Türkiye’de modernleşme ve ekonomik özgürlük adı altında pazarlanan yeni yaşam biçimi, toplumun en temel yapı taşı olan annelik makamını hızla bir tabela ismine dönüştürüyor. Bugün Anneler Günü’nü kutlarken, pembe tabloların ardındaki acı gerçeği konuşma vaktidir: Evlat yetiştirmeyi "tek uğraş" ve "en yüce görev" sayan o vakur Anadolu anneliği, yerini patron emrinde mesai tüketen, çocuğunu ise yabancı ellere emanet eden "modern" bir esarete bıraktı.
Bakıcıların ve Ekranların Büyüttüğü Nesiller
Eskiden annelik, 24 saatlik kesintisiz bir emek, sevgi ve terbiye süreciydi. Şimdilerde ise çalışan anne profilinde evlat, günde sadece 2-3 saat görülen bir "akşam figürüne" dönüştü. Çocuklarımızı anneanneler, babaanneler veya asgari ücretle çalışan bakıcılar büyütüyor. Anne; evladının ilk adımını, ilk kelimesini, ilk hayalini iş yerindeki bilgisayar başında ya da patronunun talimatlarını beklerken kaçırıyor.
Kendi evladına bakmak yerine, bir başkasının ticari kârı için ter dökmeyi "medeniyet" sanan bu çarpık anlayış, toplumun ruh kökünü kurutmaktadır. Kazandığı parayla bakıcı tutup annelik sorumluluğunu devreden bir kadın ile evladının her anına şahitlik eden, onu kendi değerleriyle yoğuran annenin günü bir olabilir mi?
Anneliğin Yozlaşması ve Devletin Sorumluluğu
Türkiye, ne yazık ki her kutsal kavramda olduğu gibi anneliği de bir kelime yığınına indirgemeyi başarmıştır. Annelik artık bir makam değil, işten artan zamanlarda icra edilen bir hobi haline getirilmektedir. Bu yozlaşma, sadece bireysel bir tercih değil, sistemin dayattığı bir sosyolojik yıkımdır.
Bu noktada hükümete ve karar vericilere düşen görev, içi boş kutlama mesajları yayımlamak değildir. Acilen yapılması gerekenler şunlardır:
-
Ev Hanımlığı Teşviki: Kadının evde evlat yetiştirmesi, "üretken olmamak" olarak görülmemeli; aksine en stratejik üretim olan "hayırlı nesil yetiştirme" işi devlet tarafından maddi olarak desteklenmelidir.
-
Sosyal Güvence: Evinde evladına bakan annelere maaş, sigorta ve emeklilik gibi haklar tanınarak, patron emrine girme zorunluluğu ortadan kaldırılmalıdır.
-
Kültürel Restorasyon: "Çalışan kadın modern, ev hanımı geri kalmış" algısı yıkarak, anneliğin asaleti yeniden merkeze alınmalıdır.
Evlatlarını başkalarına baktırıp modernlik yarışına girenler bilmelidir ki; hiçbir kariyer, bir çocuğun anne kokusuyla büyümesinden daha kıymetli değildir. Devlet, anneleri fabrikalara veya ofislere değil, ait oldukları yere; evlatlarının yanına döndürecek köklü reformları hayata geçirmelidir. Aksi takdirde, kutladığımız sadece bir "gün" olacak, kaybettiğimiz ise bir "gelecek".
#AnnelikMakamı #SosyalYozlaşma

Teşekkür ederim üstad günümüz aile yapısına, anneliğe dair bu güzel yazınızı severek ve beğenerek okudum