Kur’an’ın, samimiyetle ve ön yargısız şekilde okunup anlaşılması gerektiği, birçok ayette vurgulanır.
Elbette insan, aklını ve vicdanını kullanarak doğruyu aramalıdır.
Dinin temel amacı da zaten insanı ahlâka, adalete ve iyiliğe yöneltmektir.
Bugün bazı dinî konular, aradan geçen yüzlerce yıla rağmen temel bir esasa kavuşmamış insanları ayrıştırmaya sevk eder halde farklı görüşler şeklinde durmaktadır.
Bu bir zayıflıktır ve sorunun kaynağı da insana dayanıyor.
Bunlardan bir tanesi örtünme meselesi, o da çoğu zaman şekil üzerinden tartışılmaktadır ve iki farklı görüş vardır.
Her iki görüş de asıl gerçeği atlıyor.
Ben farklı birçok meali karşılaştırdı ve kendim için şu sonuca ulaştım.
Kur’an mealine göre insanın nasıl hangi tür örtüyle örtüneceğini değil, insanın mutlaka örtü ile kapatması gereken yerlerini açıklıyor.
Bu da çok mantıklı çünkü, dünyanın her yerinde aynı tür kıyafet ile örtünmek zaten mümkün değil.
Yani, Kur’an’da temel esas yalnızca dış görünüş değildir. Örtülü olması zorunlu olan yerlerin açıklanması bunu ispat ediyor.
Niyet, davranış ve ahlâkın daha çok önemsendiği anlaşılıyor.
Bu nedenle, meseleleri değerlendirirken hem metinleri hem de dinin temel ahlâk anlayışını birlikte düşünmek gerekiyor.
Kur’an’da kapanmaya ilişkin hitaplarda yazılış şekline baktığımızda önce erkeklere hitap edilmiş, ama içeriği tüm insanları kapsadığını anlayabiliyoruz. Çünkü genel bir gerekçeyle örtünmeye yaklaşmış.
Şöyle ki;
Araf 26. Ayet mealini okuduğumuzda; Ey ademoğulları! sizi doğa şartlarından korumak ve şehvet yerlerinizi örtmek olumsuzluklar yaptıracak nefslerinizi frenlemek üzere elbiseler yapmayı öğrettik, gerekli bilgileri gönderdik, ancak şunu iyice bilin ki takva elbisesi muhkem kuralları uygulayamama endişesi içinde olmaktan çok daha hayırlıdır…
Nur suresinin mealini okuduğumuzda ise; Mü’min erkeklere söyle, gözleriyle kadınları rahatsız edecek şekilde bakmasınlar, cinsel isteklerini ve şehvet yerlerini meşru olmayan ilişkilerden korusunlar. Allah yaptıklarınızdan her an haberdardır. Denilmiş ve erkekler için örtünmenin amacı;
- Nefsleri frenlemek,
- Tabiat şartlarından korunmak,
- Şehvet yerlerini örtmek.
- Gözleriyle kadınları rahatsız edecek şekilde bakılmaması.
- Cinsel isteklerini ve şehvet yerlerini meşru olmayan ilişkilerden korunması şeklinde
belirlenmiştir.
Bu ayette de öncelikle erkeğin kendine sahip olması emredilmiş.
Elbette erkeklerden sonra kadınlar için de ayetler vardır.
Yine Nur Suresinin meallerini okuduğumuzda;
Mü’min kadınlara söyle, gözleriyle erkekleri rahatsız edecek şekilde bakmasınlar, cinsel isteklerini yasa dışı ilişkiden korusunlar, görünmesi sakıncalı olmayacaklar dışında aşırı abartılı ziynetleriyle / mücevherleriyle gösteriş yapmasınlar, bunlarla birlikte şehvet yerlerinden olan [göğüslerini / bağırlarını / koyunlarını / cüyuplarını] örtülerinin bir ucu ile kapatsınlar. “Örtülerini yaka / göğüs açıklıkları üzerine vursunlar / kapatsınlar.” Denilmiş. Örtünmeye belli bir tanımlama yapmamakla birlikte, kadının kapanması gereken yerleri net bir şekilde sayılmıştır.
Azhab 59 mealine baktığımızda ise Hz. Muhammed’e hitap ederek, “Hanımlarına kızlarına ve Mü’min’lerin kadınlarına söyle gece doğal ihtiyaçlarını için evin dışına çıktıklarında ev kıyafetleri yerine geleneksel olarak giymekte oldukları dış kıyafetlerini üzerlerine alsınlar, onların tanınmamaları ve tacize uğramamaları için uygun olanıdır. Denilmiş ve kadınlar için örtünmede amaçlar;
- Gözleriyle erkekleri rahatsız edecek şekilde bakmamak.
- Şehvet yerlerini örtmek.
- Cinsel isteklerini yasa dışı ilişkiden korumak
- Cinsel isteklerini yasadışı ilişkiden korumak.
- Görünmesi sakıncalı olmayacak dışında aşırı abartılı ziynetlerle gösteriş yapmamak.
