İyi insanlar incindiğinde bağırmazlar…
Kırıp dökmez, ortalığı ayağa kaldırmazlar.
Çünkü en derin acılar çoğu zaman sessiz yaşanır.
Hesap sormazlar, uzun uzun kendilerini anlatmaya çalışmazlar.
Sadece içlerinde bir yere çekilir, yaşadıkları kırgınlığı sessizce kalplerine gömerler.
Ve bir gün, hiçbir şey olmamış gibi değil, her şeyi anlamış gibi uzaklaşırlar.
Ne intikam peşine düşerler ne de insanları küçük düşürmeye çalışırlar.
Yine gülümserler, yine kimseye kötülük düşünmezler.
Ama, içlerinde bir şey artık eskisi gibi değildir.
Çünkü bazı kırgınlıklar tamir edilmez, sadece kabullenilir.
Güven gider…
Yakınlık azalır…
Bir zamanlar sıcacık olan bağ, sessizce kopar.
İyi insanlar kötüye dönüşmez.
Hayata küsmeyi değil, daha dikkatli olmayı öğrenirler.
Kalplerinin kapısını herkese açmamayı, değerini bilmeyene emek vermemeyi öğrenirler.
Çünkü en çok da iyi niyet yorulur bu dünyada.
Eğer iyi bir insan hiçbir şey söylemeden senden uzaklaştıysa şunu bil:
Sana, belki de hiç kimsenin vermeyeceği kadar çok şans vermiştir.
Defalarca anlamaya çalışmış, kırılmasına rağmen susmuş, düzelir diye beklemiştir.
Ve artık gitmişse, gerçekten bitmiştir.
İyi insan olmak; sadece nazik olmak değildir.
Sabretmektir…
Kırıldığı halde kırmamaktır…
İçinde fırtına koparken bile vicdanını kaybetmemektir.
Bu yüzden iyi insan olmak bir meziyettir.
İhanet etmemektir.
Kendi sosyal statüsünü kaybetmemek uğruna ormanı yakmak değildir.!!
80’leri görmüş olmasına rağmen hala ben dememektir.!!
Herkese nasip olmaz.
İyi insan olmak değeri en geç anlaşılan şeylerden biridir.
Alıntı sözlerden köşe yazısına dönüştürülmüştür.
İyilik bayramı iyi insanlara mübarek olsun.
