Kendimizi tanımak… Ne kadar basit bir cümle, ama ne kadar meşakkatli bir yolculuk. Çünkü kendimizi gerçekten tanıdığımızda, sadece güçlü yanlarımızla değil, korkularımızla, bastırdıklarımızla, kabullenemediklerimizle de karşı karşıya kalırız. İşte tam da bu noktada, birçok insan geri adım atar. Çünkü gerçek, her zaman konforlu değildir.
Çoğu zaman başkalarının gözünden bakarız kendimize. Onların beklentilerine göre şekillenir, sevilmek, kabul edilmek uğruna maskeler takarız. Ama bu maskeler, bir süre sonra ağırlaşır. Rol yaptığımız her gün, içten içe bir huzursuzluk yaratır. Çünkü içimizdeki ses, “Bu sen değilsin” diye fısıldar. Ve biz onu susturdukça, yorgun düşeriz.
Kendini tanımak demek; neye evet dediğini değil, neye hayır diyemediğini de fark etmek demektir. Sınırlarını bilmek, arzularını tanımak, kırılganlıklarını kabul etmek demektir. “Ben buyum” diyebilmektir. Başkalarının onayına ihtiyaç duymadan, kendine şefkatle bakabilmektir.
İşte bu yüzleşme başladığında hayat gerçek olmaya başlar. Çünkü o noktada artık başkalarının yazdığı bir senaryoyu değil, kendi hikâyeni yaşamaya başlarsın. Ve ne gariptir ki, bu hikâye her zaman daha anlamlı, daha derin vedahacesurolur.
Küçük Bir Kendini Tanıma Egzersizi:
Kendinle baş başa kalabileceğin sessiz bir zaman yarat. Eline bir defter al ve şu 5 soruyu dürüstçe, yargılamadan yanıtla:
1. Şu anda hayatımda gerçekten ne istiyorum?
2. Hayır demekte en çok zorlandığım alan ne?
3. Başkaları beni nasıl görüyor, ben kendimi nasıl hissediyorum?
4. Hangi duygularımı bastırıyorum? Neden?
5. “Ben böyleyim” dediğim hangi yönüm aslında başkalarının bana yüklediği bir kimlik?
Bu soruların her biri, iç dünyana birer anahtar olabilir. Cevapların seni zorlayabilir ama unutma: konfor alanından çıkmadan hiçbir gerçek değişim başlamaz.
Ve bir çağrı:
Kendini tanımaya cesaret eden her insan, hem kendi karanlığını hem de ışığını fark eder. Gerçek olmak, eksik olmakla başlar. Ve hiçbir şey... hiçbir şey, sen kendinle dürüstçe yüzleşmeden gerçek değildir.
Hazır mısın? Artık hikâyeni sen yaz.