Sanırım 1980’li yılların sonlarıydı.
Üniversite sınavına hazırlanmak için dershaneye gidiyordum.
Şehir içi yolcu taşımacılığı yapan bir minibüsteydim.
Yolcular minibüse binip koltuklarına oturduktan sonra paralar elden ele şoföre ulaştırılıyordu.
Orta sıralardaki bir koltukta oturuyordum.
Birisi omzuma dokunup “Arkadan bir kişi” diyerek para uzatmıştı. Ben de önümdekine uzatmıştım.
Önümdeki de şoförün arka koltuğunda oturan kadın yolcuya.
Ancak kadın yolcu şoföre vermesi için kendisine uzatılan parayı almıyordu.
“Alamam” diyordu.
“Neden” diye sorulunca
Paranın üzerinde mikrop olabileceğini söylüyordu.
Dolmuşta kıyamet kopmuştu.
“Madem uzatılan parayı almayacaktın, neden dolmuşa bindin? Arka koltuğa kendin otursan ne yapacaktın. Sen para kullan mıyor musun” gibi tepkiler yükselmişti
“Madem böyle hijyen hastalığın var, dolmuş yerine taksiye binseydin” diye akıl verenler olmuştu.
Hatta kadını “ruh hastası” olarak nitelendirenler bile olmuştu.
Tartışmalar devam ederken ben dershanemin yakınındaki durakta inmiştim.
Tartışmanın akıbetini bilmiyorum.
Bugün Korona virüsle ilgili yaşananları görünce, aklıma yıllar önce dolmuşta tanık olduğum o tartışma geldi.
Bugün o kadının söylediklerine katılmamak, hak vermemek elde değil. Nitekim AVM’lerde bile nakit para verdiğinizde bunu alan kasiyer ardından hemen elini temizliyor.
Çünkü yarasadan insanlara bulaşıp Çin’den tüm dünyaya yayıldığı söylenen Korana virüs yüzünden korku içindeyiz.
Nereden nereye…
Aklıma Amazon ormanlarındaki bir kelebeğin kanat çırpmasının Avrupa’da fırtına kopmasına yol açabileceğini söyleyen ABD’li matematikçi Edward Norton Lorenz’in Kaos teorisi geliyor.
Her şey bir zincirin halkası misali, birbirini etkileyip tetikliyor.
Bir yarasadan bulaşan gözle görünmeyen bir virüs hayatımızı alt üst edebiliyor. Dünyanın kaderini değiştirebiliyor.
Gözle görünmeyen bir virüs bile başrol oyuncusu.
Ülkemizde de o görünmeyen düşmanla etkin mücadele edebilmek için adeta milli bir seferberlik başlatılmış durumda.
Bu savaşın neferleri ise sağlık çalışanlarımız.
Her akşam onlara moral vermek için saat 21:00’da balkonlara çıkıp alkışlıyoruz.
Vatandaş olarak bizlerden ise sadece alınan tedbirlere uymamız isteniyor.
Hijyene dikkat etmemiz, evlerden zorunlu olmadıkça çıkmamamız isteniyor. 65 yaş ve üzerindeysek eğer sokağa çıkmamamız gerekiyor.
Fakat uyuyor muyuz?
Birçoğumuz uymuyor.
Parklara, sahillere akın ediyoruz.
Mesela ben.
Eve kapanmak hiç alışık olduğum bir durum değil.
Muhabirken haber kovalamaktan dolayı oradan oraya koşturup durdum yıllarca.
Bir yerde birkaç saatten fazla kalmışlığım pek yoktur.
Halen de sürekli aynı mekanda duramam.
Özellikle de kapalı yerlerde.
Böyle durumlarda duvarlar üzerime üzerime geliyormuş gibi hissederim
Boğuluyormuş gibi olurum
Hatta nefes bile alamam.
Korona hastaları gibi fenalık basar içimi.
Kendimi dışarıya atarım.
Koronavirüs tedbirleri alındığı süreçte de itiraf edeyim ben de arada bir de olsa evimden çıkmadan edemedim.
Birkaç saatliğine de olsa sokağa çıktım.
Peki çıkıp ne yaptım?
Alışveriş merkezlerini, pazarları dolaşıp insanlarla konuştum.
Onları gözlemledim.
Korona virüsün ekonomik ve sosyal hayatlarda yol açtığı değişimlere baktım.
Keyif yapmak, gezip tozmak için değil, sokağın nabzını tutmak için çıktım.
Gördüğüm şu.
Bazıları umursamasa da sokakta virüs yüzünden büyük bir korku var.
Bu bir gerçek.
Ama bir başka korku daha var.
O da geçim derdi.
Korona virüs yüzünden işini, gelirini kaybeden; evinin kirasını, elektrik, su, telefon, internet borcunu, çocuğunun okul taksidini, kredi kartı borcunu, konut kredisini nasıl ödeyeceğini kara kara düşünen yığınla insan var.
Kıyıda köşede parası olmayanlar, İşin içinden nasıl çıkacağını da bilmiyor.
Parasızlıktan insanlar Konyaaltı sahilinde dedektörlerle madeni para arıyorlar.
Aralarında kadınlar da var.
Emekliler de..
Bir keresinde dedektörle sahili tarayanlardan biri fotoğrafını çektiğimi sanıp, “Açım aç. Emekliyim. Geçinemiyorum. Birkaç lira bulursam gidip onunla ekmek alacağım” demişti.
O adamın sözleri aklıma geldikçe söyleyecek söz de bulamıyorum.
Ne diyelim.
Umarım bu kriz kısa sürede aşılır
Korona virüsünün yarattığı ekonomik sorunların aşılması amacıyla hükümetin açıkladığı 100 milyar lira tutarındaki önlem paketinin de acılara derman olması dileğiyle…
