Bu ülkede kadın olmak, sokakta büyük risk taşıyor. Evde, okulda, mahkemede hedef olmaktır. Her gün en az iki kadın daha öldürülüyorsa, her gün birkaç çocuk daha istismara uğruyorsa artık kimse güvende değildir. Bu teröre “bireysel” diyemez.
Bu, sistemli bir şiddet.
Bu, organize bir yapı.
Adını açıkça koyalım, bu şiddetin sorumlusu tamamen hurafelerle büyütülen cahil bırakılan erkekler: Erkek Terör Örgütü.
Bu şiddetin faili yalnız değil
Fail sadece bıçağı, silahı tutan el değil. Onu koruyan yasalar, cezayı hafifleten yargı, “olur böyle şeyler” diyerek geçiştiren toplum da suç ortağıdır.
Biliyorsunuz;
Kadınlar ayrılmak istedikleri için öldürülüyor.
Çocuklar kendi evlerinde bile güvende değil, sapıkların hedefi oluyor.
Failler ise genelde serbest kalıyor, indirim alıyor, korunuyor.
Bu ülkede birileri hâlâ “kadın cinayeti değil, aile içi mesele” diyebiliyorsa, mesele sadece adalette değil, çoğunlukla zihniyettedir.
Devletin Suskunluğu, Suçu Büyütüyor.
Kadınlar defalarca şikâyet ediyor, koruma talep ediyor, tehdit edildiklerini bildiriyor, ama devletin koruma mekanizmaları çoğu zaman işlemiyor.
Polis ilgilenemiyor, savcı takipsizlik verebiliyor, mahkeme “iyi hal” indirimi uyguluyor.
Çoğunlukla fail değil, mağdur sorgulanıyor.
Aynı şekilde, çocuklara yönelik istismarda da en çok konuşması gerekenler susuyor.
Devlet kurumları, cemaat ilişkileri, siyasi bağlantılar çocuğun beyanından daha kıymetli hale geliyor.
Ne kadar acı verici değil mi?
Bu Terör Örgütünü Nasıl Durdurabiliriz?
Bu karanlığı bitirmek için ilk adım gerçekleri görmek elbette.
Bunun yanında kadının eğitimi için devletin destek olması. Çünkü; Erkeğin öğretmeni kadındır, kadın cahil kalırsa erkek teröriste dönüşüyor.
İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmeli.6284 sayılı yasa tavizsiz uygulanmalı.
Kadına ve çocuğa yönelik şiddette ceza indirimi, tahrik, iyi hal gibi savunmalar kaldırılmalı.
Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi ilkokuldan başlamalı.Ahlak, saygı, sevgi, gelenek ilk okulda öğretilmeli.
Çocuk istismarında “rıza” gibi insanlık dışı ifadeler yasadan tamamen çıkarılmalı.
En önemlisi nedir biliyor musunuz;
Güzel dinimizde olmayan ve haçlı zihniyetinin sanki varmışçasına, halkımıza uşakları vasıtasıyla empoze ettirdikleri hurafeler.
Kadının eşya olarak gösterilmesini sağlayan düşünce ve aparatlar.
Bu hurafeleri yayanların el üstünde tutulması.
Gibi olumsuzluklardan vazgeçilmeli.
Bu örgütle mücadele, yalnızca polisiye değil, hukuki, ahlaki ve toplumsal bir savaştır.
Ve bu savaşın ilk cephesi, susmamaktır.
Son Söz
Bu ülkede kadınlar ve çocuklar korkarak yaşıyorsa, kimse güvende değildir.
Ve biz sustukça, bu terör örgütü büyümeye devam eder. Ediyor.
Artık adı konmamış bu örgüte karşı açık bir tavır alma zamanı geldi geçiyor.
Bu örgüte karşı Adalet susmamalı.
Çünkü, adalet susarsa şiddet konuşur, konuşuyor.
Biz de susmamalıyız.

Çok doğru konulara parmak basmışsınız. Toplumumuzun kanayan yarası.