Ben yüce kitabımızı tercüme edecek özellikleri sahip değilim ancak; Tercüme eden bilim adamlarının tercümelerini karşılaştırarak hangisinin daha doğru olduğuna, Yüce Rabbimin üslubuna uygun olacağını söyleyebilecek bir akla sahip olduğumu düşünüyorum.
Diyanet ağırlıklı bilim adamlarının tercümelerini okuduğumda birçoğunun sadece insan üslubu taşıdığını, önemli hatalar olduğunu görmek için orta zekaya sahip olmanın bile yeterli olduğunu söyleyebilirim.
İslam inancının ülkemizde erozyona uğramasının sebebinin de bu olduğunu bilmeyen yok, hatta çok önemli siyasi kişiliklerin bile bu yönde beyanları, ikrarları bile var.
Tek bir örnekle, bu erozyonun sebebini açıklayabilirim.
Tek bir örnek ile mi diyorsanız, evet diyorum. Onlarca var ama bu tek örnek bazı siyasilerin söylemlerinin doğruluğunu ispatlayacak durumda, maalesef.
(Nebe Suresi 31-34 üzerinden bir vicdan muhasebesi)
Kur’an-ı Kerim, insanlığın önüne konmuş sıradan bir kitap değildir.
O, Allah’ın kelamıdır.
Kelamların en yücesi…
Sözlerin en temizidir.
Bu yüzden Kur’an’ı anlamaya çalışırken, tercüme ederken kelimeyi mi taşırız, yoksa Allah’ın muradını mı? Diye kendimize sormamız gerekir.
Tek bir örnek dedim ya;
Nebe Suresi’nin 31-34. Ayetlerin iki farklı mealini karşılaştırdım.
İlki dini kurumun meali;
“Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu kadehler vardır.” Şeklinde tercüme edilmiş.
Dedikleri çok net, kullandıkları dilin çağrışımı çok ağır ve yüce rabbime yakıştırılan, tamamen haçlı iddiası ve en az Yüce Kitabımızın yakılması kadar maddi ve manevi suç içeriyor.
Bu mealde çeviri şeklinin çağrışımı çok ağır.
Farklı, kasıtlı bir amacı bile olabilir.
Kur’an’ın cennet tasvirini, bedensel bir ayrıntıya indirgenmiş ve bu dil, özellikle günümüz insanında, özellikle gençlerde Kur’an’a yakışmayan bir algı oluşturabiliyor, onları güzel dinimizden uzaklaşmasına sebep oluyor.
Tam burada durup düşünmek gerekiyor.
Kur’an böyle mi konuşur?
Allah’ın kelamı böyle mi anlaşılmalıdır? Hayır. Hayır…..
Kur’an’ın Dili Edep Dilidir.
Ana dili Arapça olan bir Profesör’ün aynı ayete ait mealine bakalım, ayet nasıl çevrilmiş:
“Takva sahiplerine mutluluk ve sıkıntılardan kurtuluş yanında cennette, olgunlaşmış üzüm bağları ve bahçelerinde sarhoş etmeyen içki ile dolu kadehler sunulacak ve uyum içinde kişilerle birlikte olacaklardır.”
Bu tercümede dikkat çeken, diğer mealin aksine;
Cennet bir “arzu pazarı” gibi değil, bir “huzur ve uyum yurdu” gibi anlatılmaktadır.
Çünkü Kur’an’ın üslubu budur. Temizdir. Ölçülüdür. Yücelticidir.
Benim aklım bu mealin doğruluğunu söylüyor bana, diğer mealin doğru olması hali dindar insanı dahi dinden hatta Yüce Allahtan uzaklaştırır. Gizli amaç dahi olabilir.
Cennet Tasviri Şehvet Dili Değil, Saflık Dilidir
Kur’an elbette nimetlerden söz eder.
Bahçelerden, ırmaklardan, içeceklerden…
Fakat Kur’an hiçbir zaman insanı aşağıya çeken bir dil kullanmaz.
Cennet, sadece bedensel bir ödül değildir.
Cennet, Allah’ın rızasıdır.
Cennet, arınmış ruhların buluştuğu sonsuz huzurdur.
Bu yüzden Kur’an’ın tasvirleri bile edep içindedir.
Meal İnsan Yorumudur
Meal, Kur’an’ın kendisi değildir. Meal bir çabadır. Bir insan yorumudur. Hata payı olabilir.
Bazı tercümeler kelimeye sadık kalayım derken manayı zedeleyebilir.
Oysa Kur’an tercümesinde esas olan sadece sözlük karşılığı değil, Kur’an’ın bütünlüğü ve Allah’ın yüce kelamına yakışan üsluptur.
Dini Kurum çevirisi maalesef bu üsluptan uzak ve kabul edilemez.
Profesörün çevirisi ise insanın ruhunu okşuyor. [G.Ö]
Allah’ın Kelamı Hiçbir Zaman İnsanı Aşağı Çeken Dil Kullanmaz.
Kur’an’ı tercüme etmek, sadece dil değildir.
Bu, aynı zamanda bir edep meselesidir.
Allah’ın kelamı, sıradan bir metin gibi aktarılmaz.
Kur’an’ın cennet dili bile insanı arındırır, yüceltir, temizler.
Bu nedenle Rabbimize yakışan meal, Kur’an’ı basitleştiren değil, yüceltendir.
Bedensel çağrışımlara hapseden değil, hikmeti öne çıkarandır edep taşıyandır.
Çünkü Kur’an, insanı aşağıya değil, yukarıya çağırır.
Allah’ın kelamı, her şeyden önce Allah’a yakışır.
Allah’a yakışmayan şekilde yazılmış mealler, Yüce Dinimiz İslam’a sızmış haçlıların eseridir.
Çok dikkatli olmalıyız.
Devletimizin dinimize sızmış bu haçlı casusları ile etkili bir şekilde mücadele etmesi gerekmektedir.
