Turizmin başkenti Antalya, biri bu hafta sonu diğerı yıl sonunda iki dev organizasyona ev sahipliği yaparak küresel vitrindeki yerini perçinliyor.
Coğrafyamızda devam eden savaşlar ve buna bağlı yaşanan kürsel ekonomik krizlerin gölgesinde artık marka haline gelen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) ve ilk kez bu yıl Antalya'da düzenlenecek olan, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, Antalya COP31 heyecanı yaşıyor
Bu iki etkinlik, şehrin sadece bir turizm ve tarım destinasyonu değil, aynı zamanda küresel krizlerin çözüm merkezi tam manada bir diplomasi kenti olduğunu tüm dünyaya ilan ediyor.
Diplomasinin Yeni Merkezi: ADF 2026
Forumun temelleri 2019 yılında dönemin Antalyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından atılmış ve 5 yıldır da kusursuz devam ediyor. Bugün dünyada yaşanan olaylara baktığımız da Mevlüt Çavuşoğlu'nun ortaya koyduğu fikrin ne kadar vizyoner bir fikir olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Bu hafta sonu beşincisi düzenlenecek olan Antalya Diplomasi Forumu, artık "Diplomasinin Davos’u" olarak anılıyor. 150’den fazla ülkeden devlet başkanları, bakanlar ve akil insanların Belek’te bir araya gelmesi, Antalya’nın güvenli, prestijli ve lojistik açıdan kusursuz bir "zirveler şehri" olduğunu tescilliyor.
Bu forum, bölgesel barışın ve küresel iş birliğinin rotasının Antalya’dan çizilmesi anlamına da geliyor.
Gezegenin Kaderi Antalya’da: COP31
Başarıyla 5 yıldır devam eden Diplomasi Formu Antalya'nın organizasyon kabiliyeti, güvenliği, alt yapısı ve ulaşım ağındaki kolaylığı başkaca uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapması için müthiş bir referans niteliği taşıyor.
Kasım 2026’da yine Antalya'da gerçekleşecek olan COP31 ise ölçek olarak bir dönüm noktası. Yaklaşık 80 bin katılımcının beklendiği bu dev zirve, Antalya’yı küresel iklim politikasının merkezine taşıyacak. 196 ülkenin delegasyonu, sivil toplum kuruluşları ve dünya medyası on gün boyunca turizmin başkenti Antalya’yı yaşayacak.
COP31 Antalya sezon boyunca gelen turist sayılarını bir kenara bırakırsak organizasyon anlamında bu şehirin tarihinde gördüğü en geniş kapsamlı uluslararası insan hareketliliğini yaşatmış olacak.
Diplomasi formu ve COP31 gibi dünya çapında ilgi gören iki dev organizasyonların Antalya'da yapılması kente ve ülkemize müthiş bir tanıtım fırsartı sunuyor. Aynı zaman da savaşların gölgesinde Diplomasi, iklim krizlerinin gölgesinde ise İkilim'in genel merkezi haline gelmiştir.
Turizm ve Ekonomiye "Altın Dokunuş"
Bu organizasyonların ülkemize ve Antalya kentine getirisini sadece otel doluluk oranlarıyla sınırlamak yetmez.
Özellikle Kasım ayında yapılacak COP31, turizmin nispeten yavaşladığı bir dönemde yani sezon sonunda şehre tam kapasite canlılık getirecek olsa da, diplomasi ve kongre turizmi için gelen kitle, harcama kapasitesi yüksek, şehrin kültürel ve ticari dokusuna doğrudan katkı sağlayan bir profildir. Ayrıca kentin tanırımı anlamında bir sonraki sezona da büyük sinerji katacaktır.
Antalya, bu sınavları başarıyla vererek dünyadaki "Kongre ve Toplantı" (MICE) turizminde de ilk sıralara yükselecektir.
COP31’in ev sahibi olmak Antalya’ya fiziksel bir yatırımdan fazlasını vaat ediyor. Zirve vesilesiyle şehrin altyapısı "Yeşil Şehir" standartlarına göre güncellenecek, yenilenebilir enerji ve sıfır atık projeleri hız kazanacak.
Antalya, gelecekte iklim krizinden en çok etkilenecek olan Akdeniz Çanağı’ndaki önemli bir şehirdir. Krizin çanları da çalmakta iken, bu organizasyon sayesinde krizle mücadelenin sembol şehri olacağına inanıyorum.
Antalya artık sadece turist ağırlayan bir ev sahibi şehir değil; dünya meselelerine yön veren, fikir üreten ve çözüm sunan bir aktördür. Bu iki dev buluşma, "Dünya Kenti Antalya" vizyonunun kağıt üstünde bir slogan değil, yaşayan bir gerçek olduğunu bir kez daha teyid edecektir.
Benim tek kaygım Antalya'nın özellikle yerel yönetimlerden kaynaklanan ciddi alt yapı sorunları var. Yerel yönetimlerle devlet kurumlarının entegre olması, uyum içinde bu sorunları çözüyor olması gerekiyor.
Aksi halde siz dünyanın neresinden kimi getirirseniz getirin, harika otellerimiz de en mükemmel organizayonları yapın, harika yemeklerimizi ikram edin ama otelden çıktığınız anda eğer içerideki konforu dışarıda da sunamıyorsanız yapılan bu büyük organizasyonların kentin marka değerine yansıması farklı olur.
Muhakak devletimizin tüm brimleri başta kentin Valisi Hulusi Şahin olmakla bunların hepsini düşünüyordur.
Kentimize ve ülkemize büyük katkılar sağlayacağına inandığım özellikle bu hafta sonu düzenlenecek olan Antalya Diplomasi Formu ve COP31'in kazasız, sorunsuz neticelenmesini diliyorum.
Kolay gelsin Anrtalya...
