Ekranları parsellemiş, intihal ve kayırma yöntemiyle çeşitli unvanlara sahip olmuş “ilim adamları (!)” kisvesindeki birçok kişi, para karşılığı “Güzel ve kusursuz yüce dinimiz” adına, halkı aydınlatıyorlar.
O kadar bilgililer ki aklınıza gelen her konuyu cevaplıyorlar, özellikle kadınlar üzerine uzmanlar ve kadınlarla ilgili sorulara, Yüce Kitabımıza değil de hangi ölçüde gerçek kalabildiği şüpheli hadislere dayalı cevap verirken bir başka âlim oluyorlar.
Hep kadını yok sayan hurafeleri zihinlere yerleştiriyorlar, sanki başka mecralara hizmet edercesine.
Cennette, erkeklere istedikleri kadar huri, şarap ve yiyecekler verileceğini söylüyorlar.
Kadın, kocasının izni olmadan asla evden çıkamaz. Kadın okula gönderilmemeli, Kadın çalışmamalı, Kadın 13 yaşında evlendirilmeli. Kadın sokağa çıkarsa erkeği tahrik ediyor, Kadın dövülebilir, Kadının görevi çocuk doğurmak vs. Diyorlar. Bu âlimler, insan doğarken rızkı ile dünyaya gelir derken “o rızkı başka insanların gasp etmesinden bahsetmeden” anlattıklarının tam tersine 11 dakikada bir çocuğun açlıktan öldüğünü de söyleyerek insanları manevi baskı ile sömürmeye çalışıyorlar.
Bir kesimi yönetebilmek ve kullanabilmenin en kolay yöntemi nedir derseniz, onları cahil bırakmak, fakirleştirmek ve gerçek din yerine hurafeleri ile meşgul etmek derim işte bu yapılıyor.
Daha küçük yaştan itibaren bu sapık fikirleri duyarak ve inanarak büyüyen erkek egemen toplumun önemli bir kesimin düşünceleri cehalet ile birleştiğinde, kendisini doğuranın bir kadın olduğunu dahi unutup, doğal ortama salınmış fareler gibi insan boğazlayan zihniyetli bir teröriste dönüşüyorlar.
Aslında, birlikte yuva kurduğu kadını para ödeyerek satın aldığını düşünen, evlenme ehliyeti dahi olmayan çok sayıda bu erkek kesim, resmi unvana sahip sahte âlimlerin telkini ve cehaletiyle, bir mal ve eşya olarak gördüğü kadın için, sadece nefsine göre hareket ediyor.
Eşya gibi kullanıyor, iki üç çocukla ortada bırakarak başka kadınlara gidebiliyor. Aç bırakıyor, işkence ediyor, kurbanlık gibi görüyor, kesiyor, hakaret ediyor terk ediyor ama yine vazgeçmiyor sonunda öldürüyor, üstelik bu yaptığının doğru olduğunu düşünüyor ve ne yazık ki gerçek ilim adamları bunlara seyirci kalıyor.
Oysa gerçekler o kadar farklı ki...
Mü’min suresi 67’nci ayetinde, “Sizi önce topraktan, sonra bir nutfe'den, sonra bir aleka'dan yaratan, sonra da olgunluk çağına ve nihayet ihtiyarlığa erişmeniz için bebek olarak çıkaran Odur. Kiminiz bundan önce öldürülür; kiminiz de, aklınızı kullanırsınız diye, belirlenmiş bir vakte erişecek kadar yaşatılır.”
Denirken, resmi unvanlara sahip ve akıllarını Allah için kullanacaklarını bazı kişilere satmış bazıları, cennette sadece erkekler olacakmış intibaını uyandırmak amacıyla, kadının erkeğe ait kemikten yaratıldığı düşüncesini, zihinlere işliyorlar.
Bakara süresi 240’ncı ayeti,“Sizden ölüp de (dul) eşler bırakan kimseler” diye başlıyor ya, ilgili tüm ayetlerde insanlardan bahsedilip, hem kadın hem erkek için çoğul ifadeler kullanılırken, cümlelerin yarısını alarak surede yer alan “eşler” kelimesinden hareketle “sizler” diye başlayan kelimeyi göz ardı ederek nefislerinin kendilerinden istediği şeytani duyguyla “erkeğin 3-4 eşi olabileceği” yorumunu yapıyorlar. Yüce rabbimize en büyük hakareti yapıyorlar.
Lokman süresinde, “Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi zayıflık üstüne zayıflık çekerek onu (karnında) taşımıştır.” Denilirken sadece erkeklerden mi bahsediyor.
Yüce rabbimiz “Nas” süresinde, “Nas” yani “insanlar” derken yalnızca erkeklerden mi bahsediyor?
Yüce Peygamberimiz “Anne cennet kapılarının ortasındadır. Cennet annelerin ayakları altındadır” derken erkeklerden mi bahsediyor? Hazreti Hatice validemiz ticaret yapmadı mı? Yüce kitabımız oku emriyle başlamıyor mu?
Lütfen biraz sorgulayın.
Eğer gerçek bir mücadele ile bataklığı kurutmadan, sivrisineği öldürmekle uğraşır, orta doğu gerçeğiyle yaşarsak, kadın cinayetlerini, bebek cinayetlerini ve onlara yapılan işkence haberlerini artarak okumaya devam ederiz.
Erkek egemen toplumun, aydınlatılması gereken önemli bir kesimine ve resmi ilim adamlarının önemli bir bölümüne, kendilerini dünyaya getirenin bir kadın olduğunu, kadının, erkekle birlikte sayılan “Nas” insan olduğunu, hangi şartlarda olursa olsun kadına ve çocuğa el dahi kaldırılmaması gerektiğini, onların da hür ve özgür olduğunu anlatamazsak Allah yardımcıları olsun.
Bir yerden başlayacaksak, yanlış olan erkeğe kız isteme/alma geleneğini, "Allah'ın emri peygamberin kavliyle kızınız ve oğlumuzun bir yuva kurmalarına onayınızı istiyoruz" söylemli gelenek haline dönüştürerek başlayabiliriz.
Annelere/kadınlara değer veren saygı duyan önemli çoğunluğa saygılarımla...
