Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu geçtiğimiz günlerde çok çarpıcı bir uyarıda bulundu:
“Türkiye, yarın ürettiği silahları kullanacak insan bulamayacak. Nüfus çok hızlı düşüyor. Bu silahları kullanacak genç Türklerin sayısı azalacak.”
Bu sözler, kulağa sadece bir demografik uyarı gibi gelmesin. Aslında bu, Türkiye’nin sadece askeri değil, ekonomik ve sosyolojik geleceğine dair sert bir alarmdır. Çünkü bir ülkenin silahı olabilir, sanayisi gelişebilir, teknolojisi yükselebilir. Ama bütün bunları sürdürecek bir insan kaynağı yoksa, hiçbirinin anlamı kalmaz.
Peki, biz bu noktaya nasıl geldik?
Çok açık söylemek gerekirse: Aileyi temelinden sarsan, evliliği zorlaştıran, çocuk sahibi olmayı geciktiren ve gençliği aile kurmaktan uzaklaştıran politikalarla.
Bugün Türkiye’de düşük doğum oranları, yükselen boşanma oranları ve evlilikten uzak duran gençlik; sadece bireysel bir tercih değil, sistematik bir dayatmanın sonucudur.
6284 sayılı kanun: İyi niyetli ama tahripkâr
Bugün aile yapısını parçalayan en kritik sorunlardan biri, kamuoyunda yeterince tartışılmayan 6284 sayılı kanundur.
Kadına yönelik şiddeti önleme amacıyla çıkarılmış bu yasa, uygulamada erkekleri delilsiz şekilde evlerinden atan, uzaklaştıran, potansiyel suçlu gibi muamele yapan bir mekanizmaya dönüşmüştür.
Bir imza, bir beyanla; ne savunma hakkı ne mahkeme süreci beklenmeden, bir aile bir kalemde dağıtılabiliyor.
Bugün Türkiye’de binlerce genç erkek, “ya yarın evden atılırsam, ya çocuklarımı bir daha göremezsem” korkusuyla evlenmeyi aklından bile geçirmiyor.
Kadınlar ise sistem tarafından “bağımsız birey” olma adına aileye değil bireysel özgürlüğe yönlendiriliyor. Sonuç? İki taraf da mutsuz, toplum ise çöküyor.
4+4+4+4 ile geciktirilen evlilikler
Öte yandan, 4+4+4 ve sonrasındaki üniversite teşvik sistemi, evlilik yaşını dramatik şekilde yukarı çekti.
Gençler 30’larına yaklaşmadan aile kurmuyor, kariyer ve bireysel başarı odaklı yaşam tarzı, anneliği ve babalığı ikinci plana atıyor.
Devletin genç nüfus gücü hızla eriyor ama bu duruma dur diyecek yapısal bir hamle yok.
Aile yılı makyajı: Gerçek sorunlara göz bBoyama
2024 yılı “Aile Yılı” ilan edildi. Kampanyalar, etkinlikler, sosyal medya içerikleri havada uçuşuyor.
Ama gerçek şu: Aileyi korumak istiyorsanız önce onu parçalayan yasaları ele alın.
Bu konuda hiçbir adım atılmadan yapılan her açıklama, “halka gaz verme” çabasından öteye gitmez.
Çözüm Ne?
* 6284 sayılı kanun, kadınları korurken aileyi de gözeten dengeli bir yapıya kavuşturulmalı.
* Evliliği kolaylaştıracak ekonomik ve sosyal teşvikler artırılmalı.
* Eğitim sistemi, aileyi merkeze alan değerlerle yeniden inşa edilmeli.
* Erkek ve kadın arasında kutuplaşma değil, tamamlayıcılık esas alınmalı.
Aksi takdirde, nüfusumuz yaşlanacak, doğum oranı dibe vuracak, orduya asker, fabrikaya işçi, topluma anne-baba bulunamayacak.
Unutmayalım: Aile güçlü değilse, ülke de güçlü olamaz.
