Hamas ve İsrail, Trump'ın 20 maddelik ateşkes anlaşmasının ilk aşamasını bugün Kahire saatiyle öğlen 12’de imzalayacak.
Hayatta olan tüm rehineler, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren 72 saat içinde yaklaşık 2.000 Filistinli mahkûm karşılığında serbest bırakılacak.
Kağıt üzerinde her şey güzel görünüyor.
Ama ben şahsen İsrail’in ateşkese uyması konusunda çok umutlu değilim.
Bugüne kadar defalarca, her ateşkeste, İsrail’in kendi gerekçeleriyle bu mutabakatları ihlal ettiğine tanıklık ettik.
Ne zaman “sessizlik” dense, birkaç gün sonra bombalar yeniden konuştu.
En büyük korkum, bu kez de aynı oyunun sahnelenmesi.
Esirler serbest kaldıktan sonra İsrail’in saldırıları artırması, ateşkesi yok sayması ihtimali hep masada duruyor.
Çünkü Netanyahu, iktidarını savaşa borçlu.
Gazze olmazsa İran var.
Bu ateşkes, belki de o yeni hedef için zaman kazanma planının bir parçası.
ABD ise bu planın dışında değil.
Washington, bölgede denge kurmaktan çok, kendi çıkarlarını korumanın peşinde.
Trump yönetimi, bu anlaşmayı “barış” değil, “siyasi vitrin” olarak görüyor.
Kısacası, ben bu anlaşmanın imzalanmasını barışın başlangıcı olarak değil, yeni bir fırtınanın sessizliği olarak okuyorum.
Gerçek test, ilk 72 saatten sonra başlayacak.
Ve tarih, bu testte İsrail’e pek çok kez not verdi.
Hiçbirinde “geçer” yazmadı.
