Rakamlar soğuktur derler, hisleri yoktur. Ama bazen bazı rakamlar vardır ki, insanın yüzüne bir tokat gibi çarpar, utancından yerin dibine girmesi gerekirken pişkinlikle sırıtır.
Bugün Türkiye’de bir "kast sistemi" kuruldu desek abartmış olmayız. Tablonun zirvesinde, "Milletin Meclisi" adı altında, iddiaya göre 499 vekil "çift maaş" saltanatı sürüyor. Bir yanda milletvekili maaşı, diğer yanda emekli vekil maaşı... Toplayın alt alta; 229 bin TL artı 149 bin TL. Rakamları telaffuz ederken bile insanın dili sürçüyor.
Peki tablonun en dibinde, o "milletin" asıl efendisi olması gereken emekli nerede?
16 bin 881 lira.
Yukarıdakilerin bir akşam yemeği parası bile değil. Buna "maaş" demek, kelimenin haysiyetine hakarettir. Bunun adı ne sosyal güvenliktir ne de devlet babadır. Bunun adı, devletin vatandaşına verdiği "Git öl, ama sakın ses çıkarma, bir köşede sessizce öl" emridir.
Açlık Sınırı 29 Bin, Emekli Maaşı 16 Bin!
Matematik yalan söylemez, ama Türkiye’de matematiği katlettiler. Açlık sınırının 29 bin TL olduğu bir ülkede, insanlara 16 bin TL verip "geçin" demek, aklımızla alay etmek değildir de nedir? Bu insanlar saçlarını değirmende değil, tezgah başında, alın teriyle ağarttı. Şimdi o ak saçlı başları, pazar tezgahlarının altında çürük domates ararken yere eğiliyor.
Ama asıl trajedi, bu sefaletin "gökten zembille" inmemiş olmasıdır. Biz bu noktaya, "sandıktan üçbeş oy fazla çıksın" diye atılan o zehirli popülizm tohumlarıyla geldik.
Bir İntihar Saldırısı: EYT Popülizmi
Eğri oturup doğru konuşalım. "Seçim yatırımı" kılıfına sokulan EYT, Türkiye ekonomisine düzenlenmiş bir intihar saldırısıydı. Ve ne yazık ki pimini çektiler. Dünyanın neresinde 43 yaşında, taşı sıksa suyunu çıkaracak gencecik insanlar emekli edilir? Hangi akıl, hangi mantık bunu sürdürülebilir bulur?
Sırf o gün meydanlarda alkış almak uğruna, 3 milyon genci sisteme "emekli" diye soktunuz. Arkadan 2.5 milyon daha geliyor. Sonuç ne? 1.6 çalışan, 1 emekliyi sırtlamaya çalışıyor. Oysa dünya standardı 4'e 1'dir. O 1.6 kişi zaten açlık sınırında can çekişirken, sırtına bindirilen bu yükle beraber uçuruma yuvarlanıyor.
Sistem çöktü beyler, sistem iflas etti! Ama hala utanmadan ekranlara çıkıp "Erken emeklilik haktır" diye bağıran sendikacılar, dernekler var. Hangi hak? Ortada pasta kalmadı, kırıntı için birbirinizi yiyorsunuz!
Bu popülist düzen, adaletsizliği kurumsallaştırdı. Bir tarafta 40'lı yaşlarında emekli olup, hem maaşını alıp hem de kaçak çalışarak "çift dikiş" yapan uyanıklar... Diğer tarafta 70 yaşına gelmiş, çalışmaya takati kalmamış ama 16 bin liraya mahkûm edildiği için pazarda hamallık yapan gerçek emekliler. 43 yaşındaki gencin "seçim rüşveti", 70 yaşındaki amcanın boğazından kesilerek ödendi. Eserinizle gurur duyun!
TÜİK'in "Diyet Menü" İstatistikleri
Bu tablonun bir de "görünmez el"i var: TÜİK.
Ne hikmetse, takvim yaprakları ne zaman zammı işaret etse, o yırtıcı enflasyon canavarı bir anda süt dökmüş kediye dönüyor. Çarşı yanıyor, pazar alev yeri, kiralar uçmuş... Ama TÜİK'e bakarsanız enflasyon aylık %0.87!
Sokaktaki yangını, kağıt üzerindeki virgüllerle söndürebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu "ayarlama" enstitüleri sayesinde, memurun ve emeklinin cebine girecek üç kuruş daha masadayken buharlaşıyor. Bu yapılan, "ekonomik dengelenme" falan değil; düpedüz milyonların hakkına girmektir, kul hakkı yemektir. Peynirin lüks, etin hayal olduğu bir ülkede açıklanan bu komik rakamlar, halkın zekasına yapılmış en büyük saygısızlıktır.
Gemi Çoktan Battı
Son sözü uzatmaya gerek yok.
"Bu gemi su alıyor" diyenler yanılıyor. Bu gemi çoktan battı, biz suyun altında nefes almaya çalışıyoruz.
Milletvekili çifte maaşla sefa sürerken, TÜİK kalem oyunlarıyla gerçeği makyajlarken, popülist siyasetçiler "onu da emekli et, bunu da emekli et" diye ülkenin 50 yılını ipotek ederken; olan yine garibana, olan yine o 16 bin liraya mahkûm edilen sessiz çoğunluğa oluyor.
Genç, yaşlı, işçi, emekli... Hepimiz aynı enkazın altındayız.
Ama unutmayın; rakamlarla oynayarak gerçekleri gizleyebilirsiniz, fakat aç bir mideyi, üşüyen bir bedeni ve kırılan bir onuru asla kandıramazsınız.
Geçmiş olsun Türkiye, başımız sağ olsun.


