Her gün sosyal medyada benzer haberler görüyoruz:
Bir milletvekili polise saldırıyor, bir diğeri yolsuzlukla suçlanıyor, bir başkasının arabasında terörist ya da uyuşturucu yakalanıyor. Ama hiçbirine dokunulamıyor.
Neden mi?
Çünkü bu ülkede milletvekiliyseniz, yasaların üstünde yürüyebiliyorsunuz.
ABD'de dokunulmazlık nasıl?
Amerika’da Kongre üyelerine tanınan dokunulmazlık, yalnızca yasama faaliyetleriyle sınırlıdır.
Yani senatör Kongre’de konuşur, oy verir, yasa teklif eder — bunlar nedeniyle yargılanamaz. Ama...
Kongre dışında bir suç işlerse, hele hele aracında yasa dışı bir şey çıkarsa, anında yargılanır.
Ne Meclis kararı gerekir, ne komisyonda dosya bekletilir.

Adalet işler.
Çünkü sistem “milletin adamını” değil, milletin hakkını korur.
Türkiye’de Ne Oluyor?
Bizde ise dokunulmazlık öyle geniş ki, vekilin arabasında uyuşturucu da çıksa, silah da bulunsa, polise taş da atsa, TBMM izin vermezse bir savcı dosyaya bile dokunamaz.
Şu an Meclis’te binin üzerinde fezleke var.
Çoğu suç unsuru taşıyor. Ama bekliyor. Çünkü:
Komisyona gönderilmiyor.
Komisyon incelemiyor.
Genel Kurul gündeme bile almıyor.
Dosyalar rafta çürürken, hukuk da halkın gözünde çürüyor.
Neden bu hale geldik?
Çünkü dokunulmazlık mekanizması, milletin iradesini korumak için değil, siyasi hesapları kollamak için işletiliyor.
Hükümet kendi vekilini koruyor,
Muhalefet “sıra bize gelir” diye susuyor,
Meclis Başkanı dosyaları rafta tutuyor.
Olan da hukuka, adalete, eşitliğe oluyor.
Ne Yapılmalı?
* Dokunulmazlık sadece Meclis kürsüsündeki konuşmalarla sınırlandırılmalı.
* Uyuşturucu, terör, organize suç gibi ağır vakalarda, fezleke otomatik olarak yargıya ulaşmalı.
* Meclis'e gelen fezlekeler için zaman sınırı getirilmeli (örneğin 3 ay içinde görüşülmeli).
* Halk fezlekeleri takip edebilmeli: “Kim neyle suçlanıyor, neden bekletiliyor?” sorusu açıkta kalmamalı.
Çünkü bu düzen böyle giderse,
Meclis “yasa yapan yer” değil, “yasadan kaçanların sığınağı” haline gelir.
Sorumlu kim?
Bu sorunun müsebbibi yalnızca bir kişi değil. Ama isim isim saymak gerekirse:
Hükümet, siyasi hesaplarla fezlekeleri durduruyor.
Meclis Başkanı, dosyaları komisyondan kaçırıyor.
Partiler, kendi vekillerini koruma refleksiyle etik değerleri bastırıyor.
Ve halk?
Halk, her zamanki gibi seyrediyor.
Oysa susarak suçun ortağı oluyoruz.
Susmayan bir millet, susturulan adaleti yeniden ayağa kaldırabilir.
