Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 1 Temmuz itibarıyla hayata geçirmeye hazırlandığı yeni ÇKS düzenlemesi, kağıt üzerinde "denetim" ve "gıda güvenliği" dese de, gerçek hayatta büyük bir toprak kaosu fitilini ateşlemeye aday bir karar.
İçinde bir kaç meyve ve süs bitkisi olan küçük bir hobi bahçeniz var. Bahçenize bazı zararlı böcekler musallat oldu. Sağlık açısından kendinize zarar verecek bir hata yapmamak adına işin uzmanı olan mahallenizdeki zirai ilaç satan bayiye gittiniz ilaç istedeniz ancak 1 Temmuz itibariyle alamayacaksınız.
Bu durumu işin uzmanı Ziraat Mühendisi Asım Özgüven’e sordum; Asım bey 1 Temmuz itibariyle ‘Çiftçi Kayıt Sistemi’ (ÇKS) belgesi olmayan hiç kimsenin zirai ilaç satın alamayacağını söyledi.
En başta belirteyim ben bu karara karşı değilim, tam tersi destekliyorum da, ancak itiraz ettiğim bazı noktalar var.
Bilinçsiz ilaç kullanımını engellemek ve sofralarımıza gelen gıdadaki ilaç kalıntılarını denetlemek adına doğru hatta geç kalınmış bir karardır. Ancak bu karar alınırken, Anadolu’nun genetiğine işlemiş o "küçük bahçe" kültürü belli ki tamamen unutulmuş veya yok sayılmış.
Mesele sadece traktörü olan, dönümlerce araziyi ekip biçen profesyonel üretici değil. Onların ilaç alamama gibi bir sorunu da yok zaten. Bu ülkenin Anadolu topraklarında, köylerinde veya kasabalarında yaşayan binlerce insanın 300-500 metrekarelik hobi bahçeleri var.
İçinde üç beş kök domates, biber, patlıcan, elma, erik, zeytin ağacı, birkaç asması olan hobi bahçeleri, özellikle emeklilerin hem nefes aldığı stres attığı hem de üç beş kuruş tasarruf ettiği bu alanların sahipleri ne yapsın?
Şimdi bu vatandaşa diyoruz ki: "Eğer ağacındaki bit için ilaç alacaksan, git önce çiftçi belgesi çıkart."
Peki, bu o kadar kolay mı çiftçi belgesi almak? ÇKS belgesi alabilmek için arazinin tapu kaydından tutun da, belirli bir büyüklüğün üzerinde olma şartına ve karmaşık bürokratik işlemlere kadar pek çok talep var. Bir hobi bahçesi sahibi, teknik olarak "ticari üretim yapan çiftçi" statüsünde olmadığı için bu belgeyi çoğu zaman alamayacak. Alsa bile, ödeyeceği aidat ve evrak masrafı, alacağı bir şişe ilacın reçetesini kim yazacak, yazan ziraat mühendisi bu reçete karşılığı ne kadar ücret talep edecek tüm bunlar ciddi sıkıntıdır.
Kayıt Dışılıktan Karaborsaya mı?
Bu düzenleme, küçük üreticiyi korumak yerine onu sistemin dışına itiyor.
Sonuç ne mi olacak?
Bakımsız Bahçeler: İlacı temin edemeyen vatandaş, ağacını kurumaya veya hastalığa terk edecek. Bu da çevredeki profesyonel tarım alanları için hastalık kaynağı oluşturacak.
Emanet Reçete Dönemi: Belgesi olan büyük çiftçiler, belgesi olmayan komşusu için ilaç alacak. "İzlenebilirlik" iddiası daha ilk günden kağıt üzerinde kalacak.
Karaborsa ve Sahte İlaç: Denetimsiz, merdiven altı üretilen veya kaçak yollarla satılan ilaçlara rağbet artacak. Yani bakanlık "güvenlik" derken, kontrolü tamamen karmaşık hale getirebilir.
Peki Çözüm Yasaklamak mı, Eğitmek mi?
Zirai ilaçlar elbette şekerleme gibi her önüne gelene satılmamalı. Ancak çözüm, yasaklamak veya kapıları tamamen herkese kapatmak olmamalı. Üreticiyi bilinçli ilaç kullanmaya, bilinçli üretim yapmaya teşvik etmek, onları eğitmek doğru olandır. İlgili bakanlık zaten bu eğitimleri veriyordu ama demekki etkili olmadı ki böyle bir yasakla karşı karşıyayız.
Zaten yasaklamaya neden olan hastalıkların temel sebepleri hobi bahçelerinde kullanılan ilaçlardan kaynaklı değil, büyük çaplı tarım yapan ürercilerin bilinçsiz ilaç kullanımından kaynaklanıyor. Onların ÇKS belgesi zaten var olduğu için ilaç alma ile ilgili sıkıntısı da yok. Siz asıl onları denetleyin, onların biliçli ilaç kullanmasını sağlayın.
