Ben diyeyim son 10, siz söyleyin 11-12 senedir benim ülkem insanı eskisi gibi gazete okuyor mu ki?
Yürekten söylüyorum: “Hiç sanmıyorum.”
Yıl söylemini belki aşağıya çeke biliriz ancak ne yazık ki bana göre bayiye gidip gazete alıp okuma alışkanlığı bitti. Bitmediyse de bitmeye yüz tuttu.
Sosyal medya ve internet haberciliği mi bitirdi bu alışkanlığı yoksa ekonomi mi artık orasına siz karar verin de, kendimi o alışkanlığın içerisine dahil ediyorum işin içerisinden inanın çıkabildiğim yok.
Misal ben eskiden tüm yerel ve ulusal gazeteleri okumadan güne başlayan birisi değildim.
Pandemi süresini memleketim Ortaca’da geçirdim. Kronik akciğer rahatsızı olduğum için pandeminin yanımdan dahi geçmemesi, dolayısıyla pek insan temasım olmaması gerekiyordu. Her gün anamın hazırladığı sabah kahvaltısından sonra arabaya biner, gazete bayiinden 3 ulusal gazeteyi alır, deniz kenarına gidip saatlerce o gazetelerle haşır neşir olarak vakit öldürmeye çalışırdım.
Bu durum 2 yıl aksatmadan sürdü. Süreç normal seyrine girmesiyle bizim de günlük rütun yaşam sekteye uğramadı desem yalan olur.
Sonra Antalya’ya dönüş ve internet gezintisinin tavan yapması.
Dolayısıyla canlı yani ellerin kağıda temas ederek gazete okumamız maalesef tarihe karıştı.
Eminim ki ben gibilerin sayısı gittikçe arttığından gazetelerin tiraj sayılarında da hatırı sayılır düşüşler muhakkak olmuştur.
Konuya gazete okumaktan girdik olayı nereye getireceğim?
Efendim geçenlerde Antalya ile ilgili internette bir haber çıktı karşıma.
Başlık: Antalya’da yol değil, yıkım projesi.
Böyle bir manşet atılacak da ben pür dikkat olmayacağım?
Mümkün değil.
Haberin detayına girdim: “Antalya’daki Finike-Demre-Kaş-Kalkan bölünmüş yol inşaatı, tarım alanlarını, tarihi dokuyu, su kaynaklarını, zeytinlik ve ormanlık alanları tehdit ediyor” yazıyordu.
Haydi gel de daha daha detayına girme.
Ve, “Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından projesi yapılan yol inşaatını TBMM gündemine taşıyan CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, “Proje 17 mahalleyi doğrudan etkileyecek ve bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını bozacak. Tarımsal faaliyetleri ve günlük yaşam da olumsuz etkilenecek, bölgenin sosyal dokusu zarar görürken 118 hektar tarım alanı tahrip edilecek” dedi.
Vay arkadaş!.
CHP’li Arı “Bu proje toplamda 118 hektar tarım alanı, 57 hektar ormanlık alan, 44 hektar zeytinlik alan, 95 hektar makilik alan olmak üzere 321 hektar ekili-dikili alanda en az 66 bin ağacın zarar görmesine yol açacak” ifadesini kullanarak inşaatın yaratacağı tahribatı özetledi” demiş.
Kimse kusura bakmasın bana garip bir haber gibi geldi.
Yıllardır kendisini sevip, saydığım Cavit vekil için de, “Başka malzeme mi bulamadı” diye kendi kendime söylendiğim bile oldu.
Yol yapılacak arkadaş yol. O yol yapılırken de tabi ki tarım arazilerinde beklenmedik şeyler olacak. Veya olma ihtimali doğacak.
Ben Fethiyeliyim. Ve 45 yıldır Antalya’da yaşıyorum. Yıllardır Fethiye’ye gidip-gelirken gerek sahil yoluna göre daha kısa oluşundan gerekse geniş ve rahatlığı nedeniyle hep yayla yolunu kullanmışımdır.
45 yılda emin olun istisna gezme haricinde 4 sefer sahil yolunu kullanmamışımdır. Özellikle Finike-Demre arasının virajları beni hep engellemiştir.
Ama şimdi ne olacak?
Finike-Demre-Kaş-Kalkan bölünmüş yol inşaatı başlayacak.
Ne var ki Cavit Arı vekile göre, “Hayır arkadaş başlayamaz.”
Neden.
O yol yapılırsa Tarım arazileri zarar görür. Tarımsal faaliyetler ile günlük yaşam etkilenir.
Bana hiç geçerli bir gerekçe gibi gelmedi.
Yol yapılacak arkadaş yol.
Yapacak olanların o yolunu açın bir zahmet.

Çarşı herşeye karşı alt geçide üst geçide karşıydı geçmişte şimdi de yola laf olsun torba dolsun herşeye karşı olmakla yapılan siyaset verim vermiyor artık ama hala öğrenemediler