Yazarımız Prof. Dr. Nevzat Çevik, bu hafta "Likya'nın Vebalı Yüzyılı" başlıklı yazınsında geçmiş yıllarda büyük yıkımlara sebep olmuş Veba salgınını kaleme aldı.
İşte Prof. Dr. Nevzat Çevik'in o yazısı:
"Yıl beşyüzkırküçtü. Myra’lı Aziz Nikolaos öleli yüz yıl olmuştu. Likya’nın orta yerinde ve en parlak kenti Myra’da korkunç bir veba salgını başlamıştı. Myra dağlığında kurduğu Manastırında yaşayan Sionlu Nikolaos, gelen yardım isteklerine baktıkça içini tarif edilmez bir çaresizlik duygusu sarıyordu. Veba yayıldıkça yayılıyor önü alınmaz bir felakete dönüşüyordu. Sahilden dağlara her gün daha kötü haberler geliyordu. Her tarafta fare ölüleri vardı. Fareler, Myra kenti sokaklarında hastalık yayan pireleri her yere ulaştırıyorlardı.
Andriake limanı ve depoları fare kaynıyordu. Dünyanın en güneşli kenti Myra’nın üzerine hiç olmadık kadar kara bulutlar çökmüştü. Her köşede ölümü bekleyen hastalıklı insanlar vardı.Hırpani giysilerinin içinden görünen elleri ve yüzlerinde korkunç kara lekeler, irinli yaralar vardı. Sokaklarda pislik içinde ölenleri kent dışına taşıyıp imha edecek kimseler dahi bulunamıyordu. Bir zamanlar neşeli sesler yükselen görkemli Myra sokaklarından artık sadece iniltiler ve yardım çığlıkları yükseliyordu. Myra’lı Nikolaos’un dördüncü yüzyılda kurduğu merkez kilisesinin elinden de bugünlerde hiçbir şey gelmiyordu artık. Evrensel Azizin mucizeleri freskolarda kalmış, bütün adaklar boşa gitmişti."
Yazarın yazısının tamamına ulaşmak için tıklayınız.
Andriake limanı ve depoları fare kaynıyordu. Dünyanın en güneşli kenti Myra’nın üzerine hiç olmadık kadar kara bulutlar çökmüştü. Her köşede ölümü bekleyen hastalıklı insanlar vardı.Hırpani giysilerinin içinden görünen elleri ve yüzlerinde korkunç kara lekeler, irinli yaralar vardı. Sokaklarda pislik içinde ölenleri kent dışına taşıyıp imha edecek kimseler dahi bulunamıyordu. Bir zamanlar neşeli sesler yükselen görkemli Myra sokaklarından artık sadece iniltiler ve yardım çığlıkları yükseliyordu. Myra’lı Nikolaos’un dördüncü yüzyılda kurduğu merkez kilisesinin elinden de bugünlerde hiçbir şey gelmiyordu artık. Evrensel Azizin mucizeleri freskolarda kalmış, bütün adaklar boşa gitmişti."
Yazarın yazısının tamamına ulaşmak için tıklayınız.

