Tesadüflere ne kadar inanırsınız? Eğer Türkiye’de yaşayan, ay sonunu getirmeye çalışan bir emekli veya bordrolu çalışansanız, istatistik biliminin takvim yapraklarıyla olan bu "manidar" ilişkisine inanmakta güçlük çekersiniz.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayı enflasyonunu aylık %0,87, yıllık ise %31,07 olarak açıkladı. Rakamlar kağıt üzerinde ne kadar soğukkanlı duruyorsa, sokağın, çarşının ve mutfağın gerçekliği karşısında o kadar ironik duruyor.
Takvim şaşmıyor, senaryo değişmiyor
Ne hikmetse, yılın ne zaman maaş zamlarının belirleneceği, emeklinin ve memurun kaderinin çizileceği "kritik aylarına" girsek, enflasyon canavarı birdenbire uysallaşıyor. Yıl boyu dizginlenemeyen, market raflarında etiketleri gün aşırı değiştiren o hayat pahalılığı, tam da zam oranlarının hesaplanacağı aralıkta sihirli bir değnek değmişçesine "sıfırlı" virgüllere hapsediliyor.
Buna "tesadüf" demek, akılla alay etmektir. Buna "ekonomik dengelenme" demek, sokağın gerçekliğine göz kapatmaktır. Ortada, vatandaşın cebine girecek üç kuruşluk artışı tırpanlamaya ayarlı, adeta bir saat gibi işleyen o "görünmeyen el" var. Bu el, çarşıdaki yangını görmezden gelip, masadaki hesap makinesinin tuşlarına basarak milyonların kaderiyle oynuyor.
Sokaktaki yangın vs. kağıttaki bahar
Açıklanan %0,87’lik aylık artış, vatandaşın filesiyle, ödediği faturayla, bindiği araçla veya kirasıyla ne kadar örtüşüyor? Peynirin lüks, etin hayal olduğu; en temel gıda maddelerinin bile yanına yaklaşılmadığı bir ortamda, bu rakamlar hangi ülkenin, hangi marketin verisidir?
Halkın ferasetini hafife alanlar, büyük bir yanılgı içindeler. Vatandaş, enflasyonun düştüğünü TÜİK’in web sitesinden değil, cebindeki paranın alım gücünden anlar. Eğer cüzdanındaki para ayın ortasını görmeden eriyorsa, açıklanan rakamların halk nezdinde hiçbir inandırıcılığı yoktur. Bu yapılan, halkı kandırmak değilse bile, halkın zekasına yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
Güven erozyonu
Emekliye, işçiye, memura "enflasyona ezdirmeyeceğiz" denilirken, enflasyonun kendisi kağıt üzerinde ezilip küçültülüyorsa, ortada büyük bir samimiyet sorunu vardır. Maaş zamları öncesi yaşanan bu "istatistiksel mucizeler", sadece rakamları değil, kurumların güvenilirliğini ve toplumun adalet duygusunu da kemirip bitirmektedir.
Gerçekler, virgüllerle gizlenemeyecek kadar acı ve ortadadır. Halkın yaşadığı yoksulluğu inkar ederek, rakamları makyajlayarak refah sağlanamaz. Bu olsa olsa, hayal dünyasında yaşayanların kendi kendilerini kandırmasıdır; halkı değil
