Türkiye’nin önümüzdeki üç yıl için ekonomik yol haritasını çizen 2026-2028 Orta Vadeli Programı (OVP), işgücü piyasası ve sosyal güvenlik alanında dikkat çekici bir yenilik getiriyor: Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES).
2026’nın Nisan ayında devreye girmesi planlanan bu sistem, çalışanların ücretlerinden %3 zorunlu kesinti, işverenlerden de %3 katkı alınmasını öngörüyor. Kısacası hem çalışan hem de işveren, her ay maaşın toplam %6’sını ikinci bir emeklilik fonuna aktarmış olacak.
Peki bu yeni uygulama kimin için fırsat, kimin için yük?
BES varken TES neden?
Türkiye’de halihazırda Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) bulunuyor. Ancak BES, gönüllülük esasına dayanıyor ve çalışanlardan katılım oranı arzu edilen seviyeye bir türlü ulaşamıyor. 2017’de devreye alınan otomatik BES uygulaması da sık sık cayma hakkının kullanılması nedeniyle beklenen etkiyi yaratamadı. TES ise bu boşluğu doldurmayı hedefliyor: zorunlu olması sayesinde geniş bir çalışan kitlesini sisteme dahil edecek, ayrıca işveren katkısıyla birikimlerin daha hızlı büyümesini sağlayacak. Bir bakıma TES, BES’in gönüllülükte tökezlediği noktaları zorunlulukla kapatmaya çalışan, ikinci kuşak bir emeklilik modeli olarak tasarlanıyor.
Çalışanlar açısından güvence mi, gelir kaybı mı?
Avantajlar:
- Ek emeklilik güvencesi: Mevcut sistemde sadece SGK’ya dayalı bir emeklilik var. TES, ikinci bir birikim sağlayarak emeklilik döneminde maaşa ek bir gelir garantisi sunabilir.
- Fon yönetimi: Çalışanların birikimleri, profesyonel fon yöneticileri tarafından değerlendirileceği için uzun vadede reel getiri sağlama potansiyeli var.
- İşveren katkısı: Çalışan maaşından %3 kesilirken, işverenin de aynı oranda katkı yapması, aslında çalışanın kendi bireysel çabasının iki katına çıkması demek.
Dezavantajlar:
- Anlık gelir kaybı: Özellikle düşük ve orta gelirli çalışanlar için maaştan %3 kesinti, günlük hayatın bütçesinde hissedilir bir azalma yaratacak.
- Fon getirisi belirsizliği: Fonların nasıl değerlendirileceği, enflasyon karşısında korunup korunamayacağı kritik. Yanlış yönetim halinde beklenen fayda azalabilir.
- Zorunluluk tartışması: Çalışanların bireysel tercihlerine bırakılmaması, “zorunlu BES” eleştirilerini yeniden gündeme taşıyabilir.
İşverenler açısından ek maliyet, personel bağlılığı
Avantajlar:
- Çalışan bağlılığı: İşverenin her ay yaptığı %3’lük katkı, çalışan açısından bir tür ek sosyal hak sayılabilir. Bu, özellikle nitelikli çalışanların şirkette kalmasını teşvik edebilir.
- Kurumsal sorumluluk algısı: TES’e katkı, şirketlerin sosyal güvenlik alanında daha duyarlı ve sorumluluk sahibi görünmesini sağlayabilir.
Dezavantajlar:
- Ek maliyet: İşverenler açısından her çalışan için maaşın %3’ü kadar ek yük, özellikle KOBİ’ler için önemli bir maliyet kalemi olacak.
- Kayıt dışılığı tetikleme riski: Bazı işverenler bu yükten kaçmak için kayıt dışı çalıştırmaya yönelebilir. Bu da sistemin amacını baltalayabilir.
- İşgücü maliyetinde rekabet baskısı: Zaten yüksek vergi ve SGK prim yükü altındaki işverenler için bu katkı, yeni işe alımlarda tereddüt yaratabilir.
Genel değerlendirme
TES, Türkiye’nin yaşlanan nüfusuna karşı ek emeklilik güvencesi oluşturma niyetiyle atılmış önemli bir adım. Uzun vadede, emeklilik döneminde bireylerin refah seviyesini artırma potansiyeli taşıyor. Ancak, kısa vadede hem çalışanların maaşında azalma hem de işverenlerin maliyetlerinde artış yaratacağı bir gerçek.
Başarıya ulaşması için kritik nokta, fonların şeffaf, profesyonel ve enflasyona karşı koruyucu bir biçimde yönetilmesi olacak. Aksi halde TES, toplumun geniş kesiminde “yeni bir zorunlu kesinti” olarak algılanır ve güven kaybı yaşar.
Özetle, TES hem çalışan hem işveren için başlangıçta bir yük gibi görünebilir; fakat doğru yönetimle gelecekte daha adil, güvenli ve sürdürülebilir bir emeklilik sistemi yaratabilir.

60 yaşını doldurmuş olup çalışanların durumu nasıl olacak.