Burada işini düzgün yapan, biliçli ilaç kullanan üretici vatandaşlarımızı tenzih ederek bu yazıyı yazıyorum. Zaten herkes işini doğru dürüst yapsa böyle kararlara da gerek kalmazdı.
1 Temmuz ÇKS belgesi zorunluluğu getirilmeden profesyonel tarım ilaçları ile ev tipi/hobi bahçesi kullanımına uygun, daha düşük konsantrasyonlu ürünlerin ayrımı yapılabilir veya belge şartı yerine, kimlik numarasıyla takip edilen ve belirli bir kotayı aşmayan "küçük kullanıcı" tanımlaması getirilebilir.
Bir vatandaş eczaneden bazı ilaçları reçete olmadan eczacının kontrol ve yetkisiyle alabiliyorsa zirai ilaç satan bir mühendisin veya bayi yetkilisinin de bazı ilaçları bugün olduğu gibi kimlik numarası girerek satabilmelidir.
Görünen o ki; 1 Temmuz'dan sonra özellikle Anadolu köylerinde üç beş kök domates, biber, patlıcan üreterek sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan birkaç erik, alma ve zeytin ağacı olan vatandaş ya hobisinden vazgeçecek yada kata külle yönetimiyle sağdan soldan 1 şişe böcek ilacı dilenecek.
Ben bu karardan sonra da zirai ilaç kalıntısı ve gıda güvenliği noktasında mevcut durumdan çok fazla bir değişim olacağını düşünmüyorum.
Umarız bu karardan, küçük üreticiyi mağdur etmeyecek bir orta yol bulunarak dönülür.
Aksi halde, sadece bitkiler değil, bir gelenek de yok olacak.

Sevgili Mevlüt Yeni Başkan; Tripleks bir evde oturuyorum. 12 yıl önce bahçesi de olan bu evi alırken, içinde mevcut ve yetişmiş 8-10 meyve ağacı da olan bu evi satın alarak yaşamaya başladım. Allah ne verdiyse, bu ağaçların meyvelerinden, adına asma diyeceğimiz bir düzenlemeden de çokşükür üzüm yemekte ve boş olan küçücük yerlere de, hobi amaçlı domates, patlıcan, soğan vs.vs. ekmekte ve nimetlerinden de yararlanmaktayım. Sorum şu: Ben de 1 Temmuz itibariyle bu "Belgeyi" almak durumunda mıyım? Alamayacaksam, ibu güzel bitkilerin ardı sıra fatiha duasına mı çıkacağım! Bu nasıl iştir? Sanırım birileri yine yanlış yapıyor! Biliyorsun.. Bir süre önce aklı çok bir Danışmanlar Grubu, Araçlardaki filmleri yasakladı. Muayeneye giden her araç bu filmleri çatır çatır sökmek durumunda kaldı. Çok sayıda vatandaş bu nedenle mali zorluk çekti. Aradan birkaç zaman geçti ve bu karar iptal edildi! Devletin önemli mekanizmalarında bulunan ve otolardaki filmin zarardan çok (güneş ve güvenlik anlamında) yararının olacağını dile getiren muhteremler, alınan kararın iptalini ve geri çekilmesini sağladı. Olan da, Türkiye genelinde araçlarındaki masum filmleri söktürmek durumunda olan vatandaşların cebine oldu! Vatandaşın zararını da hiç kimse karşılamadı, olan yine vatandaşa oldu! Şimdi ben bu "Belgeye" sahip olmadığım için ağaç ve sebzelerimin ruhuna fatiha okursam ve de bu kararın benim durumumda olanları kapsamayacağını belirten bir karar çıkarsa; Ölen Ağaçlarımı, sebzelerimi geri getirebilir miyim; Ruhuna fatiha okunan bitkiler canlansa da bana küsmezler mi; Oynamıyorum artık deyip gıcıklık yapmazlar mı? ????????????????????
Başkanım çok doğru bir konuya değinmişsin söylediklerine katılıyorum.. Ayrıca sadece hobi bahçeleri değil mesala büyük siteler, apartmanlar, oteller, moteller, pansiyonlar var geniş bahçeleri var.. Bitkiler, çimler, güller, ağaçlar için zararlılara karşı ilaç gerekir ne yapacak bunlarda mı çiftçi belgesi alacak. Bu işe ilaç satanlar da sıcak bakmıyor.. Bence bir formül bulurlar satıcılar.. Zirai ilaçlarda belki sınıflandırma yapılabilir basit işler için kullanılanlar reçete dışı bırakılabilir.. Bu iş sadece hobiciler ile sınırlı değil bizim oralarda Gündoğmuş, Alanya, Manavgat kimse çiftçi değil ama atadan kalma veya kendi kurduğu küçük bağ, bahçelerde ağaçlar ve sebzeler var kendine yetecek kadar.. Kim çiftçi belgesi alır ki...