Toplum, insanları çoğu zaman çevrelerinin kalabalığıyla değerlendirir.
Lüks bir arabadan böbürlenerek inişine gıpta edilir.
Çalışma hayatındaki titri, unvanı
Sosyal medyada yüzlerce arkadaş
Telefonda sayısız rehber kaydı
Her akşam farklı bir ortam...
Bunlar, sanki başarılı ve güçlü bir insan olmanın ölçüsüymüş gibi sunulur, oysa çoğunun bir hiç olduğunu hemen anlarsınız.
Hayatın sessiz köşelerinde bambaşka insanlar vardır.
Çevresi geniş değildir.
Mütevazidirler, bindikleri araç da öyledir.
Genelde her ortamda görünmezler.
Her davete katılmaz hatta davetlerde sıkılırlar. Bunun da sebebi vardır çünkü genelde bu davetler bir menfaat amaçlı olurlar.
Belki iki ya da üç dostu vardır.
İlk bakışta içine kapanık, mesafeli ya da yalnız biri gibi algılanabilir.
Fakat çoğu zaman gerçek bundan çok farklıdır.
Çünkü bazı insanlar;
Hayatı nicelik üzerine değil nitelik üzerine kurarlar.
Az arkadaşa sahip olmak, her zaman yalnızlığın göstergesi değildir. Çoğu zaman insanın dostluk kavramına verdiği değerin bir sonucudur.
Güvenin kolay kurulmadığını, sadakatin ise yıllar içinde oluştuğunu bilen insanlar, çevrelerini özenle seçerler.
Kendiyle barışık olan insan, kalabalıklara ihtiyaç duymaz.
Değerini başkalarının alkışında değil, kendi karakterinde arar.
Sessizlikten korkmaz, çünkü vicdanıyla baş başa kalabilmeyi öğrenmiştir.
Böyle insanlar enerjilerini herkese dağıtmazlar.
Kiminle vakit geçireceklerine, kime güveneceklerine dikkat ederler.
Gereksiz tartışmalardan, dedikodudan ve yapay ilişkilerden uzak dururlar.
Çünkü huzurun, sürekli hareket etmekten değil, doğru insanlarla birlikte olmaktan geçtiğini bilirler.
Elbette, az arkadaşa sahip olan herkes güçlü bir karaktere sahip demek doğru olmaz.
Kimi zaman çekingenlik, kırgınlık ya da hayat şartları da insanın çevresini daraltabilir.
Ancak, bilinçli olarak seçilmiş sade bir sosyal çevre, çoğu zaman olgunluğun ve öz disiplinin işaretidir.
Hayat insana önemli bir gerçeği de öğretir:
Çok insan tanımak, çok dosta sahip olmak anlamına gelmez.
Gerçek dostluk sayıyla değil, güvenle bilgiyle ölçülür.
İyi günde alkışlayanlar çok olabilir fakat, kötü günde omzunu uzatanların sayısı genellikle bir elin parmaklarını geçmez.
Belki de bu yüzden, az ama gerçek dostları olan insanlar daha sağlam adımlarla yürürler. Kalabalıkların yönlerinin tersine yalnız, farklı yöne yürüdüklerini görebiliriz.
Çünkü onlar kalabalığın gücüne değil, karakterin gücüne inanırlar.
Unutmayalım;
Yalnız görünmek ile yalnız olmak aynı şey değildir.
Kendi değerini bilen insan, kalabalıklar içinde kaybolmaktansa, az fakat güvenilir insanlarla yürümeyi tercih eder.
Benim tercihim de bu…
