Geçen hafta Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı plajlarının olduğu 7 kilometre uzunluğu, 1 milyon metrekareye yakın büyüklüğü olan Sahil Antalya Yaşam Parkı ile ilgili yazımızdan sonra çok sayıda gazeteci meslektaşımdan ve Konyaaltı’nda ikamet eden ya da esnaflık yapan vatandaşlardan telefon aldım.
Bazılarıyla yüzyüze görüştüm. Bazılarıyla da sosyal medya üzerinden yazıştık. Bu nedenle bu haftaki yazımda ortak serzenişleri dile getireceğim. Konuştuğum vatandaşlardan biri dediki, “Muhittin Böcek 20 yıl Konyaaltı Belediye başkanlığı yaptı. Geçen yıl da Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildi. Ama ne zaman Konyaaltı ile ilgili bir konu açılsa, mafyadan söz ediyor.’Tehdit edildim’ diyor.
Bu mafya kimmiş, şikayetçi olmuş mu? Şikayetçi olmuş ise kimler yargılanmış? Bunları da anlatsın. Yoksa Konyaaltı’nda sahil projesini gerçekleştirmek için 1999 yılında tahliye edilen sahildeki işletmecileri mafya olarak nitelendiriliyorsa bu ayıptır. Günahtır. Esnafın töhmet altında bırakılmasıdır. Siyasete girmeden önce Kemer ile Antalya arasında yolcu taşımacılığı yapan bir şoför olan, kendisi de esnaflıktan gelen bir siyasetçi bu konuya açıklık getirmelidir. Bu mafya kimdir anlatmalıdır” dedi.

Bu vatandaşın Muhittin Böcek’e yönelik eleştirilerine katılırsınız katılmazsınız. Ama ben de bizzat defalarca Muhittin Böcek’in kendi ağzından defalarca duydum..Nitekim ben de geçen haftaki köşemde Muhittin Böcek’in 1999 öncesi dönemle ilgili sahildeki mafyatik yapı iddialarını da yazdım. Çünkü Muhittin Böcek’in katıldığı toplantılarda ve gazetecilere yaptığı açıklamalarda birçok kez mafya sözcüğünden bahsettiğini tespit ettim.
Örneğin 2018 yılı nisan ayında Büyükşehir Belediyesinin olağan Meclis Toplantısındaki konuşmaları. Konyaaltı sahilinde gerçekleştirilen SahilAntaya Yaşam Parkı Projesindeki ticari alanların ihalesinin ALSE firmasına verilmesi üzerine Büyükşehir Belediyesi’nin olağan Meclis Toplantısında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’i eleştiren dönemin Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, “Göreve geldiğimde Konyaaltı'nda pislik nedeniyle denize girilemiyordu ve mafya beni tehdit ediyordu. Konyaaltı o kadar basit anlatılacak bir konu değildir” diye beyanda bulunmuş.
İkinci bir örnek
Geçen yıl seçim öncesi mart ayında Sözcü Gazetesinden Özlem Gürses’e konuşan Muhittin Böcek , “Başkanlığınızda ne değişti Konyaaltı'nda bu 20 yılda” şeklinde yöneltilen soruya “ O sahili mafyanın elinden aldık yıkımlar sırasında, denize kadar binalar vardı. Antalya'da ilk kanalizasyona bağlanan sahili yaptım ben, yürüyüş yolları ile..” diye yanıt vermiş.
Üçüncü bir örnek
4 Şubat 2020 tarihinde ise gazeteci arkadaşım Fikri Cinokur’un imzasıyla Dünya Gazetesinde yayınlananröpörtajda da Muhittin Böcek ““Konyaaltı Belediye Başkanlığım döneminde burayı alıp 12-13 dönem biz işlettik. Mafya kimdir bilmem, tanımam ama çok tehditler aldığım bir olaydır, dönemdir. Dünyaya mal olmuş bir sahil burası” diye açıklamada bulunmuş.
Dördüncü bir örnek
Muhittin Böcek yine 2020 yılı Şubat ayında Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) olağan toplantısında da “Şimdi şöyle düşünelim arkadaşlar, hepinizin bildiği kişiler Hasan Subaşı, BeachBark'ı yaptı 10 yıl, yap, işlet, devret. Bütün giderleri işletmenin yükleniciye aitti. Bekir Kumbul, Lara Beach'i yaptı, 10 yıl, yap, işlet, devret bütün işletme giderleri yükleniciyle ait. Konyaaltı Belediye başkanlığı yaptığım dönemde yıkımları çok kolay olmadı. Oğlumu 6 ay polis arabalarında gönderdim okula, mafya kim nedir bilmem. Beni de 6 ay polis arkadaşlarımız korudu" diye beyanda bulunmuş.
Evet bir belediye başkanı 20 yıldır Konyaaltı’nda mafyadan söz ediyor ama mafya kim bilmiyorum diyor. Ben de 1999 öncesini bilemem ama; 1999 sonrası Konyaaltı’nda olaylar hiç eksik olmamıştır. Adliye muhabirliğimden bilirim.

