Ne yazık ki, benim ülkemde insanoğlunun atacağı her adımda “Eğitim şart.”
İster trilyoner ol, isterse beş parasız gariban.
İster Mercedes olsun altında, isterse hacı Murat.
Eğitim şart dediysek, illa ki üniversite okuyup kuru diplomayı baş köşende asmaktan bahsetmiyoruz.
Beğensen de beğenmesen de, yolda giderken ardından gelene davranacağın şekil dahi eğitim kökenli.
Dün MarkAntalya’nın bankalar tarafında oturuyoruz. Altında son model bir Mercedes olan muhteremin birisi geldi tek yön istikametini gösteren levhanın altında durdu. Yaktı dörtlüsünü. İndi aracından gitti börekçi dükkanına girdi.
Belli ki sırf böreğini alabilmek. Ve bunu yaparken de 15-20 metre yürüyüp yorulmamak adına yolun tam girişine park etti aracını.
Tam o anda bir kamyonet geldi. “Buraya araç mı park edilir” dercesine bastı kornaya. Ne bakan var, ne de merak edip Mercedes arabasının yanına gelen. Kamyonetçi biraz uğraşarak geçip gitti. Biz izliyoruz ya olayı. “Şimdi o kamyonet şoförü ben olsaydım çizer geçerdim” diye içimden geçirmedim desem yalan olur.
Zaman geçiyordu. Ama tek yön mecburi gidiş girişine park eden Mercedes’in sahibi ne geliyor, ne de görünüyordu arkadaş.
Araban da mı kıymetli değil?
Araç kuyruk sayısı giderek artmıştı kavşakta. Dayanamadım gittim resmini çektim.

Biz böreğini alıp gelecek ve sonra gidecek diye bekliyoruz ya, gelmemesi nedeniyle karşımda oturan arkadaşım atıldı:
“İster misin oturmuş keyifle sıcacık böreğini yiyor olsun.
“Yok ya. Daha neler” dedim demesine de merak da etmiyor değildim hani.
Tofaş marka bir araç sürücüsü Mercedes’in yanında durdu bastı kornasına. Bir daha, bir daha ama kimin umurunda?
Aracının kapsını açıp bir ayağını dışarıya çıkarıp kafasını uzattı ve haykırdı. “”Yaradanım sana böyle son model araba ve belli ki para pul vermiş de insanlık vermemiş ki buraya park edip gitmişsin. Allah … “ saydırıp, arabasına binip gitti.
Yoktu arkadaş ya bir tane trafik polisi yoktu civarda.
Baya bir sonra elinde büyükçe paket. Ağzında sigaralı sürücü mü yoksa araç sahibi mi bilemiyorum, geldi. Mercedes’ine bindi. Tek yön gidiş yön girişinde olmasından dolayı direkt sürmesi lazım arabasını öyle yapmadı.
Taktı geri vitese. Arkasındaki araçlara aldırmaksızın birkaç metre gittikten sonra direksiyonunu sola kırıp 100. Yıl istikametine doğru basıp gitti.
Ya ne şanslı adam dedik kendi aramızda. Bir tane kafası atan delikanlıya denk gelmedi.
Ya gelseydi?
Parasını verse satın alamazdı ki cadde ve sokakları.
Ama babasının yerleri gibi park etti. Aracını canı istediği gibi kullandı.
Resim çekmiştim ya.,
Koydum Facebook’a, etiketledim Valiliği.
Ve şöyle yazdım:
“Bu dünya şehri Antalya'da trafik polisi var mıdır sizce?
Var var. Kör noktalara pusu atıp garibana cezaları basan, ve koçan koçan yazmaktan bıkmayan o kadar çok ki, altına mercedes çekip dünyayı kendilerinin yarattığını zannedenlerin polisi mi değil onlar ne?
Adama bakın işte görün. Çekmiş mercedesini tek yön girişine. Yapmış parkını börek almaya gitmiş. Trafik mi ne olacak. Bilmem neyinde mi ki?
Var var bu kentte trafik polisi var!.
Yer mi neresi?
Antalya'nın göbeği MarkAntalya Kavşağı.”
Ben bunu yaptıktan 1 veya 2 saat sonra abartmıyorum kavşakta 7-8 tane trafik polisi trafik akışını kontrol etmeye çalışıyordu. Elektrikler mi kesildi de öyle yapıyorlar dedik hayır.
Elektrikler vardı ve kavşakta ışıklarda sorun yoktu.
“Belli ki sosyal medya paylaşımımız amacına ulaştı” diye havalara bile girdik.
Lütfen yaşantımız boyunca duyarlı vatandaşlığımızı hep yapalım. Asla da unutmayalım ve uygunsuzlukları sosyal medyada paylaşmaktan asla çekinmeyelim.
Yoksa bu tipler asla bitmez bizim güzel ülkemizde.

Polislere kota koyarsalar böyle olur.. Madem kota koyuyor.. O zaman belgeli ceza işte karşılıklı imza olan.. Adam yaslanıyor motora gelene geçene bakıyor.. Şunun kemeri takılı değil şu kasksız şu lambası yanmıyor vs vs.. Kota doldu tmm.. Böyle işe böyle memur.. Sen eve gidiyon bi tebligat şu saatte kırmızıdan geçtin.. Yaa o yoldan geçtiğini bile hatırlamıyon ama ceza var.. Önce bu değişecek.. Karşılıklı imza ile ceza.. Hem akılda kalır..