AR-GE’nin İdam Fermanı: Teknolojiye Atılan Gümrük Formatı!
Türkiye’de teknoloji üretmek, bir "garaj hikayesi" yazmak veya dünyaya entegre bir girişim kurmak artık sadece bir hayal değil, resmi makamlarca onaylanmış bir "suç unsuru" haline gelmiştir. 6 Şubat itibarıyla yürürlüğe girecek olan o meşhur karar —30 Euro’luk gümrük muafiyetinin tamamen kaldırılması— sadece bir vergi düzenlemesi değildir; bu, ülkenin inovasyon damarlarına basılan bir turnikedir.
Teknik Bir Suikast: "Sinek İçin Evi Yakmak"
Yıllardır "yerli ve milli" sloganlarıyla gençleri kodlamaya, robotiğe ve üretim yapmaya teşvik eden mekanizma, bugün o gençlerin elinden anahtarını almıştır. Dünyanın geri kalanında bir öğrenci, 5 dolarlık bir sensörü veya 10 dolarlık bir mikroçipi kapısına kadar getirtip projesine dahil ederken; Türkiye’deki akranı artık bir gümrük müşaviri ordusuyla, antrepo masraflarıyla ve malın bedelini kat kat aşan bürokratik engellerle boğuşacak.
Bu düzenleme, "çer çöp" diye tabir edilen ucuz tüketim mallarını engelleme bahanesiyle, ülkenin teknolojik nefes borusunu kesmektir. Sineği öldürmek için evi yakmak, tam olarak budur.
İç Piyasanın İnsafı Değil, İthalatçının Köleliği
Ticaret odalarının "haksız rekabet" çığlıklarının ardında, aslında halkı fahiş kâr marjlarına mahkum etme arzusu yatıyor. Yurt dışından 150 TL’ye mal edilen bir ürünü, iç piyasada "yerli ticareti koruyoruz" maskesi altında 3 bin TL’ye satmak ticaret değil, rantiye sistemidir. Devlet, vatandaşını bu modern tefecilik sistemine mecbur bırakarak, teknolojik gelişimi "birkaç tüccarın cüzdanına" kurban etmiştir.
Daha karar yürürlüğe girmeden başlayan "zam fırtınası" ise bu düzenlemenin kime hizmet ettiğinin en büyük kanıtıdır. Piyasa, tüketicinin kaçacak hiçbir yeri kalmadığını gördüğü anda dişlerini göstermeye başlamıştır.
Dijital Dünyada "Kuzey Koreleşmek"
Dünya, "Açık Kaynak" (Open Source) felsefesiyle küresel bir atölyeye dönüşürken, Türkiye kendi etrafına aşılmaz duvarlar örmektedir. Bu karar, Türkiye'yi teknolojik bir açık hava hapishanesine çevirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Küresel tedarik zinciriyle bağı koparılan bir ülkeden "Unicorn" çıkmasını beklemek, çölde buğday yetiştirmeye çalışmak kadar absürttür.
Geleceği Gümrükte Rehin Aldınız
Gereksiz ithalatı önlemek; akıllıca kodlanmış gümrük tarifeleriyle, ürün bazlı filtrelemelerle ve gerçek üreticiyi koruyan teşviklerle olur. Her şeyi toptan yasaklamak, "Ben bu süreci yönetemiyorum, o yüzden kapatıyorum" demektir.
Hani inovasyon? Hani dünya ile yarışan gençler? Siz bugün 30 Euro’nun hesabını yaparken, Türkiye’nin teknolojik geleceğine "format attınız". Ve ne yazık ki bu formatın geri dönüşü olmayacak; çünkü kaçırdığımız sadece ucuz ürünler değil, bu ülkenin üretim heyecanı ve geleceğidir.

