Meşhur bir söz vardır. “Bekara kadın boşamak kolaydır” diye.
“Biz gazeteciler çoğu yazılarımızda inanın hakkında yazı yazdığımız kişilerin yerlerine koymuşuzdur kendimizi.
Daha doğrusu herhangi bir yazımıza öyle düşünerek başlayıp, öyle de bitiririz genelde.
Yazılar kişisel düşünce olduğundan en azından ben kendi adıma emin olun hep bu yoldan gitmişimdir.
Misal bir maç düşünün. O müsabaka ile ilgili yazı yazarken kendimizi bazan taraftar, bazan futbolcu yerine koyar, hatta teknik adammış gibi taktik konularına bile gireriz.
İnanın bunun yegane sebebi mesajı daha iyi verip, anlaşılır kılmaktır.
Yoksa herkes herkesi biliyor.
“Bendeniz bunca yıllık yazma tecrübesine sahip birisi olarak hep kendimi bir belediye başkanının yerine koymuşumdur.”
Bunu dediğim için hakkımda “Megaloman” yada “Aç tavuk kendisini darı ambarında görürmüş” gibi takılmalar yapar mısınız?
Lütfen yapmayın.
Öyle değil çünkü.
Biz gazeteciler en fazla malzemeyi belediye başkanlarında bulur, köşe yazılarımızı genelde o belediye başkanı yada bürokratları, ne bileyim işi gücü halka hizmet etmek olanlarda ararız.
Ararız da kazın ayağı o değil arkadaş.
Bu ülkede garibanın hakkını korumadan, milleti ezdirmemekten ne bileyim ülkeyi kimseye peşkeş çektirmemekten en fazla kim lügat parçalar?
Tabi ki Sosyal Demokrat kesim veya onların temsilcileri.
Yanılıyor muyum?
Yani sol parti ve onların belediyecileri.
Antalya için örnek verecek olsak say saya bildiğin kadar. Zira 19 belediyenin 17’si onlarda değil mi?
Misal Muratpaşa.
Bir başka misal Konyaaltı.
İkisi de sosyal demokrat yani vatandaşının hakkını en fazla koruyacaklarının sözlerini vererek seçim zamanında seçim çalışmaları yapmış olanlar.
Seçim bitti, insanlık mı bitti?
Muratpaşa ve Konyaaltı’nda bulunan restoran ve cafe işletmelerine karşı her iki belediyelerin de öyle acımasızca tutumlar sergilediklerini öğrendim ki, önce inanamadım. Sonra da, “Sizin faşistler dediklerinizle, kendinizin ilçenizdeki esnaflara yaptığınız çalışmalar arasında ne fark var. Sizin sosyal demokratlığınız nerede kaldı” demekten kendimi alamadım.
Efendim Muratpaşa ve Konyaaltı belediyeleri esnaflara yüksek rakamlarla ecrimisil uygulamaları ve geriye dönük cezalar kesmiş. Bu cezaların mahkeme kararlarını beklemeksizin de işletmelerin banka hesaplarına ve mallarına ipotek koyarak icra takibi yaptırmakta olduğu bilgileri geldi ki resmen aptallaştım.
Siz değil misiniz ülkede ekonominin nereye gittiğini millete anlatmaya çalışan?
Ülkem insanının ölmekten beter hale getirildiğinden dem vurup kıyametleri kopartan?
İşletmelerin kendi personellerine maaş yada diğer ödemelerini yaptığı banka hesaplarına icra getirtmek de neyin nesi arkadaş?
Peki ya kullandıkları araçlara temlik koydurtmak?
Yalan mı peki?
Yapmadınız mı?
Ve hala yapmıyor musunuz?
Esnafı tefecilere neden mecbur bırakırsınız ey Konyaaltı ve Muratpaşa gibi sosyal demokrat belediyeler?
Ekonomiden biten esnafımızı dar ağacına göndermek mi marifet?
Borcu kesinleşmiş insanlara devlet bile kazancının 4/1’ni keserek yaşam hakkı tanırken sizin yaptığınız uygulamalar hangi vicdana sığar?
Makam ve mevkinin keyfini sürün sürebildiğiniz kadar da, sizi oraya diken partinizin geleceğinin altına da dinamit koymayın derim.
Yıllarca devlete SSK borcunu ödemeyen belediyeler devletten insaf beklerken o belediyelerin kendi esnafını bitirmeye hakkı olamaz.
Bilmem anlata bildim mi?
Yazık günah.

Şimdi hükümetimi eleştiriyon belediyeleri mi..bütün bunlara sebep hükümetin tasarruf tedbirleri ne istinaden yaptığı yıllarca parça parça aldığı SGK paralarını kesmesi olmasın sakın.. Çok güzel hatırlattın.. Belediyelerde esnafı sıkmadan alıyordu şimdi öyle değil vedat bey.. Keşke bu yazıdan önce biraz araştırma yapsaydın da bu yazıyı yazsaydın..
Vedat abi bunlar ikdira gelse vay halimize