Televizyon eskiden akşamları ailece toplanıp huzurla izlenirdi. Şimdi ise ahlakı, aileyi, dini ve kültürel değerleri hedef alan bir "algı bombardımanı"na dönüşmüş durumda. Her akşam evimize konuk olan diziler artık sadece eğlence değil; aynı zamanda kimliksizleştirme projelerinin taşıyıcısı.
Bir Türk dizisi açın: Kadın-erkek ilişkileri çarpık, aldatma sıradan, yalan doğal. Evlilikler parçalanıyor, aile bağları zayıflatılıyor, sadakat yerini günübirlik heveslere bırakıyor. Üstelik bunlar "gerçek aşk" adı altında yüceltiliyor. Aldatmak normal, sadakat aptallık, iffet geri kalmışlık olarak sunuluyor.
Peki neden?
Kime hizmet ediyor bu senaryolar?
Kim yazıyor, kim onaylıyor, kim yayınlıyor?
Kültür ihracatı mı, kimlik intiharı mı?
Türkiye'nin dizileri bugün onlarca ülkeye ihraç ediliyor. Ancak bu diziler üzerinden dünyaya yansıyan Türkiye; ahlaki normları olmayan, mafyayla romantizmi iç içe geçmiş, dinî değerlerle hiçbir bağı kalmamış bir ülke olarak sunuluyor.
Geçtiğimiz günlerde bir Türk gezgin, yurt dışında bindiği takside "Siz Müslüman mısınız?" sorusuyla karşılaştı. Nedenini sorunca şu cevabı aldı: "Dizilerinizi izliyorum, bir tane Müslüman göremedim."
Bu cümle aslında her şeyi özetliyor. Çünkü ne bir ezan sesi, ne bir dua, ne bir cami görüntüsü... Türk dizilerinde İslam'a dair en ufak bir iz bile kalmadı. Bu sadece dinsizlik değil; bu dine karşı sistematik bir tavırdır.
Gündüz kuşağı: Toplumu bozan "Gerçeklik şovları"
Bir de gündüz kuşağı programları var. Sözde aile içi sorunları çözüyorlar. Aslında ise toplumun en mahrem meselelerini reyting uğruna pazarlıyorlar. Kim kimi aldatmış, kim kiminle kaçmış, kimin çocuğu kime ait... Mahremiyet ayaklar altında. İffet ve utanma duygusu televizyon ekranlarından sürgün edilmiş durumda.
Ve toplum bu içerikleri izledikçe normalin ne olduğunu unutuyor.

Değerler ekranda öldürülüyor
Bugün dizilerde; sadık eş değil, çapkın koca kahraman. Tesettürlü kız değil, özgürlüğü bedeninde arayan kadın güçlü figür. Aile babası değil, mafya lideri karizmatik adam. Duaya sarılan değil, intikama susamış karakter başrolde.
Bu, milletin sinir uçlarıyla oynayan bilinçli bir operasyon değil de nedir?
Bu diziler Türk milletine ait değil
Bugün ekranlarda dönen diziler, ne Türk kültürünü temsil ediyor ne de İslamî değerlerle örtüşüyor. Aksine, Türk milletini; ahlaksız, sapkın, inançsız, kimliksiz bir topluluk gibi göstermeye çalışıyor.
Bu diziler Türk milletine hizmet etmiyor. Bu diziler milletin özüne, inancına, kültürüne savaş açmış birer medya ürünüdür. Ve her bölümde bir şeyler kaybediyoruz: Ahlakımızı, vicdanımızı, neslimizi...
Televizyonlar evimizin duvarında değil, milletin ruhunun tam ortasında patlayan bombalar gibi. İzlediğimizi sanıyoruz, aslında yok oluşumuzu seyrediyoruz.
