoksa ayetin işaret ettiği gibi mesh edilmesini mi istemiştir?
Bu soru üzerinde samimiyetle düşünürken petrol ve suyu ele alalım;
Günümüzde dünyanın en stratejik maddesinin petrol olduğu söylenir ve öyledir.
Devletler petrol için savaşlar yapmakta, milyarlarca dolarlık yatırımlar gerçekleştirmektedir. Ancak, insanlık için petrol değil, su vazgeçilmezdir.
Petrol olmadan hayat zorlaşabilir fakat su olmadan hayat tamamen sona erer.
Allah'ın Kur’an'da dikkat çektiği nimetlerin başında da su gelir.
[Enbiya 30] "Her canlı şeyi sudan yarattık." Demiyor mu.?
Bugün dünyanın birçok bölgesinde insanlar temiz suya ulaşmakta büyük sıkıntılar yaşamaktadır.
Afrika'nın bazı bölgelerinde kadınlar ve çocuklar birkaç litre su bulabilmek için kilometrelerce yol yürümektedir.
Binlerce insan susuzluk ve susuzluğa bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Bir yanda insanlar bir damla temiz suya hasret yaşarken, diğer yanda suyun bilinçsizce tüketilmesinin teşvik edilmesi mümkün değil.
Kur’an'ın ortaya koyduğu ölçü sadece bireysel ibadet de değil, aynı zamanda kaynakların korunması ve nimetin kıymetinin de bilinmesidir.
Şimdi sorgulayıp düşünelim.
Dünyadaki yaklaşık iki milyar Müslüman günde birkaç kez abdest almaktadır.
Eğer ayakların mesh edilmesi mealleri gerçeği açıklıyorsa ki benim fikrim bu yönde, her gün milyarlarca litre su tasarrufu sağlanır.
Bir yılda ise bu tasarruf miktarı devasa boyutlara ulaşır.
Belki de milyonlarca insanın temel ihtiyacını karşılayabilecek kadar suyun korunması mümkün olur.
Elbette mesele yalnızca tasarruf değildir.
Temel gerçek, Allah'ın kitabında çelişki bulunmamasıdır.
[Nisa 82]"Eğer o Allah'tan başkasından gelmiş olsaydı, onda birçok çelişki bulurlardı." Derken, yüce kitabımızda asla çelişki olmadığını net bir şekilde anlatıyor.
Şimdi;
İsrafı yasaklayan ayetlerle abdest alınmasına ilişkin ayetini birlikte değerlendirdiğimizde, ayakların mesh edilmesi gerektiğini anlatan meallerin sahiplerinin görüşlerinin doğruya çok daha yakın olduğunu söylemek mümkün, benim fikrim de bu yönde.
Ama yıkamak gerekir diyen ilim insanlarının bu söylemleri de yanlış değil, yanlış olmaması yıkamak gerektiği için değil, yıkamanın zaten mesh etmeyi de fazladan kapsadığı içindir.
Hatta böyle bir hüküm yok ise de insan her vakit öncesi boy abdesti alarak da namaz kılabilir.
Burada asıl mesele doğru ve yanlış meselesi de değil.
Ama, ayetin önceliğinin ayağı yıkamak olarak esas alınması halinde bu görüşe sabitlenmiş olanların, Yüce Rabbimizin, Kur’an’ı Kerim’de yer alan israf hükmüne tezat bir görüşü savunmuş olabilecekleri ihtimali ortaya çıkıyor.
Kur’an’ı Kerim’de birbirine tezat teşkil eden hüküm olmadığının bütün ilim insanlarının ortak görüşü olduğu düşünüldüğünde, abdest alma ile ilgili ayet hükmünün ayağın mesh edilmesi anlamlı olduğu hususu ön plana çıkıyor ve bu temel hüküm.
Kişisel görüşüm de bu.
Çünkü Allah'ın emirleri arasında çelişki değil, tam bir uyum ve hikmet vardır.
Burada amaç geçmiş âlimleri eleştirmek değil, Allah'ın kullarına kolaylık dileyen, nimetleri korumayı öğütleyen ve israfı yasaklayan hükümlerinin;
İlim insanlarının farklı fikir ürettikleri her konuda birlikte değerlendirilmeleri gerektiği de ortaya çıkıyor.
Bu yapılırsa İslâm düşmanı bazı sözde ilim insanlarının ülkemizde at oynatmasının önü kesilecek, birçok Müslümanın yaşadığı gerçek İslam’ı daha yoğun yaşamak mümkün olacaktır.
