Son birkaç yılımız haricinde hayatım boyunca hastane ne bileyim doktor muayenelerine gitmekten hep çekinmişimdir.
Neden bilmem de bana hiç yakın olmadı. Daha doğrusu kafama pek yatmadı da, Allah başımızdan eksik etmesin demekten asla da geri durmam.
Konuya girecek olursam.
Şöyle örnek vereyim.
Eskiden sağlık karnesi vardı. Sosyal güvencesi olan kişiler hastane ne bileyim doktor muayenelerine ya da ilaç yazdırırlarken o karne yanlarında olmak zorundaydı. Olmazsa da ne muayene ediliyor ne de ilaç yazıyordu doktorlar.
Zira aynı zamanda her bir yaprağı reçeteydi sağlık karnesinin.
İşte ben o sağlık karnemin yıllarca hiçbir yaprağına dokunulmadığı günleri çok geçirdim.
Şimdilerde unuttum tarihini sanırım 2011 veya 2012 yılıydı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde bir akciğer operasyonu geçirmem gerekiyordu. Göğüs Cerrahı bölümünde ihtisas yapan Doktor Özgür Cengiz ile tanıştım.
Artık mezun olmuş tayinin çıkmasını bekleyen birisi konumundaydı.
Sayın Cengiz’e, “Benim ameliyatımı sen yap” şartını koştum.
O zamandan başladı kendisiyle dostluğumuz.
Bunu neden anlatıyorum?
Yanlış hatırlamıyorsam yıl 2013 idi. Bir gün telefonum çaldı. “Abi senin dilinden düşürmediğin ve bende Menderes Türel konusunda atılacak sadece bir kurşunum var onu da büyük kızım Dilan için atacağım derdin hep. Ben Urfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi’nde görev yapıyorum. Dava açmıştım mahkeme sonuçlandı. Ben Antalya’ya dönüyorum ama beni nereye verecekler bilemiyorum. Bu konuda Menderes Türel’in desteğine ihtiyacım var” diyordu.
Doktor Özgür Cengiz’e yardımcı oldum ve eski SSK yani bugünkü Atatürk Devlet Hastanesi’ne çıktı tayini. 10 yılı aşkın süre burada görev yaptıktan sonra şimdi şehir hastanesinde.
Evimizin yakınlığı ve SSK Hastanesindeki doktorlarla diyaloğum beni Atatürk Devlet Hastanesini vazgeçilmezim yaptı.
Ve yaklaşıl 2 yıldır da söz konusu hastanenin akıbetini sorup durdum.
Sorarken de bıkıp usanmak nedir bilmedim.
Öncelikle adı üstünde gariban hastanesiydi ve geçtiğimiz günlerde Antalya Valisi Hulusi Şahin’e dahi sordum hastanenin akıbetini.
Ve Sağlık Bakanlığının yatırım planlamasında olmadığını söyledim.
Bana, “Yatırım planlamasında olup olmaması önemli değil. Eski SSK yani Antalya Atatürk Devlet Hastanesi 500 yataklı hastane olacak” dedi, ben de bu müjdeyi bu köşemden verdim.
Duyan o kadar sevindi ki anlatamam.
Ve önceki gün Sağlık Bakanlığı’nın yatırım planlamasında 300 yataklı hastane olarak projelendirildiği haberi geldi.
Cumhurbaşkanı da imzalamış.
Dolayısıyla eski SSK Hastanesi aynen kalacak ve garibanlara hizmet etmeye devam edecek.
İlk etapta bir bina yıkılacak. Yıkılan binanın yerine yenisi yapıldıktan sonra orada poliklinik ve acil hasta alımına devam edilecek. Ardından ikinci bina yıkılıp 300 yataklı tek kişilik otel konforunda hastane yapılacak.
Bu müjde değil de ya ne?

Devamlı aynı şeyleri dönüp dönüp söylüyorlar, bence ilk kazma vurulmadan fazla sevinmemek gerek. Yıllardır böyle diyerek herkesi oyalıyorlar.
Vedat bey’in bu konudaki dasteğini bizim nesil dahil galecek nesillerde unutmaz sanırım.Kalemine,emeğine sağlık.
Yüreğine kalemine sağlık.
Yüreğine,kalemine sağlık.