'Yeni bir dünya kuruluyor'
Son zamanlar da bu sözü analistler, yazarlar, politikacılar sıkça kullanır hale geldi.
Evet doğru. Yeni Bir Dünya Kuruluyor!
Ama kurulacak bu yeni dünya adil, eşit ya da insani bir düzen üzerine kurulmuyor; kan, çıkar ve sessizlik üzerine kuruluyor.
Güçlüler yeni ittifaklar kuruyor.
Güçsüzler ise mezarlıklar.
Size bu yazdıklarım bir komplo teorisi gibi gelebilir.
Çıplak gerçek o ki;
Güçlüler birbirleriyle kavga ediyor görünüm de ancak kavga filan etmiyor, alan ve kaynak paylaşıyor!
ABD, Çin, Rusya, ve bir kısım Avrupa ülkesi birbirlerine meydan okuyor gibi yapıyorlar ama dikkatli bakıldığında gerçek savaşlar, zülm ve baskı, yağma nerede çıkıyor?
Maalesef hiçbiri: New York’ta, Londra’da, Paris’te, Pekin’de, Moskova’da veya Berlin’de çıkmıyor.
Savaşlar, yağma zulüm hep: Afrika’da, Ortadoğu’da, Asya’nın yoksul coğrafyalarında yaşanıyor.
Çünkü güçlüler birbirlerini yıkmaz, güçsüzleri kullanır, sömürür.
Eğer söz konusu güçsüz ülke de kaynak varsa, kan vardır, zulüm vardır ölüm vardır.
Petrol olan yerde barış olmaz.
Maden olan yerde demokrasi tutmaz.
Stratejik geçiş noktası olan yerde istikrar yaşatılmaz.
Bu ülkelerin “suçu” ne?
Zengin olmaları.
Ama yanlış ellerde.
Sonra ne olur?
İç savaş çıkarılır, darbeler yapılır.
Terör örgütleri kurulur “işlevsel” hale getirilir
Silahlar akar, krediler akar, tabutlar akar
Ve dünya buna seyirci kalır.
İnsan hakları mı? Seçici bir masal mı?
Bir ülkede siviller ölür, dünya ayağa kalkar.
Bir başka ülkede çocuklar bombalanır, dünya buna “denge” veya ‘mudafa hakkı’ der.
Çünkü: Ölenler doğru taraftaysa “şehit”
Yanlış taraftaysa “istatistik” olur.
İnsan hakları bu dünya düzeninde; Güçlüler için bir silah, güçsüzler için bir lüks haline gelmiştir.
Yeni ittifaklar, eski sömürü...
NATO, BRICS, Şanghay, bölgesel bloklar…
Hepsi “barış”, ‘demokrasi’, ‘huzur’ ve ‘refah’ vaadeder ama sonuç aynıdır. Güçlü daha güçlü olmaya, zayıf daha bağımlı, daha zayıf kalmaya devam eder.
Bugüne kadar hep böyle olmadı mı?
Gerçekten insanlık en güçlülerin olduğu topraklarda bile çaresiz korkunç adil olmayan bir dünya düzeni ile karşı karşıya...
Ve bu adil olmayan korkunç sistem bilerek böyle kuruluyor.
Bence asıl tehlike:Sessizlik!
Bu düzen ne zamana kadar sürer?
Cevap net: Güçsüzler itiraz edene kadar değil, güçlüler çıkarını kaybedene kadar.
Ama daha tehlikelisi şudur: Bu adil olmayan sömürü düzenine, ölümlere alışmak. Bu yıkımı insanı kıyımı haksız işgali normal görmek.
Adaletsizliği, haksız paylaşımı zulmü, işgali “ne yapalım dünya böyle” diye kabullenmek.
Çünkü tarih şunu defalarca gösterdi:
Sömürüye alışanlar, bir gün sıranın kendilerine geldiğini fark eder ama iş işten geçmiş olur.
Sonuç olarak evet yeni bir dünya kuruluyor.
Bu dünya, ya güçlünün hukuku ile ayakta kalacak ya da bir gün adalet arayanların öfkesiyle yıkılacak
Tarih genelde ikinciyi seçer.
Sadece bedeli ağır olur.
Bu yeni dünya düzeni Biİm jenerasyon a hiç adil gelmiyor bu yeni dünya düzeni hiç adil değil Bu yeni dünya düzeni adaletli de değil. Yarın çoçuklarımızı ne beklıyor? Onlar için endişe etmemiz lazım Hukuksuz adil olmayan bir dünyada nasıl yaşanacak
Umarım öyle olur. Teşekkürler güzel bilgilendirme. Kaleminize elinize sağlık ????????????