Bir haftada ne değişti? Ülkemizde savaş mı çıktı? Tarlaları kuraklık mı vurdu? Hayır. Ne üretim durdu ne de gökten ateş yağdı. Meteoroloji kayıtları normal, arz tarafında kriz yok. Ama pazar tezgahları yangın yeri; sebze meyve fiyatları bir haftada %100’e varan o meşhur "gece yarısı operasyonlarıyla" uçuşa geçti.
İşin kolayı var: "Mazot arttı!" Gelin şu "mazot" edebiyatının matematiğine bir bakalım. Rakamlar yalan söylemez. Antalya’dan İstanbul’a bir tırın nakliye maliyeti belli. En kaba hesapla 16 ton ürün taşıyan bir araçta kg başına düşen ek yük taş çatlasın 5 TL. Peki, lojistikteki 5 liralık kıpırdanma, rafta nasıl oluyor da 100 liralık devasa bir farka dönüşüyor?
Bu bir matematik sorusu değil; bu bir sistem boşluğu, bir denetimsizlik destanıdır!
Aracı Zincirinin Semizliği, Üreticinin İskeleti
Gerçek acıdır: Bu fiyat artışının ne gübreyle ne de üretim maliyetiyle izahı var. Karşımızdaki tablo; kontrolsüz fiyatlama iştahı ve denetimsiz piyasa düzeninin ta kendisidir. Çiftçinin 30-40 TL’ye binbir emekle elinden çıkardığı ürün, ertesi gün 200 TL etiketiyle karşımıza çıkıyorsa, burada "serbest piyasa" değil, "başıboş piyasa" vardır.
Türkiye’de gıda; Çiftçi-Hal-Komisyoncu-Toptancı-Market beşgeninde eriyor. Her aşama üzerine sadece kâr değil, insafsızlık koyuyor. Ve kimse çıkıp da bu zincirin halkalarına "Dur!" demiyor.
Hal Yasası: Raflarda Tozlanan Bir Reform
Yıllardır dillerden düşmeyen, her seçim dönemi ısıtılıp önümüze konan o meşhur Hal Yasası neden hala çıkmıyor?
• Aracı sayısını azaltacak,
• Üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturacak,
• Fiyat şeffaflığı getirecek
bir devrimden kim, neden korkuyor?
Cevap basit: Mevcut kaostan beslenen, bu kirli düzenden devasa kârlar deviren güçlü bir yapı var. Bu yapı değişirse, tarladaki alın terini masa başında paraya çevirenlerin saltanatı yıkılacak.
Bu Sadece Bir Ekonomi Meselesi Değil, Bir Adalet Kavgasıdır!
Gıda fiyatlarındaki bu kontrolsüz artış, bir domino etkisidir. Bugün pazar torbası dolmayan adamın berberi de, tamircisi de, ev sahibi de o boşluğa bakarak zam yapar. Enflasyon dediğimiz canavar tam da bu denetimsizlikten beslenir.
Burada kazanan çiftçi değil. Kazanan üretici değil. Kazanan, emeğiyle geçinen sabit gelirli hiç değil. Kazanan; sistemin boşluklarını paraya tahvil eden bir avuç fırsatçıdır.
Denetim Nerede, Devlet Nerede?
En kritik soru şudur:
Bu fiyatları kim kontrol ediyor?
Bir ürünün tarladan çıkış fiyatı belli. Hal fiyatı belli. Market rafı belli.
Ama bu üç nokta arasında oluşan uçurumun hesabını soran bir mekanizma var mı?
Eğer yoksa bu sadece ekonomik bir aksaklık değil,
doğrudan bir yönetim zafiyetidir.
Piyasa kendi haline bırakıldığında rekabet değil, fırsatçılık büyür.
Denetimin olmadığı yerde ahlak değil, açgözlülük kazanır.
Bu Vurgun Büyürse Sonuç Ağır Olur
Bugün sebze-meyvede yaşanan bu kontrolsüz artış, yarının daha büyük krizinin habercisidir. Çünkü gıda fiyatı sadece mutfağı değil, toplumun tamamını etkiler.
Eğer insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirse,
ekonomik sorun sosyal soruna,
sosyal sorun ise huzursuzluğa dönüşür.
Bu sadece fiyat meselesi değil,
toplumsal denge meselesidir.
Ya Neşter, Ya Kaos
Son sözümüz net olsun: Bu tablo ne maliyet artışıdır ne de piyasa dengesi. Bu, yapısal bir vurdumduymazlıktır.
Eğer bu vurgun durdurulmayacaksa,
bugün 200 TL’ye aldığımızı yarın 400 TL’ye alırken sadece cüzdanımızı değil, toplumsal huzurumuzu da kaybedeceğiz.
Ya güçlü bir denetim gelecek
Ya Hal Yasası gibi köklü bir reform yapılacak
Aksi halde…
Bu sofrada sadece zam değil,
adaletsizlik büyümeye devam edecek.
