Büyüklerimizin hiç unutmadığımız bazı tavsiyeleri vardır.
Bir işe başlarken bir yere çıkarken “Bismillahirrahmanirrahim” demeyi unutma derlerdi.
Bazı duaları okumamızı da önerirlerdi. [Rabbi yessir….]
Ben bunları hiç unutmam ve hala uygularım, aynı zamanda çocuklarıma ve sözümün geçeceğini düşündüğüm kişilere de tavsiye ederim.
Faydası oldu mu değerlendirmesi yapmak çok yanlış olur. Çünkü böyle bir beklenti içinde olmak bize yaşatılan dayatılan sorgulatılmayan birçok şeyde olduğu gibi hurafeyi doğurur.
Bu tavsiyelerin hiç zararını görmedim ki bu benim için yeterli.
Nerden nereye geçiyorsun demeyin, ana kuralı öğrenmeden uygulama yapan kamu kurumlarının, vatandaşlık duygularını erozyona uğratan yanlışlıklarından bahsedeceğim.
Bir yöneticiye görevde iken methiye düzen kişi, başka biri atandığındaki övgüleri insanı güldürecek kadar acemice olabiliyor, menfaat kaynaklı olduğunu hemen anlıyorsunuz.
Kamu kurumları geneldeiş sürecinin başlangıcında hata içinde. İşin “besmelesini” yanlış kurguluyorlar.
Vatandaş kimdir?
Kanunun gösterdiği şartlarla kazanılmış, Anayasa’da sayılmış hak ve yükümlülükleri olan kişilerdir.
Peki memur kimdir?
Memur, idari bir sisteme bağlı olarak kamu hizmetini yapmakla görevlendirilenlerdir.
Tanıma baktığımızda, memurun vatandaşa amir olmadığı çok net olarak anlaşılıyor.
O halde: Vatandaş bir ülkenin en temel unsurudur. Ülkenin idaresine onların oyu yön verir. Seçilen vekillerin unvanı “Millet Vekili”dir. Yargı dahi kararını Türk Milleti adına verir.
Kısaca vatandaşlar kurumların hiyerarşisi içinde değillerdir.
Tamam da;
Bir müfettiş vatandaşa yazı yazdığında neden RİCA EDERİM der.
Kurum yetkilileri vatandaşa yazısını neden RİCA EDERİM diye bitiriyor.
Memuriyetin besmelesini bilmiyor da ondan.
Kurumların çalışanları mevzuat uygularken, genel olarak ilgili mevzuata bakmadığından, baktıklarında da amaç ve kapsamına bakmadığından, özellikli işlemleri her zaman yargı süreci ile karşılaşıyor.
Yargı mercii ise azımsanmayacak sayıda işlemde eksik ve ilgisi olmayan düzenlemelere göre hatalı, hukuksuz kararlar verirken, bir haftada sonuçlanacak davalar yıllarca sürüyor, olan vatandaşa oluyor.
Sıralamaya gerek yok kamu idareleri ve denetim mekanizmalarının çalışanları, daha başlangıçta çok büyük oranda aynı hataları yapıyorlar ki işin “besmelesi” de bu.
Doğru ve iyi niyetle söylenecek bir besmele ile başlanmayan işin sonunda hayır olur mu?
Olmuyor işte ve hatalı uygulamaların sonuçları devlete düşman sayısını devamlı çoğaltıyor.
Burada besmeleden kastım, daha işin başında her çalışanın bilmesi gereken yazışma kuralları ve mevzuatın doğru uygulanması.
Bunu bilmiyorsan devamında da hatalar zinciri oluşur. Oluşuyor zaten.
Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik vardır.
Amaç ve kapsam maddesine bakılsa belki anlayacaklar çünkü, bütün kamu kurum ve kuruluşlarını kapsar diyor.
Yani vatandaş bu hiyerarşinin içinde değil.
Yönetmeliğin 16’ncı maddesi kurumların hiyerarşik yapı içerisinde birbirlerine hitap şeklini belirlemiş ve e]fıkrası;
e) Muhatabı gerçek kişi olan yazışmalar “Saygılarımla”, “İyi dileklerimle” veya “Bilgilerinize sunulur” ibareleriyle bitirilebilir.
Şeklinde.
Yani, devleti doğrudan temsil eden [Cumhurbaşkanı, Bakan, Vali, Büyükelçi] dışındaki kurumlar vatandaşa yazı yazarken, RİCA EDERİM kelimesini kullanamaz.
Doğru olmadığı gibi kullanılması disiplin soruşturmasını gerektirir.
İşin besmelesini bilmek lazım.
Benden söylemesi.