Örneğin PKK bombacıları mı, getirdikleri patlayıcıları Konyaaltı Sarısu’daki evde saklayan IŞİD militanlarını mı, birbirleriyle kanlı hesaplaşmalar içine giren işletmecilerin silahlı çatışmalarını mı, bu çatışmalarda öldürülenleri mi, kaçırdıkları işadamlarını darp edip elinden senet alanları mı, gittiği piknikte elektro şok verilip bayıltıldıktan sonra boğularak öldürülen işadamını mı? “kurtarın beni” diye komşulara yalvarangenç kızın polis kapıya dayandığında sevgilisi tarafından öldürülmesini mi anlatayım. Yayın yasakları konulan olayları mı sayayım.
Konyaaltı o renkli dünyasının içinde bir o kadar da riski barındıran bir ilçedir. Konyaaltı’na herkes gözü gibi bakmalıdır. İlçe genelinde de bu ilçenin vitrini durumundaki Sahilinde de huzur sağlanmalıdır.
Ama duyduğuma göre Büyükşehir Belediyesi ile Konyaaltı’ndaki ticari alanların işletmeciliğini 28 yıl süreyle Menderes Türel döneminde ihaleyle alan ALSE firması arasındaki sürtüşme buradaki huzuru da bozmuş durumda.
Siyasi hayatı boyunca katıldığı tüm seçimleri kazanan Muhittin Böcek, neredeyse Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu günden beri Konyaaltı’ndaki Sahil Antalya Yaşam Parkı’ndaki ticari alanların tamamını 28 yıl süreyle kiralayan ALSE şirketinden bu alanı geri almaya çalışıyor. İhalenin iptaliyle ilgili davayı Danıştay’da kaybeden Büyükşehir Belediyesi, şimdi sözleşmeyi iptal etmek suretiyle ALSE ile yollarını ayırmak istiyor.

Kira sözleşmesiyle ilgili Yargılama süreci devam ettiği için ALSE doğal olarak Büyükşehir Belediyesi’nin fesih kararının şu anda geçersiz olduğunu savunuyor. Büyükşehir Belediyesi’nden kiraladığı büfe, plaj kafe gibi ticari alanları birer birer başkalarına kiraya veren ALSE doğal olarak kiraların da kendisine ödenmesini talep ediyor. Ancak öğrendiğim kadarıyla bazı işletmeler, hem Korona salgını yüzünden iş yapamadıklarını, hem de Büyükşehir Belediyesi ile ALSE arasında ihtliaf olduğu gerekçesiyle kiralarını ödemiyorlarmış.
Hatta yasak olmasına rağmen el altından bazı işletmelerin Büyükşehir Belediyesi ile ALSE’nin bilgisi olmadan başkalarına devir edildiği de iddia ediliyor.Muhittin Böcek’in 20 yıldır ağzından düşürmediği mafya bu dünyaca ünlü sahile çökerse bunun sorumlusu kim olacak?

