Kısaca Sivil Toplum Kuruluşu yani STK nedir ona bir bakalım;
Siyasi otoritenin baskısından nispeten uzak, toplumda va¬r olan ve kuruluşu birtakım haklar elde etme çabasına bağlı olan demokratik bir yapıdır. Toplu¬mun kendi kendisini, devletin kurumların¬dan bağımsız olarak, yönlendirmesi ve hâsıl olan ihtiyaçlara göre kanunlar çerçevesinde eylemler fikirler davranışlar sergileme durumudur. Kaynağı, STK’nın kuruluş fikrine inanan gönüllülerden oluşur.
Burada üye gönüllülerin ticari yada siyasi çıkar gözetmesi beklenmez. Zaten bu durum yukarıda belirttiğim Sivil Toplum Kuruluş’u mantığına aykırı olup Sadece bir veya iki üç üyenin maddi veya siyasi çıkar elde etmesi STK nın Demokrasi ruhuna da uygun düşmez.
Temelinde, oluşan duruma göre Devlet otoritesine karşı HAK elde etmeye çalışmak olan sivil toplum kuruluşlarından özellikle başkan yada yönetim kurulu üyelerinin STK ların daki gönüllü ordusunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak ,ciddi anlamda STK nın kuruluş amacını dava edinen üyelere karşı büyük oranda haksızlık olarak görülebilir.
Tam bu noktada durumu biraz daha açmak gerekirse,
İlk görevi, İhtiyaç sahiplerine yardım, sağlık, eğitim gibi konularda gönüllü kamu hizmetinde bulunarak bu alanlarda devletin yükünü azaltmak,
Toplumda demokratik anlayışın ,yönetimde demokratik ilkelerin yerleşmesine katkıda bulunmak,
Bireylerin ve toplumun istek ve kaygılarını dile getirmek, hak ve çıkarlarını korumak İktidar karşısında kamuoyu oluşturup baskı kurarak toplumsal ve siyasi kararların alınmasında etkili olmak,
Bireysel hak ve özgürlükleri devletin tek taraflı baskısından koruyarak güvence altına almak olarak sıralamak mümkün.
Birinci hedefi İnsanların, Kadınların, Gençlerin, Dezavantajlı bireylerin, Kentlerin,Doğanın,Hayvanların temel haklarını savunmak olan bir sivil toplum kuruluşu yöneticileri nasıl olurda kuruluş ilkelerini ve gönüllü üyelerini basamak olarak kullanıp siyasete soyunabilir ?
Ülkemizde siyasi partilerin kendilerine oy deposu olarak gördükleri STK lar Avrupa da faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşlarının gösterdiği gelişmeyi ne yazık ki başaramamaktadır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen kuruluş amacının dışına çıkmayan, yöneticilerinin kişisel menfaatlerini geri planda tuttuğu Sivil Toplum Kuruluşları sayesinde bir çok AB HİBE PROGRAMLARI ‘na ve yerli yabancı fonlara Projeler yazılmakta ve çok büyük bir oranla hibeleri destekleri onaylanıp hem ülkemize hem de ihtiyaç hasıl olan konuya ciddi anlamda maddi manevi katkı sağlanmasına olanak vermektedirler.
Sivil Toplum Kuruluşlarının siyasi basamak yada arka bahçe olmaktan çıkmasını sağlamak amacıyla her hangi bir STK ve STÖ de yönetim kadrosunda bulunan kişilerin mahalli yada genel seçimlerden en az iki yıl önce bu görevlerini bırakmaları sağlanmalıdır.
Sivil Toplum örgütleri özellikle gelişmekte olan ülkelerin süreçlerini hızla tamamlaya bilmeleri açısından büyük önem arz etmektedir.Demokratik yapının ilkelerinden olan temel hak ve özgürlükleri mevcut siyasi iktidara karşı savunurken birden siyasi kimliğe bürünmek çok doğru bir anlam taşımamaktadır.Bu durumda söz konusu STK nın da, yöneticilerinin de samimiyeti sorgulanmaya açıktır.
Bu ve benzeri gerekçeler ile aileler ÖRGÜTLENME kelimesini duydukları anda haklı olarak reaksiyon göstermekte ve çocuklarının bu tür yapılar içinde yer almasına engel olmaya çalışmaktadırlar.Bu algıyı kesinlikle yıkmak durumundayız.Toplumda oluşan Kumar oynanan ,Kanunsuz işler yapılan,Siyasi partilerin arka bahçesi olan yerler algısını yıkmak bizlerin Vatan sever ve gerçek sivil toplum yöneticileri olarak başlıca görevlerindendir.
Şimdi yazım başında sorduğum sorunun cevabına gelince.
Neydi soru?
Sivil toplum kuruluşu ve siyaset bir arada olur mu ?
Evet olur ve mutlaka da bir arada olmalıdır lakin sınırları kırmızı çizgileri belli olmak şartıyla. Önce siyasi otoriteye karşı toplumsal bir harekete öncülük edipte kendince yaptığın matematiksel hesaba bakarak yeterince üye sayısına ulaşınca siyasi kimlik edinmek çok dürüstçe olmasa gerek. Üstüne üstlük bunu önce STK nı siyaset üstü gösterip her partiyle yakın ilişki kurarak sonra da yönünü bir siyasi kimliğe çevirerek yapacaksın...
“Ya Olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol”
Herhangi bir sivil toplum kuruluşu Siyasetin vesayetine girdiği an Sivil Toplum olma özelliğini kaybetmiş olur! Eğer bu tercihi yöneticileri kullanıyorsa o vakit üyeleri kendilerini kullandırıp kullandırmadıkları hakkında kendilerince muhakeme yapmalılar.