- Şehvet yerlerinden olan göğüslerini de örtülerinin ucuyla kapatmak.
- Gece ihtiyacı için çıktıklarında, tacizden korunmak için gece elbiseleri yerine geleneksel dış kıyafetlerini giysinler şeklinde tavsiyelerin de yer aldığı kurallar konulmuştur.
Bu yaklaşımı kendi aklım ile değerlendirdiğimde değişik bir yorum yapabiliyorum ve elbette sadece beni bağlayan bir yorum.
Başka fikirlere ve farklı bir şekilde anlayıp ona göre hareket edenlere saygım var ve asla onlara yön verme yetkisinde değilim, farklı fikirler olduğu için kişisel fikrimi aktarmak istedim.
Ne demiştim;
Okuduğum ilgili meallere göre Kur’an, kadın ve erkeğin mutlaka kapalı olması gereken yerleri açıkladığı sonucuna varmıştım;
Gözün, Kaşın, Saçın, Ağzın, Parmakların, Ayağın, Kolun, Bacağın mutlaka kapanması gerektiğine ilişkin bir hükme, okuduğum meallerde ben rastlayamadım, sadece göğsün kapanması için öneriye bakıldığında “Örtülerini yaka / göğüs açıklıkları üzerine vursunlar / kapatsınlar.” Şeklinde olmasından hareketle, farklı yorum yapanların bunu da demek istiyor şeklinde yorumladıkları, baş ve saçı da kastediyor dedikleri yorum ortada kalıyor.
Ben bu yoruma da yanlış diyecek değilim, ilave yorum da olsa yorumdur saygı duyarım. İsteyen istediği yoruma uyar hesabı olursa kendisi verecektir.
Herkes kendi defterine yazar.
Ama, beni bu fikir tatmin etmedi.
Ben aklımı kullandığımda, Kur’an da insan vücudunda kapanması gereken yerler tek tek sayılmış iken ve kapanması gereken olarak sayılan yerler ile hiçbir benzer anlam taşımayan saç neden sayılmamış.
Üstelik, baş veya saçın kapanması farz kılınanlar ile hiçbir benzerliği varmı.?
Beni daha fazla düşünmeye bu farklılık itti.
Ben oluşan görüşümü bu iki gerekçeye dayandırıyorum ve saçın mutlaka kapanacak yerlerden sayılmadığını düşünüyorum.
Annemin ve kız kardeşimin de başında örtü kullandıklarını biliyorum ama saçlarının bir bölümünün açıkta kaldığını çok iyi hatırlıyorum.
Netice itibariyle Kur’an temel kurallar belirlemiş;
Kadınların ve erkeklerin de Kur’an da belirlenmiş temel iffet kuralları dahilinde, geleneksel veya mevsimsel ya da arzuları dahilinde farklı giyim tarzları oluşturması, aksesuar kullanması tamamen kendi inisiyatifindedir.
.Ancak bu ilave seçeneklerini İslam’ın bir şartı, bir unsuru olarak lanse etmelerinin Kur’an-ı Kerim’de ağır cezai karşılıkları olduğunu, meallerden anlayabiliyorum.
Sonuç itibariyle benim anladığım şu ki;
Örtünme ile ilgili ayetlerde de insanların kendilerini korumaları, toplum içinde saygınlıklarını muhafaza etmeleri ve aşırılıktan kaçınmaları üzerinde durulur.
Tarih boyunca bu ayetlerle ilgili farklı yorumlar yapılmıştır.
Bazı ilim insanları belirli uygulamaları farz olarak değerlendirirken, bazıları ayetlerin daha genel bir ahlâk ve ölçü anlayışı getirdiğini savunmuştur.
Kur’an insanın hangi bölgelerinin mutlaka kapanması gerektiğini belirlemektedir.
Yorum yaparak kelimenin kökü o anlamda kullanılıyor diyerek Kur’an hükmüne ekleme yapılması kişilerin yetkisinde değildir bu ağır sorumluluklar doğurur.
Önemli olan insanların, birbirini dış görünüş üzerinden yargılamaması ve dinî meseleleri ayrışma sebebi hâline getirmemesidir.
Çünkü din; Üstünlük aracı değil, ahlâkı güçlendiren bir rehberdir.
Örtünme konusu da yalnızca bir kıyafet tartışmasına indirgenmemelidir.
İnsanları gerçekten değerli kılan;
Dürüstlük, merhamet, adalet, saygı ve güzel ahlâktır.
Dış görünüş, elbette kişisel tercih ve inanç kapsamında önem taşıyabilir;
Ancak insanın değeri sadece şekille ölçülemez.
İffetli örtünme ve davranış tüm insanlardan beklenir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; Birbirimizi suçlamak değil, daha anlayışlı, daha adil ve daha ahlâklı bir toplum oluşturmaktır.
Çünkü iffetli insanı koruyan en güçlü şey, sadece dış görünüş değil, sağlam bir vicdan ve güzel ahlâktır.
Saygılarımla.

