MAHREMİYET, İNSANLIK VE GELENEKLER
Dinî Esaslar ve Mahremiyet
Örtünme yüce kitabımızda açıkça belirtilmiş bir gerekliliktir.
Bu hem mahremiyeti korumak hem de insan onurunu gözetmek açısından çok önemlidir.
Bu kural hem kadın hem erkek için olduğu gibi örtünme Allah’ın emri ve insan olmanın gereğidir.
Kültürel ve Bireysel Bir Tercih
Tarih boyunca kültürel ve yerel geleneklerin, bazen dinin ötesinde yorumlar geliştirmesi, yerel ve kültürel geleneklerin dini gerekler olarak algılanmasına sebep olmuştur.
Kadının saçı bunların başında geliyor.
Yüce kitabımız Kur’an’da yer alış şekline bakıldığında, saçın kapatılmasıyla ilgili zorunlu olduğuna ilişkin ısrarcı görüşler olduğu gibi bir zorunluluğun olmadığı görüşünde olanlar da vardır ve dilimize yapılan çevirilerde / meallerde bu farklı görüşler hemen fark ediliyor.
İnsan düşünüyor ve hangisi doğru bulmaya çalışıyor.
Aklını kullanabilen insanlar için bu çok kolay diye düşünüyorum ve elbette konunun uzmanlarının hazırladığı meallere göre aklımızı da ekleyip karar vermek gerekiyor.
Şöyle;
Burada çok önemli bir ayrıntı var, farklı mealleri okuduğumuzda saçın mutlaka kapanması gerektiğinde ısrarcı bilim insanlarının meallerinde “baş” veya “saç” kelimeleri “parantez içinde” yazıyorlar. Yani kendi yorumları gereği ekleme yaptıkları anlaşılıyor.
Karşı görüşler ise bu kelimelerin yüce kitabımızda yer almadığını, parantez içinde bir ek yer yapmadan net bir şekilde örtünmede saçın örtülmesinin şart olmadığını söylüyorlar.
Yazım tekniğine baktığımızda bile Yüce kitabımızda “baş” veya “saç” kelimelerinin yer almadığı görüşünü savunan ilim adamlarının görüşleri daha değer kazanıyor, zaten insan mantığı da buna daha yakın.
İnsan diyor ki saç, kadının yüzünden gözünden daha tehlikelimi, eğer saç mutlaka kapanmalı ise kadının hiçbir yerinin de görünmemesi gerekmez mi.? Saçın mutlak kapanmasını savunanlar gariptir kadın yüzünün açık olabileceğini söylerken tezat içinde bulunuyorlar. [Allah’ın yarattığı ilk insanları düşünelim, hatta Kur’an’ı Kerim’in indirilmesi öncesi insanları düşünelim]
Bugün de böyle ve birçok kadın, saçını örtmeyi dini gerekçeler yanında toplumsal bir gelenek, estetik bir tercih veya kişisel bir aksesuar, mevsimsel gerekler hatta siyasi görüş aktarımı olarak kullanmakta. Elbette bu, yadırganan bir şey de değil.
Kişisel tercihleridir, özgür davranışlarıdır, başkalarının özgürlük alanını ihlal etmedikleri sürece kimseyi de ilgilendirmez.
İlgilendirmemeli.
Ama, saçın kapanması, bu kadar farklı fikir ve ısrarcı olanların bile meallerinde parantez içinde yer vermeleri bu konuda emin olmadıklarını, içten gelen his ve duyguları olduğunu da gösteriyor.
Bu, İslam’ın temel kuralı bir şartı olarak dayatılırsa tamamen ayrışmaya sebep olacaktır. Oluyor da.
Oysa yüce dinimiz ayrışmaya karşıdır.
Özgürlük ve Toplumsal Kurallar
Dinî olarak örtünmesi gereken yerlerin örtülmemesi, kişisel bir özgürlük olarak değerlendirilemez eğer dinimizin bir gereği varsa o yerine getirilmelidir, kişi İslam dinine inanmıyorsa elbette bu davranış zorla değiştirilemez.
Örtünmek aslında insan olmanın gereğidir, bu konuda ayrıntıyı vermeden genel olarak yüce dinimizin belirlediği sınırlar da vardır, inanan insanın bunu inkâr etmesi doğru da değil.
Bu da hem erkek hem de kadın için bir gerekliliktir.
