İhanet Edilen Gelecek: Okullarımız Ne Zaman Savaş Alanı Oldu?
Yıllarca okyanus ötesinden gelen haberleri izlerken, metal dedektörlerinden geçen Amerikalı öğrencileri "batının bir sorunu" olarak gördük. Bugün ise aynı kabusu, kendi çocuklarımızın kanıyla sulanan okul koridorlarında yaşıyoruz. Geçtiğimiz hafta 14 yaşındaki bir evladımızın, 5 silah ve 7 şarjörle okulunu basıp 10 canı hayattan koparması, sadece bir asayiş olayı değildir. Bu, ilmek ilmek ördüğümüz toplumsal cinnetin patlama noktasıdır.
Sorun Nerede mi? Sorun Her Yerde!
Önce aynaya bakalım: Kendi evladının odasında hangi nefret tohumlarını ektiğini bilmeyen, "ekmek kavgası" bahanesinin arkasına sığınıp çocuklarını dijital dünyanın vahşi insafına terk eden ebeveynler... Akşam eve geldiğinde çocuğuyla iki kelam etmek yerine sosyal medyanın sahte ışıltısında kaybolan anne-babalar, bugün o namluların ucundaki trajedinin ortağıdır. Bir evde 5 ruhsatlı silahın, üstelik bir çocuğun kolayca erişebileceği şekilde tutulması ise "silah tutkusu" değil, düpedüz sorumsuzluktur!
Bize Ne Oldu?
Biz ne ara bin yıllık Anadolu irfanını, "komşusu açken tok yatmayan" o kadim terbiyeyi, batının ruhsuz ve maddeci kültürüyle takas ettik? Eğitim sistemimiz, çocuklara "insan" olmayı, merhameti ve maneviyatı aşılamak yerine; onları sadece yarış atına çeviren, batının "benmerkezci" kültürünü empoze eden bir tornaya dönüştü. Siyasilerin dili zehir, sosyal medyanın içeriği nefret, oyunların teması şiddet... 4 yaşından 25 yaşına kadar bu zehirle beslenen bir nesilden çiçek açmasını beklemek, çöle fidan dikip yağmur yağmasın diye dua etmeye benziyor.
Artık Yeter!
Okullara metal dedektörü koymak yaraya bant yapıştırmaktır. Asıl mesele, o çocuğun eline o silahı alacak kadar kalbinin kararmasına nasıl izin verdiğimizdir. Anadolu’nun öz değerlerine, aile bağlarına ve manevi terbiyeye dönmek bir tercih değil, varoluşsal bir mecburiyettir.
Eğer bugün bireysel silahlanmaya sert bir sınır getirilmezse, eğer eğitim sisteminde "batı taklitçiliği" yerine kendi köklerimizi merkeze alan bir devrim yapılmazsa ve eğer aileler çocuklarının eline telefon değil, sevgi ve ilgi vermezse; daha çok okul kapısında ambulans bekleriz.
Geleceğimizi toprağa gömüyoruz. Farkında mısınız?

