Antalya’da siyaset kazanı kaynamakla kalmıyor, adeta taşıyor.
Kenti sarsan yargı operasyonları ve beraberinde gelen iddialar, itiraflar, havada uçuşan kasetler, günden güne devam eden bugüne kadar siyaset sahnesinde eşine benzerine rastlamadığımız olaylar silsilesi adeta kentin siyasi fay hattını kırmakla kalmadı paramparça etti.
Bu mesele sadece bir belediye yönetimi meselesi değildir. Kentin toplumsal güven, sinerjisi ve demokratik dengesinin de sarsılması anlamına geliyor. Şu anda geldiğimiz nokta tam da budur.
Antalya, her zaman Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi, misafir odası, demokrasinin ve hoşgörünün kalesi olarak anılırdı.
Ancak son yıllarda kent hafızası, hizmetler ve projeleriyle değil, mahkeme salonlarından sızan haberler, itiraflar, havada uçuşan kasetler, tutuklama kararları ve saf değiştiren satışçılarla dolup taşıyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi merkezli yürütülen rüşvet soruşturmaları ekseninde yaşanan en üst düzey tutuklamalar, kentin yerel yönetimler hafızasına adeta bir balyoz gibi indi.
Şu ana kadar başka şehirleri bilmem ama Antalya'da yaşananlar sadece yerel idari bir kriz değil, siyasete ve seçilmişlere yönelik derin bir güven bunalımı, kentin siyasi fay hatlarının kırılması demektir.
Antalya bu güne kadar yerel yönetimlerde yakaladığı o dinamik sinerjiyi malesef mazide bıraktı ve yerini ‘rüşvet’, ‘zimmet’. ‘irtikap’ ve gayri ahlaki yaşanan olaylarlar silsilesine bıraktı.
Antalya tüm bu yaşananları hak etmiyor.
Kentin biriken sorunları, çözüm bekleyen ulaşım ve turizm alt yapısı gibi yığınla biriken sorunları varken, ana gündemin tamamen "soruşturma-istifa-tutuklama ve itiraflar" sarmalına sıkışması bu şehre yapılan en büyük haksızlıktır, ihanettir.
Şu an görünen o ki, Antalya’nın kırılan siyasi fay hatlarını, bozulan sinerjisini onarmak zaman alacak. Ancak unutulmamalıdır ki kişiler geçici Antalya ise kalıcıdır. Antalya halkı kendine ihanet edeni asla affetmez.
Bugün bu olaylara seyirici kalan, gerekli tedbirleri almayıp göz göre göre yanlışın peşine takılanlar yarın sokağa çıktıklarında vatandaşın gözündeki o "kırılan umudu" göreceklerdir.
Unutmayın, Antalya sadece yaşanan rezilliklerle vakit kaybetmiyor, daha kundakdaki bebelerin bile geleceğinin, umutlarının çalındığı bir dönemi yaşıyor.
Antalya çok şey kaybediyor çok...
