Ben Arapça bilmem.
Ancak Kur’an’ı yorumlayan çok sayıda kişinin bilim insanının meallerini okuyarak ve karşılaştırarak gerçeğe ulaşmanın, daha kolay olduğunu düşündüm.
Bu yöntem bana, yüce kitabımızın mesajlarını anlamada oldukça yardımcı oluyor.
Çok sayıda farklı meal ve yorumları inceleyerek, hangi yorumların gerçekleştirilebilir, akla ve mantığa uygun olduğuna karar vermek mümkün oluyor.
İslâm öncesi Arap toplumunda çok eşlilik oldukça yaygın bir uygulamaydı.
Hatta sadece Araplarda değil, Yahudilikte, Perslerde, Hint toplumlarında da erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi olağan kabul ediliyordu.
Bazen bu durumun hiçbir sınırı da yoktu, onlarca hatta yüzlerce sayıyı buluyordu.
Kur’an;
İndiği dönemde karşılaşılan bu toplumsal gerçeğe kayıtsız kalmadı, fakat getirdiği düzenlemeler teşvikten ziyade, koruma amacını taşıyordu.
Benim kanaatim;
Kur’an’ın bütünlüğüne baktığımızda [Mealleri okuduğumda] akla ve mantığa uygun, asıl olanın hatta fiilen gerçekleşmesi mümkün olanın tek eşlilik olduğudur.
Bu sonuca nasıl vardığımı adım adım aktarmak isterim.
NİSA 3’ÜN MESAJI
Nisâ Suresi 3. ayette yetim kızların mallarını haksızlıkla yemenin yasaklandığı, adaletten korkuluyorsa onların “nikâh altına alınması” gerektiği ifade edilir.
Buradaki “nikâhlayın” kelimesi sadece “evlenin” anlamına gelmez,aynı zamanda koruyun, himaye edin, evlenmelerine yardımcı olun anlamlarını da içerir.
Evlenmelerine yardımcı olun denilmesi nikahlayın kelimesinin korumaya yardımcı olma anlamına geldiğini de ispat ediyor.
Sadece evlenme anlamı taşısaydı, evlendirilmelerine yardımcı olun denilmezdi.
Ayetin merkezinde “eş sayısı” değil, adalet ve korunma vurgusu vardır.
NİSA 129’UN KESİN UYARISI
Kur’an’ın evlilik konusundaki asıl hedefini Nisâ 129’da görüyoruz.
“Ne kadar uğraşsanız da eşleriniz arasında adaleti sağlayamazsınız” Diyor.
Bu ifade çok nettir.
Birden fazla evlilik yapıldığında adaletin tam anlamıyla sağlanamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla burada müsaadenin sınırları gösterilmiş, ideal olanın adaleti zedelemeyecek tek evlilik olduğunun vahyedildiği anlaşılmaktadır.
MANTIKSAL SAĞLAMA
İlkokulda dört işlem yaptığımızda bir de sağlamasını yapar, sonucun doğruluğunu test ederdik. Aynı yöntemi bu meselede denedim.
Dünya nüfusuna baktığımızda kadın-erkek oranı neredeyse eşittir. [%49,5 - %50,5.]
Eğer erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi yaygın ve sürekli olsaydı, milyonlarca erkek evlenecek eş bulamayacaktı. Bu da çözümü bile olamayan toplumsal bir kargaşaya yol açardı.
Allah’ın sağladığı bu denge, zaten tek eşliliğin esas olduğunun en basit kanıtıdır. Sağlamasıdır.
Kur’an’ın indiği dönemde savaşlar, yetimler ve dul kadınlar toplumda çoktu. Bu şartlarda bir erkeğin birden fazla kadını koruma altına almasına izin verilmesi, aslında toplumsal bir soruna çözüm üretme amacı taşımaktadır. Amacı birden fazla evlilik kesinlikle değildir.
Bu koruma amaçlı ruhsat ve sınırlı bir izindir.
SONUÇ
Bütün bu ayetleri ve mantıksal sağlamaları birlikte değerlendirdiğimizde,ortaya çıkan gerçek nettir.
Geçmişte Yahudilikte, Perslerde, Hint toplumlarında yüzlerce eşin bir erkeğe bağlı olması yaygınken, Kur’an bu sınırsızlığa son vererek adalet ve dengeyi ön plana çıkarmıştır.
“Nikah” kelimesi, yalnızca evlenmek değil, korumak, sahiplenmek ve evlendirmeye yardımcı olmak anlamını da taşır.
Esas olan tek eşliliktir.
Farklı kişilerin 30-40 bilim adamının meallerini okudum, fikrimin uyuştuğu, sadece üç bilim adamının meali ile sınırlı kaldı.
Diğerlerinin yorumları ne yazık ki akıl ve mantığın hatta fiili olarak gerçekleşmesi mümkün olmayan sapkın fikirlerden ibaret. Bunların Allah’ın fiilen sağladığı nüfus dengesini görememeleri, kötü niyetin eseridir.
Çok yazık.