Nasıl olmalı derseniz, boyun altından başlayıp, göğüsleri de kapatan, dirsek ve diz kapaklarını kapsayan, vücut hatlarını belli etmeyecek rahatlıkta, ki bu bilimsel olarak da ispat edildiği üzere sağlık açısından da önemli olan rahat bir kıyafettir.
Bilime, akla ve yüce kitabımıza dayanmayan fikir ve davranışlar yüce dinimize çok büyük haksızlıktır, zarar vermektedir. Her şeyde olduğu gibi bu hususunda makul sınırı olmalıdır vardır.
Yüce dinimizi Kur’an-da bile olmayan şekil şartlarına bağlamak yüce kitabımızı değersizleştirmeye yönelik olduğu gibi gençlerimizi güzel dinimizden uzaklaştırmaktadır.
Bu tam haçlı zihniyetinin istediği, bunlara sebep olunmamalıdır.
Aynı şekilde, toplumsal kurallar da önemlidir ve toplumsal kurallara saygı duymak yine insan olmanın gereğidir.
Bu konuda katı ve tek taraflı yorumlar, dinimizin ruhunu anlamayı zorlaştırabilir ve yanlış anlamalara yol açabilir, zaten açıyor ve büyük zararlar veriyor, ayrıştırmaya neden oluyor, oysa dinimiz ayrışmalara kökten karşıdır.
Dinimiz saç, sakal gibi gerekçeleri amaç edinmez, böyle bir fikirde diretmek dinimize yapılacak en büyük kötülüktür.
Dünya insanlarına baktığımızda, yüce dinimizde şart olduğu belirtilen, aslında olmayan birçok kuralın inançsız insanların bile gelenekleri arasında yer aldığını görmek mümkün.
Önemli olan, mahremiyetin ve saygının korunması, aynı zamanda kültürel farklılıkların ve bireysel tercihlerin dikkate alınmasıdır.
Rahat ve Saygın Örtünme, İnsanın Güzelliği
Mahremiyet esasen insan onuruyla ilgilidir.
Her iki cinsin de rahat ve insana yakışan giysiler tercih etmesi hem fiziki rahatlık sağlar hem de insanın içsel ve dışsal güzelliğini ortaya çıkarır, bu insan sağlığı için de geçerli olandır.
Din, insanı zorla sınırlamak değil, kul olmayı, onurunu ve ahlakını korumak için rehberlik eder.
Saç üzerinden yapılan katı yorumlar, çoğu zaman yanlış kültürel kodlamaların bir sonucudur ve kadınların özgürce tercih yapma imkânını etkileyebilir.
Maalesef etkiliyor ve yanlış değerlendirme yapanlar Peygamberimizin eşi olan Hz. Hatice’yi örnek almalarının önünü kapatıyorlar, buna engel oluyorlar.
Biliyorsunuz yörenin en büyük taciri idi.
Sonuç
İslâmiyet mükemmel ve noksanı olmayan yüce bir dindir, toplumsal kurallar abidesidir.
Mahremiyet ve örtünme, insanlık onuru ve toplumsal düzenle ilgilidir, bazı hususlar ise tamamen geleneklerle ilgilidir. Geleneksel bazı alışkanlıklar dinin temeli olarak sayılamaz.
Yüce Kitabımızı, dinimizi saç veya sakal ile özdeşleştirmek dinimize yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Sakal bırakmak ya da saçın örtülmesi, toplumsal gelenek ve bireysel tercihlerin bir yansımasıdır.
Bunu dinin zorunluluğu olarak kabul etmek ayrıştırmaya sebep olur, oluyor zaten, kötü insanlar bu kılıklara bürünerek insanlık suçu işliyor ve suçlarını, dini kural olarak toplumda yerleşik kılık ve kıyafetlerle, sakalla kamufle ediyorlar.
Oysa dinimiz bu kadar zayıf kurallar içermez ve ayrıştırmayı reddeder.
Öte yandan insanı güzelleştiren örtünmedir ve bunu kimse inkâr edemez, boyun altından diz kapağına kadar, hatları belli etmeyen rahat ve saygılı giysiler insan olmanın da gereğidir. Hem erkek hem kadın için.
Bunun insan sağlığını olumlu etkilediğinin ispatı, bilimsel olarak da mümkündür.
Çıplaklık hem erkek hem kadın için kabul edilemez ve başkasının özgürlük alanını işgal anlamı taşır ve insanlığa da aykırıdır.
Makul bir örtünme insanlığı güzelleştirir.
Yüce kitabımızdaki kurallarda bu doğrultudadır.
Diye düşündüm. Farklı düşünenlere de elbette saygım vardır.
