“FEDERALİZM” MASALI BİTTİ: BARZANİ İÇİN YOLUN SONU
Ortadoğu’da otuz yıldır ısıtılıp servis edilen “parçalı yapı” senaryosu, bu kez bizzat Washington ağzından çöpe atıldı. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, “Irak’a dışarıdan dayatılan federalizm, aşiretçi ve çok bileşenli toplumsal yapıya uymuyor” sözleri, bir tespitten öte itiraftır. Bu cümle, Irak’ta federalizmi kutsal bir kazanım gibi pazarlayanların elindeki bütün broşürleri geçersiz kılmıştır. Mesaj açıktır: Federalizm Irak’ı birleştirmedi, aksine parçaladı ve artık Washington için maliyeti faydasını aşan bir yük haline geldi.
Peki bu tablo, yıllardır federal yapıyı kendi hanesine siyasi sermaye olarak yazan Talabani–Barzani çizgisi için ne anlama geliyor? Cevap net: Kukla tiyatrosunda perde kapanıyor. Çünkü emperyal projelerde aktörler değil, roller önemlidir; rol bittiğinde oyuncu da sahneden indirilir.
Taşeronluk İhalesinde Yeni Heves
Düne kadar Amerika’nın “kara gücüm” diye pazarladığı PKK/SDG unsurlarının bugün sessizce rafa kaldırılması, tesadüf değildir. Washington, kullandığı aparatlar eskidikçe yenilerini arar; ama bu kez daha az gürültü çıkaran, daha az dosyası olan figürler peşindedir. Mesud Barzani’nin son dönemde artan hamasi çıkışları, dün düşman ilan ettiklerine bugün zeytin dalı uzatması tam olarak bu arayışın ürünüdür. Ama kimse kendini kandırmasın: Bu bir “ulusal birlik” çağrısı değil, boşalan taşeronluk koltuğuna talip olma çabasıdır.
Sadakat Masalı ve Coğrafyanın Tokadı
Barzani’nin en büyük yanılgısı, emperyal aklın sadakatle tatmin edilebileceğini sanmasıdır. Oysa ABD için müttefik yoktur; sadece miadı dolmamış araçlar vardır. Bugün Barrack’ın ağzından dökülen “federalizm uymuyor” cümlesi, aslında Barzani’nin altındaki halının yavaş yavaş çekildiğinin ilanıdır. Suriye’de YPG/PKK ile kurulan o karanlık temaslar, yalnızca Türkiye’nin değil, artık maliyet hesabı yapan Washington’ın da radarındadır.
Ankara’nın Kırmızı Çizgisi Net
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Sıra Sincar’a gelecek” uyarısı, basit bir askeri takvim değil; siyasi bir tasfiye mesajıdır. Türkiye, sınırlarının ötesinde “terör sonrası boşluk” bahanesiyle sahaya sürülen hiçbir yapıya göz yummayacaktır. Barzani’nin ikircikli Suriye politikası ve ABD’ye yaslanma gayreti, onu hem Ankara’nın hem de Şam’ın ortak itiraz alanına sokmaktadır. Bu coğrafyada kökü dışarıda olan her siyasi mühendislik, er ya da geç yerin sert gerçeklerine çarpar.
Yanlış Okunan Tarih
Barzani ailesinin asıl sorunu, tarihi bir miras gibi taşıdığı bölgesel meşruiyeti, geçici küresel ittifaklarla ikame edebileceğini sanmasıdır. Oysa bu coğrafyada güç, Washington’dan alınan onayla değil; komşularla kurulan dengeli ilişkilerle kalıcı olur. Bugün ABD’nin çıkar defterinde bir satır bile kaplamayan “bağımsızlık” söylemi, yarın Barzani’nin hanesine ağır bir yalnızlık faturası olarak dönebilir.
Senaryoyu Yazmayanın Akıbeti
Ortadoğu’da defalarca görüldü: Senaryoyu yazmayan, sadece rolünü oynar; rol bitince de sahneden indirilir. Dün alkışlananlar bugün unutulur, dün vazgeçilmez denilenler yarın yük ilan edilir. Barzani için yol ayrımı tam da buradadır: Ya bu coğrafyanın asli unsuru olduğunu hatırlayıp gerçeklerle yüzleşecek ya da kendisinden önce “kullanılıp bırakılanlar” gibi tarihin dipnotlarında anılacaktır.
Son Olarak
Bu toprakların değerlerine sırt dönüp, dış mutfaklarda pişirilen senaryolara figüranlık edenlerin sonu değişmez. Barzani, Barrack’ın sözlerini dikkatle okumalıdır. Türkiye’yi karşısına alarak, emperyalistlerin çizdiği sınırlarla oyun kurmaya kalkmak, yalnızca o oyunun altında kalmaya yarar.
Unutma Barzani:
Bu tiyatroda roller her an değişir ama senaryoyu yazan sen değilsin.

