Daha dün caddelerde bayrak sallayıp, sokaklarda kornalar çalarken iyiydi değil mi? EURO 2024’te çeyrek finale yükselip Avrupa’yı sallarken, UEFA Uluslar Ligi’nde A Ligi’ne adımızı yazdırıp devlerin arasına girerken hepimiz "Bizim Çocuklar" diye sarılıyorduk ekranlara.
24 yıl aradan sonra o büyük hasreti bitirip Dünya Kupası vizesini cebimize koyduklarında, bu çocukların hepsi birer kahramandı.
Peki ne oldu? Dünya Kupası’ndan elendik diye dünyanın sonu mu geldi? Türkiye futbol haritasından kalıcı olarak mı silindi?
Sosyal medyanın dehlizlerinde, YouTube stüdyolarında ve televizyon ekranlarında ağzından köpükler saçarak bu gençlere saldıran koca koca adamları izliyoruz. Aralarında emekli hakemler var, eski futbolcular var, sözde "spor otoritesi" unvanlı kalemi zehirli yazarlar var.
Sormak gerekiyor bu vicdanını reytinge satmış güruha: Sizin çocuklarınız yok mu? Sizin evlatlarınız hayatları boyunca girdikleri her sınavdan, attıkları her adımdan zaferle mi çıktı?
Hafızamızı tazeleyelin: Çok değil, daha dün denecek kadar yakın bir geçmişte 8-0’lık hezimetleri yaşarken, aylarca galibiyet yüzü göremediğimiz yıllarda bu kadar sesiniz çıkmıyordu.
Bugün Türk futboluna vizyon katmış, geleceği parlak gencecik çocukları bir başarısızlıkta linç etmek, beddualar savurmak, haysiyet cellatlığına soyunmak hangi ahlaka, hangi vicdana sığar?
Evet, turnuvada iyi oynamadık. Evet, hatalar yapıldı, taktiksel eksiklerimiz vardı. Futbolun doğasında bu var; doğrusuyla eğrisiyle konuşulur, teknik direktör eleştirilir, oyuncunun performansı masaya yatırılır. Yapıcı eleştiri, futbolu büyütür.
Ancak bugün ekranlarda ve sosyal medyada gördüğümüz şey eleştiri değil; düpedüz ahlak yoksunluğu, sınır tanımaz bir terbiyesizlik ve leş bir üsluptur.
Bu çocuklara, arkalarında hiçbir kurumsal koruma yokmuş gibi barbarca saldıranların tek bir derdi var: Etkileşim arsızlığı ve kirli bir reyting savaşı.
Artık Yeter!
Bu gençlerin hırpalanmasına, özgüvenlerinin bu leş üslup tarafından emilmesine daha fazla müsaade edemeyiz. Türk futbolunun geleceğini, üç-beş YouTube videosu daha fazla izlensin diye feda edemeyiz.
Buradan hem spor kamuoyuna hem de tüm taraftarlara açık bir çağrıdır: Bu çocuklara ağız dolusu hakaret eden, kalemiyle ve diliyle zehir saçan her kim varsa karşısında durmak, tepki göstermek insani ve milli bir görevdir.
Ekranları parsellemiş bu saygısız profilleri bir daha Türk televizyonlarına çıkarmamak gerekir. Sanal mecralarda takipten çıkıp engellemek gerekiyor.
Dün o çocukların başarısıyla gurur duyduysak, bugün düştüklerinde elinden tutup kaldıracak olan da biziz. Futbolda mağlubiyetler telafi edilir; ancak kaybedilen ahlak ve vicdanın telafisi yoktur.
Bu çocuklar bizim; dün de bizimlerdi, bugün de bizimler, yarın da bizim olacaklar!
