İman Bizde, Ahlak Japonya’da mı?
Japonya…
Allah inancı yok denecek kadar az. Kur’an bilinmiyor, peygamber tanınmıyor.
Buna rağmen sokaklar temiz, rüşvet ayıp, kul hakkı dokunulmaz, yalan yüz kızartıcı.
Peki Kur’an bu tabloya ne der?
Ahlakı imanın ayrılmaz parçası sayar. İman edenler ve salih amel işleyenleri yüceltir.
Ama aynı Kur’an şunu da söyler:
Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür.
Yani iyilik karşılıksız değildir, fakat kurtuluşun ölçüsü imanla tamamlanmış ahlaktır.
Müslüman ülkelere bakalım:
Camiler dolu, Kur’an her evde, Allah dillerde, Peygamber dillerde … ama;
Rüşvet ; “çözüm olmuş”
Yalan ; “Her yere sinmiş”
Kamu malı : “sahipsiz”
Kul hakkı ; “teferruat” vs. vs.
…..
Kur’an bu çelişkilere çok serttir:
“Niçin yapmadığınız şeyi söylüyorsunuz” diyor.
“İbadet var ama ahlak yoksa bu ikiyüzlülüktür” diyor.
Acı gerçek şudur:
Kur’an’ın emrettiği dürüstlük, temizlik ve adalet bugün Japonya’da yaşanıyor, Müslüman ülkelerde ise çoğu zaman sadece anlatılıyor. Evet sadece anlatılıyor. Hem de yanlış anlatılıyor.
Örnek mi istersiniz: Cuma namazını kılanın bir sonraki cumaya kadar işleyeceği günahlar affedilir deniyor ve bu, ülke genelinde Hadis denilerek okunan hutbeden.
O zaman soralım mı, Japonlar kurtulur mu diye?
İşte bu hüküm bize ait değildir. Buna karar verecek biz değiliz.
Kur’an çok açık konuşur:
Biz peygamber göndermedikçe azap etmeyiz der.
Hakikat kendisine ulaşmamışsa, hesap Allah’ın adaletine ve rahmetine kalır deniliyor.
Ama bizim için mazeret yoktur.
Çünkü Kur’an bizdedir.
Biz Müslümanlar, zalim isek, adil değilsek, hak yiyorsak, temiz değilsek kısaca mü’min olamamışsak, yani İslâm kalbimize yerleşmemişse vay halimize.
Son söz:
İman varken, ahlak yoksa çok tehlikelidir.
Ahlak, iman yoksa eksiktir.
Kur’an’ın hedefi nettir: İmanlı bir kalp, adaletli, iyilikle yoğrulmuş bir hayat.
Şu bir gerçek ve Japonya bize şunu hatırlatıyor:
Ahlakı kaybeden Müslüman, imanı temsil edemez.
Tıpkı devletten beslenen KONYAKÇI’ların İslam’ı, İman’ı temsil edemeyecekleri gibi.
Gelecek yeni yılımız hayırlara vesile olsun.
