Türkiye bugün, büyük bir gürültüyle değil, sessizce çöken bir gerçeğin içinde yaşıyor. Demografik yapımız, farkına varmadan eriyor. Resmi veriler alarm zillerini çalıyor: Doğurganlık hızımız 1,48’e düşmüş durumda. Bu oran, bir nüfusun kendini yenileme sınırı olan 2,1’in çok ama çok altında.
TÜİK verileri, nüfus erozyonunu çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor: 0–4 yaş nüfusu, son yılların en düşük seviyesi olan 4,9 milyon bandına indi. Ülkemizin en genç ilçesi dahi artık yaşlanıyor. Evlilikler azalıyor, boşanmalar artıyor: 2023’te 173 bin olan boşanma sayısı, 2024’te 187 bine yükseldi. Gençler aile kurmaktan çekiniyor; evlenme yaşı her iki cinsiyette de 30’a dayanmış durumda. Bu tablo, bir sonuçtur. Peki, bizi bu noktaya getiren gerçek sebep nerede?
Aileyi zayıflatan politikaların faturası
Gençler evlenmeyi ertelemiyor; çekiniyor. Kadın da, erkek de aile kurmayı riskli görüyor. Ve bunun nedeni, yaygın inanışın aksine, "dış güçler, sosyal medya, modernleşme" değil. Ana neden, yıllardır uygulanan yanlış aile politikalarıdır.
Aileyi merkeze almayan politikalar, dengeyi bozdu. Örneğin, 6284 Sayılı Kanun’un ölçüsüz uygulanması, delilsiz uzaklaştırmaları rutinleştirdi ve masumiyet karinesini göz ardı etti. Süresiz nafaka gibi uygulamalar, kısa evlilikleri ömür boyu borca çevirerek evlilik kurumunu caydırıcı hale getirdi. “Kadın güçlendirme” politikaları, aileyi bütüncül olarak güçlendirmeden, sadece tek bir tarafı öne çıkardığı için yapısal dengeyi altüst etti.
Eğitim sistemi de bu çöküşün mimarlarından: 4+4+4 ve üniversite politikaları, gençleri neredeyse 25 yaşına kadar aktif hayattan kopardı. Yüksek işsizlik oranları ve geç evlilik kültürü, anneliği 30’lu yaşlara itti. Bugün geldiğimiz nokta bir sürpriz değil; bu, bizzat devlet eliyle üretilmiş sosyolojik bir sonuçtur.
Çözüm Belli: Aileyi merkeze döndürmek
Demografik çöküşle mücadelede ekonomik teşvik tek başına yetmez. Sorun ekonomik değil, politik bir tercihin sonucudur. Dolayısıyla çözüm, radikal bir politika değişikliğinde yatmaktadır:
6284 yeniden dengelenmeli: Uygulamada masumiyet karinesi merkeze alınmalı, delile dayalı kararlar esas olmalıdır.
Süresiz nafaka kaldırılmalı: Yerine adil, öngörülebilir ve süreli bir sisteme geçilmelidir.
Eğitim modeli değişmeli: Gençleri 30 yaşına kadar oyalayan, onları hayatın pratiklerinden uzaklaştıran bu model, aileyi erken yaşta kurmayı ve üretkenliği teşvik edecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Tarafsız Denge: Aileyi sadece güçlendiren değil, aynı zamanda fertleri arasında tarafsız dengeyi koruyan yeni bir toplumsal politika inşa edilmelidir.
Gelecek kayboluyor
Bugün yaşadığımız şey, geri dönüşü zor bir demografik çöküşün başlangıcıdır. Ve bu çöküşün faili toplum değil, gençler değil, sosyal medya hiç değil… Yanlış aile politikalarıdır.
Bu gidişat düzeltilmezse, yarın çok geç olacaktır. Kaybettiğimiz, sadece nüfus sayımız değil, geleceğimizdir. Yetkililere çağrımız: Sessiz Çöküşü durduracak politik cesareti bir an önce gösterin.
