Türkiye’de mülk sahibi olmak artık bir yatırım değil, bile isteye ateşe yürümektir. Hele ki o mülkü kiraya vermek? Kelimenin tam anlamıyla Rus ruletidir.
Geçtiğimiz günlerde başıma gelen, bu ülkede "iyiliğin" nasıl cezalandırıldığının kanıtıdır. Depremzede bir polis memuruna, mesleğine güvenip, mağduriyetine üzülüp evimi yarı fiyatına verdim. Süre belli, rakam belli, söz belli. Süre doldu, "Evimden çık" dedim. Aldığım cevap ne oldu biliyor musunuz? "Söz verdim ama çıkmam!"
Polis bu. Kanunu uygulayan, adaleti temsil eden üniformayı giyen kişi. Kapısına gittim, beni şikâyet etmekle tehdit etti. Kendi evimde, kendi malımda suçlu durumuna düştüm. Sonuç mu? O işgalciyi evimden çıkarabilmek için üstüne para verdim! Yanlış duymadınız. Kendi evime tekrar sahip olabilmek için, evimi gasp edene "lütfen çık" parası ödedim. Parayı utanmadan aldı ve çıktı.
O gün o evi sattım. Yemin ettim: 100 evim olsa, bir tanesini bile kiraya vermem. Çürüsün, boş kalsın ama başıma bu devlet destekli belayı almam. (Alıntı)
1 yıllık sözleşme yalanı ve 11 yıllık esaret
Hukukçular, kanun yapıcılar bize masal anlatmayı bıraksın. Türkiye'de kira sözleşmesi dediğiniz kâğıt parçası, kiracı "ben çıkıyorum" diyene kadar tuvalet kâğıdından farksızdır.
Bir yıllık imza atıyorsunuz, kanun size diyor ki: "Hop dedik! O imza kiracı isterse 10 yıl uzar, bir de tahliye süreci ekle, al sana 11 yıl."
Beyler, bu evin ortağı mısınız? Bu eve tuğla mı taşıdınız? İnsanlar dişinden tırnağından artırıp, ömür boyu çalışıp bir ev alıyor. Sonra devlet sistemi diyor ki: "Senin mülkiyet hakkın, kiracının keyfi kaçana kadardır."
Adam kirayı ödemiyor, mahkemeye gidiyorsun. Dava açmak aylar, ilk duruşma bir yıl, istinaf bilmem kaç yıl... Bu süreçte kiracı bedava oturmaya devam ediyor. Evi harabeye çeviriyor, duvarları yıkıyor, çıkarken de anahtarı fırlatıp gidiyor. Zararı kim karşılıyor? Hiç kimse.

Hukuk mağduru sever ama hangi mağduru?
Ülkede hukuk terazisi şirazesini kaybetmiş durumda. Tıpkı 3 ay evli kalıp ömür boyu nafaka ödeyen adamın dramı gibi, 1 yıl evini kiralayıp 11 yıl evine giremeyen ev sahibinin dramı da aynı kökten besleniyor.
Buna "sosyal devlet" demeyin. Buna "mülke çökme yasası" denir. Bir insanın malını, rızası dışında yıllarca başkasına kullandırmak, üstelik ödeme yapmadığında bile tahliye edememek, modern çağın gasp yöntemidir.
Boş ev vergisi mi? Hadi oradan!
Şimdi kalkmışlar "Evini kiraya vermeyenden boş ev vergisi alacağız" diye tehdit savuruyorlar. Siz önce ev sahibini, malına çöken kötü niyetli kiracıdan koruyun! Siz önce, kira ödemeyen adamı 1 ayda kapının önüne koyacak sistemi getirin.
İnsanlar evlerini neden boş tutuyor sanıyorsunuz? Paraya ihtiyaçları olmadığından mı? Hayır! Milyonluk yatırımları, kanun arkasına saklanan zorbalar tarafından heba edilmesin diye. Adam malıyla rezil oluyor, sinir hastası oluyor, mahkeme koridorlarında sürünüyor.
Sistem adaletsizlik üretiyor
Elbette dürüst kiracılar var, elbette herkes aynı değil. Ama kanunlar "kötü niyetliyi" engellemek için vardır. Mevcut sistem ise kötü niyetli kiracıya "Korkma, otur, ödeme, ev sahibi uğraşsın dursun, nasılsa 3 seneden önce atamaz" diyerek cesaret veriyor.
Rüzgar döndü beyler. Artık mağdur olan kiracı değil, ev sahipleridir. Ve bu kafa devam ettiği sürece, kiralık ev bulmak hayal olacak. Çünkü aklı olan hiç kimse, bu şartlarda evini bu riske atmaz. Ben attım, bedelini "haraç" ödeyerek ve evi satarak ödedim. Geçmiş olsun.
