Kıdem tazminatı uygulamasında olması gereken uygulamayı farklı bir şekilde yazabilmek için, önce kamu ve özel sektör çalışanlarının çalışma şart ve haklarını karşılaştırmak gerekiyor.
1- Çalışma garantisi var mı?
Devlette çalışan için var, hatta garantisiz çalışanlar dahi belli aralıklarla garantili çalışma hakkına kavuşurken, Özel sektörde çalışanlar, büyük çoğunlukla bu haklara sahip değildir ve işine son verilmesi çok kolaydır.
2- Sağlık ve sosyal ihtiyaca yönelik haklar kullanılabiliyor mu?
Devlet çalışanı bazı istisnalar hariç, sağlık söz konusu olduğunda, kendisi, eşi ve hatta yakınlarına destek konusunda her türlü esnekliğe/idari yaklaşıma sahip iken, özel sektör çalışanları için bu esnekliklerin % 10’u bile söz konusu değildir.
Çay, kahve molası, dinlenme, arkadaş ziyareti vs. devlet çalışanı için sorun olmazken, özel sektörde bu mümkün değildir. Kullanılabilen yerlerde dahi kısa süreli ve belli kurallara tabidir, olması da gerekir ama birçok yerde hiç kullanılamaz.
3- Mesleğin sonunda emeklilik ikramiyesi/tazminat alma garantisi var mı?
Devlet sektöründe kesin bir garanti mevcut iken, kurumlaşmış sınırlı sayıda işletmeler dışında % 75’lere varan oranda özel sektörde bu mümkün değildir.
4- Vatandaşların belli kademelere gelme ve özellikli mesleklere girişleri yasal ve diğer fiziki şartlar herkes için eşit mi?
Eşit demek pek mümkün değil, gıpta ile baktığınız, akademisyenlerin, bürokratların, kariyer mesleklerin, hatta meclisi oluşturan bireylerin % 90’lara varan kısmının, köydeki Mehmet veya Ayşe’den çok daha farklı, ilave iyi özelliklere sahip olduğunu mu zannediyorsunuz?
Onların farkları sadece biraz daha şanslı yaratılmış olmaları ve birçoğunun daarkasında doğuştan para ve güç olmasındandır.
Bu özet değerlendirme sonrasında, bir kamu çalışanı olarak vicdanımın sesiyle gerçek olduğunu düşündüğüm şeylerden, şimdilik bir tanesi ile ilgili, aslında olması gerekenin ne olduğunu izah etmek istiyorum. Devlet organlarından, çözümünü de bekliyorum.
Şöyle ki;
Bir ülkenin tüm vatandaşları, her konuda eşit olmalı devlet çalışanı veya özel sektör çalışanı farklılığı olmamalıdır. Efendim ben devlete hizmet ediyorum elbette farkım olacak denilemez.
Bu nedenle, bir yasal düzenleme yapılırken, uygulanmasındaki istismarı önlemek için mutlaka net olarak yapılmalı ve devlet çalışanı için ayrı, özel sektör çalışanı için ayrı haklar sağlamamalıdır.
Devlette işleyen sistem ve esneklik ne ise, özel sektörde de aynısı olmalı.
Her şey bir yana bu, devlet olmanın asli gereğidir, insanlığın ve vicdanın zorunlu bir sonucu olmalıdır.
Bu kapsamda; Devlet çalışanı ve özel sektör çalışanının ücretleri ve hakların kullanımına yönelik bir değerlendirme yaptım. 2018 yılı asgari ücret 16 yaşından büyükler için yaklaşık brüt 2.029 TL ve hem özel sektör hem devlet için de geçerlidir.
Genel olarak kesintilere baktığımızda;
“S. G. primi işçi payı % 14, işveren payı % 20,5, işsizlik fonu işçi payı % 1 işveren payı iki katı, gelir vergisi %15-27 arasında değişiyor, damga vergisi “%07,59, Devlet memuru için de durum farklı değil. % 16 Emeklilik kesintisi, %15-27 oranında gelir vergisi kesintisi, % 07,59 damga vergisi kesintisi mevcut ve kesintiler ilgisine göre” Devlet ve özel sektör ayrımı olmadan, vergiler maliyeye, Sosyal Güvenlik Kesintileri ise Sosyal Güvenlik Kurumuna yatırılıyor.Yani kesintiler işverene yatmıyor.
Buna rağmen:Devlet işçisi ve memuru emekli olduğunda, hiçbir zorlukla karşılaşmadan ikramiyesini/tazminatını diğer tüm haklar ile birlikte alıyor sorun yaşamıyor.
Ancak özel sektör işçisinin sosyal güvenlik kesintileriçalıştığı işverene değil de, devlet işçisinde olduğu gibi, Devletin Sosyal Güvenlik Kurumu’na yattığı halde, genel olarak, emeklilik ikramiyesi/tazminat haklarını neden Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alamazlar?
Neden rezil ve sefil olmalarına izin verilir?
Bu uygulamada bir terslik var ve gerekirse, ilave kesintiler uygulanarak,devlet çalışanına yapılan emeklilik ikramiye/tazminat uygulamasının, devlet sorumluluğunda özel sektör çalışanlarının tamamına kapsayacak şekilde uygulanabileceği bir yasal düzenleme yapılmalı ve mağduriyetler önlenmelidir.
Bu mümkündür, akıl ve vicdanın gereğidir.
