Sokakların görünmez bir kuşatma altında olduğu, okulların ise sadece müfredatla değil, ruhsal bir erozyonla imtihan edildiği kritik bir eşikteyiz. Bugün Türkiye’nin asayiş bültenlerine düşen rakamlar ile sınıflardan yükselen o sessiz feryatlar, aslında aynı madalyonun iki karanlık yüzünü gösteriyor: Gençliğimizi hedef alan o sinsi kuşatma.
69 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlar, 478 tutuklama… Rakamlar büyük, devletin sahadaki yumruğu sert. Zehir tacirlerinin sokak aralarında kurduğu o sinsi ağlar bir bir koparılıyor. Ancak kabul etmeliyiz ki bu mücadele sadece kelepçelerle, polis sirenleriyle veya mahkeme salonlarıyla kazanılacak bir savaş değil. Sokaktaki zehrin gerçek panzehri laboratuvarlarda değil, toplumun vicdanında ve aile bağlarının sağlamlığında saklıdır. Biz o zehri sokağa düşmeden, o el torbacıya uzanmadan çok önce durdurmak zorundayız.
İşte tam bu noktada, Türk Kızılay’ının "Akran Nezaketi" hamlesi, sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, gerçek bir "toplumsal savunma hattı" olarak karşımıza çıkıyor. Akran zorbalığı dediğimiz o sessiz çığlık, bugün uyuşturucuya giden yolun ilk taşlarını döşüyor olabilir. Okul bahçesinde dışlanan, hor görülen, arkadaş çevresinden nezaket yerine şiddet gören bir çocuk; aidiyet hissini sokaktaki yanlış gruplarda, sahte teselliyi ise o ölümcül maddelerde arıyor. Kızılay, nezaketi bir seferberlik haline getirerek aslında geleceğin suç istatistiklerine daha yolun başında neşter vuruyor.
Nezaket, zayıflık değil; bir toplumun bağışıklık sistemidir. Eğer biz çocuklarımıza birbirinin kurdu değil, yurdu olmayı öğretemezsek; sokaktaki zehir tacirlerine her zaman açık bir kapı bırakmış oluruz. Emniyet teşkilatının sokakta verdiği o devasa mücadeleyi, bizler evde ve okulda nezaket dilini yeniden inşa ederek taçlandırmalıyız.
Zehirle mücadele sadece "hayır" demeyi öğretmekle bitmez; çocuğun içine sığınacağı sıcak bir "ev", güven duyacağı bir "arkadaş" ve saygı göreceği bir "sınıf" inşa etmekle devam eder. Kızılay’ın bu hamlesi, asayiş operasyonlarının ruhsal tamamlayıcısıdır. Sokaklar temizlenirken, gönüllerin de nezaketle yıkanması şarttır. Aksi halde, boşalan her sokağı yeni bir şiddet dalgası, susturulan her taciri yeni bir karanlık niyet dolduracaktır. Bugün nezaketi kuşanmak, aslında geleceği savunmaktır.
