Türkiye, 2025 yılının yorgunluğunu omuzlarında taşırken, milyonlarca insanın gözü kulağı yine o malum rakamlara kilitlendi: Asgari ücret ve emekli zammı. Ancak bu bekleyiş bir umut tazelemesinden ziyade, bir hayatta kalma endişesinin dışavurumu. Masanın bir ucunda açlık sınırının altında nefes almaya çalışanlar, diğer ucunda "maliyet" hesabı yapanlar ve en acısı, daha para cebe girmeden etiketi değiştirmek için pusuya yatanlar var.
Denetim mi, Dostlar Alışverişte Görsün mü?
Piyasada yükselen feryatlara karşı yetkililerin sunduğu çözüm, "Şu kadar ceza kestik" övüncünden öteye gitmiyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki; caydırıcılığı olmayan para cezaları, fırsatçı işletmeler için sadece bir "işletme gideri"dir. Kesilen ceza, bir sonraki gün raflardaki ürünlere zam olarak yansıtılıyor. Yani devlet cezayı kesiyor, işletme ödüyor, bedeli ise yine o cezaya sebep olan halk cebinden karşılıyor. Caydırıcılık; kağıt üzerindeki rakamlarla değil, kapama, men ve hapis gibi gerçek yaptırımlarla tesis edilir. Aksi takdirde bu döngü, dar gelirlinin sırtındaki kırbacı savurmaktan başka bir işe yaramaz.
"Kızım Sana Söylüyorum, Gelinim Sen Anla"
Yeniden değerleme oranları açıklanmaya başladı. Otoyol ve köprülere gelen %25,49’luk zam, aslında asgari ücret pazarlığının da gayriresmi sınırını çiziyor. Devlet kendi alacağına, harcına, hizmetine bu oranları layık görürken; vatandaşa verilecek zammın "enflasyonu tetikler" bahanesiyle bu sınırda tutulması, hatta Cumhurbaşkanı jestiyle bir iki puan parlatılması artık kimseyi kandırmıyor. Devletin kendi alacağına yaptığı "güncelleme", vatandaşın alacağı zammın daha markete girmeden kuşa dönmesi demektir.
Emeklinin Adalet Nöbeti
Gelelim bu ülkenin temel taşlarını döşemiş, ömrünü prim ödeyerek tüketmiş emeklilere... "Emekli Yılı" ilan edilen koca bir senede bile insanca yaşam sınırına yaklaştırılmayan bu kitleye, şimdi %15 gibi rakamların reva görülmesi bir sosyal devlet ayıbıdır.
Gerçek bir adalet terazisinde hesap bellidir: 2025’ten sarkan %7’lik kayıp, 2026’nın beklenen %20’lik enflasyon yükü ve son 6 ayın %11’lik realizasyonu birleştirilmeden yapılacak her zam, emekliye "yaşama, sadece nefes al" demekle eşdeğerdir.
Sözde Değil, Özde Adalet
Adalet, sadece mahkeme duvarlarında asılı bir süs değildir; emeklinin mutfağında, işçinin cüzdanında hissedilmesi gereken bir olgudur. 2026 yılına girerken milyonlarca insan, bir sonraki yıla umut taşımak yerine, elindekini nasıl koruyacağının korkusunu yaşıyor. Unutulmamalıdır ki; bir toplumun huzuru, en zayıf halkasının refahı kadardır. Ve bugün o halka, kopma noktasındaki emekli ve asgari ücretlidir.

