BELEDİYE MASKE, İHANET GERÇEK..
Bugün Türkiye’nin doğusunda ve Gazi Meclis’in koridorlarında oynanan oyun, artık "demokrasi" ya da "siyasi fikir ayrılığı" gibi yumuşak kelimelerle tarif edilemeyecek kadar kirlenmiş, doğrudan devletin varlığına ve milletin birliğine kasteden bir beka saldırısına dönüşmüştür. Karşımızda bir siyasi parti değil; belediyeyi karargâh, Meclis’i megafon, dağa kaçırılan çocukları ise birer "insan kaynağı" olarak gören devasa bir ihanet şebekesi vardır.
Belediye Değil, Terörün Personel Ofisi!
DEM’li belediyelerin göreve gelir gelmez yaptığı ilk işin, binlerce vatansever Kürt asıllı işçiyi sokağa atmak olması tesadüf müdür? Elbette hayır! Yaklaşık 2.500 gariban vatan evladını "mantaliteye uygun değil" diyerek açlığa mahkûm eden zihniyet, aslında bir "ideolojik temizlik" operasyonu yürütmektedir. Vatansever Kürtleri tasfiye edip, yerlerine Kandil ve Kamışlı referanslı militan kadroları 1500-2000 kişi işe alarak dolduranlar; milletin vergileriyle oluşan belediye bütçesini, terörün maaş fonuna çevirmişlerdir. Bu, belediyecilik değil; kamu imkânlarıyla düşman tahkimatı yapmaktır!
Bayrağa Uzanan El, Meclis’teki Sözcü!
Daha birkaç gün önce Nusaybin sınır hattında yaşananlar, bu ihanetin sahada somutlaşmış halidir. Sınırın öte yanındaki çapulcular, ay-yıldızlı şanlı bayrağımızı indirme cüretini gösterirken; bu provokasyona zemin hazırlayan DEM’li vekillerin suskunluğu, aslında kimin tarafında olduklarının ikrarıdır. Daha da vahimi, Gazi Meclis’in kürsüsüne çıkıp utanmadan "SDG müttefikimizdir" diyenler, Türkiye’nin operasyonlarını "işgal" olarak niteleyenler, aslında bu milletin ekmeğini yiyip, bu milletin ordusuna arkadan kurşun sıkanların siyasi lojistiğini yapmaktadır. Kendi ordusuna "çeteci" deyip, eli kanlı teröristlere "müttefik" diyenlerin yeri Meclis sıraları değil, bağımsız Türk yargısının önüdür!
Sıkışan Teröre Belediyeden "Nefes Borusu"
Suriye’de askeri olarak köşeye sıkışan YPG/SDG unsurlarına belediyeler aracılığıyla "yardım kampanyası" adı altında lojistik hat kurmaya çalışanlar, aslında bölücü terör koridorunun son bekçiliğini yapmaktadır. Halkın parasıyla alınan iş makinelerini hendek kazmaya gönderen zihniyet neyse; bugün belediye imkânlarını terörün lojistik hattına bağlayan zihniyet de odur. Sınır ötesindeki sıkışmışlıklarını, milletin cebindeki parayı o bölgeye kanalize ederek aşmaya çalışmaları, ihanetin sadece şekil değiştirdiğini ispatlamaktadır.
Mazlumun Ekmeğiyle Terörü Beslemek
Vatansever Kürt işçiyi sokağa atıp, belediyenin kasasını terörün arka bahçesine bağlayan bu yapı; aslında en büyük darbeyi bölge halkına vurmaktadır. Ekmeği elinden alınan babanın, geleceği çalınan gencin ve evladı dağa kaçırılan ananın ahı üzerine kurulan bu "korku belediyeciliği", demokratik bir yönetim değil, faşizan bir terör vesayetidir. Milletin cebinden çıkan kuruşların, sınır ötesindeki katil sürülerine mermi ve lojistik destek olarak gitmesine izin vermek; sadece bir yönetim zafiyeti değil, yetim hakkına ve vatan namusuna doğrudan bir saldırıdır.
Devletin Çelik İradesi ve Halkın Vicdanı
Şunu kimse unutmasın: Türkiye Cumhuriyeti, kendi sınırları içinde bir "terör kantonuna" veya belediyelerin "lojistik karargâha" dönüşmesine asla seyirci kalmayacaktır. Bayrağımıza el uzatanların, ordumuza dil uzatanların ve milletin parasıyla millete hendek kazmaya kalkanların maskesi düşmüştür. Vatansever Kürt kardeşlerimizin devletine olan sarsılmaz sadakati ile devletin çelikten iradesi birleştiğinde; bu ihanet şebekesinin ördüğü tüm duvarlar yerle bir olacaktır. İhanetin özgürlük alanı yoktur ve bu aziz vatanın tek bir çakıl taşı üzerinde kurulan kirli pazarlıklar, Türk milletinin sinesinde boğulmaya mahkûmdur.
Artık Maskeler Düştü: Cephe Netleşti!
Artık kimse bize "demokratik siyaset" masalı anlatmasın. Bir yanda; devletine sadık, bayrağına aşık, alın teriyle ekmeğini kazanan ve bu yüzden işinden atılan Vatansever Kürtler... Diğer yanda; Kandil’in talimatıyla hareket eden, bayrağı hedef alan, ordusuna iftira atan ve belediyeleri terörün lojistik üssü yapan Hain Odakları! Bu bir siyasi rekabet değil; bu bir Vatan-İhanet cephesidir. İsimleri ne kadar değişirse değişsin, tarih onları "Demokrasi Maskeli İhanet Şebekesi" olarak yazacaktır.

