İnanın o kadar çok kişi bana, “Her gün yazı yazacak konuları nereden buluyorsun” sorusunu soruyor da, gülüp geçiyorum.
“Bir bakkal düşünün. Her gün iş yerinde müşterilerine satacağı malzemeleri nasıl buluyorsa ben de o şekilde buluyorum” desem cevap olur mu?
Gazetecilik balıkçılık değil ki oltayı denize atıp düşündüğün balığı çekmek.
Ama benim ülkemin denizi yani sokakları. Parkları. Pazar yerleri. Esnaf dükkanları hatta Tv haberlerinin her satırları resmen yazacak konu başlıklarıyla dolu.
Bakmasını ve görmesini bilene.
Tabi ki teraziyi dengede tutabilenler açısından.
Yoksa o terazinin topu istediği yere yığılsın sen bakan-kör olduktan sonra nafile.
Güzel sözlerden yola çıkalım mı bugün?
Misal tekerleme veya ata sözlerimizden.
-Biz güzel günlerin geleceğine inandırılmış bir nesilken, şimdi eski günlerini özleyen bir nesil olduk!.
Bu tabiri genelde siyasiler kullanır ya.,
Eskiden bana göre günleri güzel yapan insanların ta kendisiydi de, o eski günleri özletenler ne yazık ki siyasiler.
-Dilini tut pişman olma, ağzını tut şişman olma.
Ben çok insan gördüm, “Doğrudan şaşmam, düşündüğümü de söylemekten çekinmem” mantığıyla hareket edip sonradan adına, “Dangalak” konan. Ama dili tutmak tutabilmek çok çok önemli. Herkesin yapabileceği bir davranış şekli olmayacağı kanısındayım. Ve eminim ki o diller herkesçe tutulmuş olsa bugün yok olup giden evliliklerin çoğu devam ederdi.
Haksız mıyım?
“Ağzını tut şişman olma” hayatın ta gerçeği olsa gerek. Fütursuzca yemek başka, iradeli olabilmek bambaşka olsa gerek de, ben nice insanlar gördüm kilolu ama kendisiyle barışık.
-Yıllar değil de, insanlar çok şey çaldı hayatımızdan!.
Allah akıl fikir vermiş kullanman için çaldırma arkadaş diyesi geliyor insanın da, hangimiz bu gerçeği yaşamamıştır ki?
“Dışı sizi yakar, içi beni” diyenlerimiz çoktur çok olmasına da, son pişmanlık fayda etmiyor. O nedenle Allah’ın verdiği aklı her nerede olursa olsun yeri ve zamanında kullanmak gerekir dimi?
Kullanıyor muyuz?
Bence defalarca haykırmak gerekli: Hayır.
-İçinizde düşman yoksa, dışarıdaki düşman size zarar vermez.
Bence insanoğlu kendi düşmanını kendisi yaratır. Kendinin yarattığın düşmandan korkmak da sen gibi korkakların işi olsa gerek desem, bir Afrika atasözü olan bu söyleme tercümanlık etmiş olur muyum ki?
-İçimden geleni de yaptım, elimden geleni de. Olmayınca olmuyor.
Bence bu söylemin açıklayıcı tek kelimesi, “Züğürt teselliliği olsa gerek. İçten gelmeyen hiçbir şey zaten yapılmaz. Olursa olur zihniyetiyle yaparsan da o yapılandan hayır gelmez. Hayır gelmeyen şeyden de şer beklemek normal bir sonuç. Önemli olan o sonuca katlanabilmek.
Ve son olarak.,
-Hayatına giren her insanı NASİBİN, Hayatından çıkan her insanı da KAYBIN sanma.
İşte kafanı iki elinin arasına alıp bu söylemin cevabını bulabilmek adına bırakın saatleri, dünleri. Haftalar hatta aylarca düşünsen lastik gibi uzar gider.
Sizin anlayacağınız nereye çekersen çek her kafaya, düşünceye, bedene uyar.
Uymaktan ziyade “Cuk” diye oturuverir.
Bugün de söylemler, ne bileyim ata sözlerimi yoksa tekerlemeler mi desem, onların üzerinden yola çıkıp kendi çapımızda yaklaşımlar gösterdik ya.
İnanın her söz marifet meselesi.
Önemli olan da “Sen nasıl düşünüyorsun” sorusunun cevabı.
Galiba en doğru verilecek cevap:
“Ben çok iyi şeyler düşünüyorum da, asıl sen benim hakkımda ne düşünüyorsan Allah sana iki katını versin” olsa gerek.
Becerebildiysek bir tebessüm etmeniz ödül olacaktır bize.
Üç günlük dünya be dostum.
Dün çocuktun, okudun, büyüdün evlendin. Yıllarca evlatların için didindin durdun. Geldin eşinle belli bir yaşa, şimdilerde de ahiret hazırlıkları. İşte yaşam bu.
Musmutlu günler sizlerin olsun..