Atatürk’e destek veren kadınlar, yalnızca kişiye değil, bağımsızlık, eşitlik ve insan onuru için verilen büyük bir mücadeleye omuz vermişlerdir.
Onlar, vatanın işgal altında olduğu karanlık günlerde korkuya boyun eğmeyen, milletin geleceğine ışık tutan cesur Türk kadınlarıydı.
Bu ülke, bu millet, Halide Edib’in kalemiyle, Kara Fatma’nın silahıyla, Şerife Bacı’nın yüreğiyle yeniden ayağa kalktı.
Bu kadınlar Atatürk’ün yanında yer alırken, şahsa değil, bağımsız Türkiye idealine destek oldular.
Onların mücadelesi, kadının da erkek kadar vatanın sahibi olduğunu dünyaya gösterdi. Atatürk, bu gerçeği görüp “Dünyada her şey kadının eseridir” derken, aslında bu kahramanların emeğini ve fedakârlığını dile getiriyordu.
Bugün bile Atatürk’e küfreden, hakaret edenler, tamamen yanlış bilgileri sosyal medyada paylaşanlar kendilerinin korunduğunu zannederken çok yanılıyorlar.!!
Atatürk’e hakaret yalnızca bir lidere hakaret değildir.
O liderle birlikte yola çıkan, cepheye mermi taşıyan, kalemiyle, duasıyla, cesaretiyle bu millete yön veren tüm o asil kadınlara da saygısızlıktır.
Çünkü onların inandığı değerler, bugün hâlâ üzerinde yaşadığımız özgür vatanın temelidir.
Küfür, fikir değildir.
Hakaret, eleştiri değildir.
Atatürk’ü karalamak;
Türk kadınının onuruna, emeğine, cesaretine gölge düşürmektir.
Fatih Sultan Mehmet’e de hakarettir.
Çünkü bir ulusun geçmişine hakaret ediliyor.
Atatürk’e dil uzatmak, Kadınlardan oluşan birliğiyle cephede savaşarak Millî Mücadele’ye fiilen katılan Kara Fatma’nın.
İnebolu’dan cepheye cephane taşırken donarak şehit olup fedakârlığın simgesi olan Şerife Bacı’nın.
Millî mücadelenin fikir önderi Halide Edib’in.
Milli direniş ruhunun sembolü olarak halkı mücadeleye cesaretlendiren Nene Hatun’un.
Küçük yaşta cephede savaşlara katılıp babasıyla birlikte askerî görev yapan Nezahat Onbaşı / Nezahat Baysel’in.
Cumhuriyet’in kuruluş döneminde Atatürk’ün yakınında kadın hakları ve tarih alanında öncülük eden Afet İnan’ın.
İlk kadın savaş pilotu olarak Türk kadınının gücünü dünyaya gösteren Sabiha Gökçen’in.
Türk kadını kimliğinin topluma örnek olmasında rol oynayan Latife Hanım’ın.
Yazılarıyla ve öğretmenliğiyle kadınları milli direnişe çağıran Halide Nusret Zorlutuna / Halide Onbaşı’nın.
Güney Cephesi’nde düşmana karşı savaşarak şehit düşün Tayyar Rahime / Rahime Kocabaş’ın.
Ege bölgesinde Yunan işgaline karşı savaşan kadın milislerden olan ve çatışmada şehit olan Gördesli Makbule’nin.
İnebolu’dan cepheye cephane taşıyan kadınlardan biri olan Ayşe Çavuş / Ayşe Hanım’ın. Güney Cephesi’nde direniş örgütlenmesine katılan Hatice Hanım / Tarsuslu Hatice’nin.
Ege bölgesinde kadın milis grubu kurarak direniş hareketlerine öncülük eden Çete Emir Ayşe’nin.
Erkek kıyafetiyle cephede savaşlara katılan ve kahramanlık gösteren Halime Çavuş’un.
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin kuruluşuna destek veren Müftüoğlu Hatice Hanım’ın.
Trakya bölgesinde silahlı direniş faaliyetlerine katılan Fatma Çavuş’un.
Maraş direnişine destek verip kadınları örgütleyen Sütçü İmam’ın eşi Ayşe Hanım’ın.
Kastamonu’da kadın mitinglerinin düzenlenmesine öncülük eden Hafız Selman İzbeli’nin. Cephede görev alıp, haberleşme ve sağlık hizmetlerinde çalışan Asker Saime/Saime Hanım’ın. Daha daha nicelerinin.!
Aziz hatıralarına da dil uzatmaktır.
Hepsi nur içinde yatsınlar.
Zavallı kendini bilmezler siz bu asil kadınlara küfrediyor hakaret ediyorsunuz.
Sizin için şehit olan bu asil kadınlara çamur atıyorsunuz.
Bu şehitler İngiliz casusu öyle mi?
Bu şehitler vatan haini öyle mi?
Bence sizler kimliklerinizi kontrol edin.!
Hain kimmiş göreceksiniz.
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm asil şehitlerimizin mekânları cennet olsun.
Onların mücadelesiyle kurulan bu Cumhuriyet hem erkeklerin hem kadınların omuz omuza verdiği kutsal bir emanettir.
Bu emanete dil uzatmak değil, onu korumak her Türk vatandaşının görevidir.
