İncil’de, fakir bir dul kadının, sahip olduğu iki bakır parayı tapınak hazinesine bırakması anlatılır.
Zenginler büyük bağışlar yaparken, İsa o kadının armağanını herkesten üstün görür.
Çünkü o, elindekinin tamamını vermiştir.
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’debu hakikat,ayetlerle dahada etkili bir şekilde anlatılır.
Şöyle.
*“Allah yolunda mallarını harcayanların durumu, yedi başak bitiren [veren] bir tohuma benzer…” (Bakara, 261) denilirkenAllah yolunda yapılan harcamaların karşılığının kat kat verileceğini belirtir.
*“Onlar, kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile başkalarını kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 9) denilirken, başkalarını kendilerine tercih edenlerin üstün olduğu ifade edilir.
*Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. [Nisa 10] denilirken, kayıt dışında devlete ödenmesi gerekirken çeşitli yöntemlerle iç edilen gelirleri aynı zamanda kul hakkı olduğundan çok büyük ceza ile karşılık bulacağını ifade ediyor.
Bugün çok ilginç bir tablo var?
Birçok büyük iş adamları, çoğu zaman devletin imkânlarını sömürerek, gerçek kazançlarını kayıt dışında tutarak servetlerine servet katarken, arada sırada, bir okul, bir cami ya da bir kısım nakit bağışlar yaparak bankalarda bile tutmadan çuvallarla topladıkları paralarımeşrulaştırmaya çalışır. Bunda da başarılı olurlar.
Bu hayır yöntemleri devlet yetkisi kullananlar nezdindede başarılı ve iyilik perisi görülmelerinin ölçüsü kabul edildiğinden, bu kitlenin koruyuculuğunu da üstlenmiş olurlar, onlara zarar verebilecek mekanizmalar, bu gerekçeyle yavaş çalışır, hatta koruma kalkanı bile oluşturabilirler.
Son günlerde ilimizde yaşanan bir olay bunu açıkça ispat ediyor.
Bu kişiler kazançlarını kayıt dışında tutarkengösterişler gerçek fedakârlık veya samimiyetten yoksun bağışları, çoğu zaman itibar ve çıkar sağlamak amacı taşıyor.
Daha kötüsü, bazı güçlerin bu kişilere yakın durması veya koruyor görüntüsü veren davranışlar sergilemesiacı verici ve halk nezdinde hoş karşılanmıyor.
Devletin imkânlarını sömürenlerle aynı masaya oturmak, adalet ve vicdan duygusunu zedeler, topluma yanlış mesaj verir.
Öte yandan, maaşından kısarak afetzedeye yardım gönderen, komşusuna ekmeğini paylaşan sıradan vatandaş, işte o dul kadının mirasını yaşattığı gibi Kur’an ayetlerinin gerçeğini haykırıyor.
Gerçek soru şudur.
Hazinemiz yüreğimizde mi?
Cevabımız;
Dayanışma, kardeşlik ve insan sevgisi hazinemiz ise, emin olun ki verdiğimiz en küçük armağan bile, dünyaya ışık saçan en büyük değer olacaktır.
