Özellikle petrol fiyatlarındaki artış, maliyet kanalı üzerinden enflasyonu besleyen temel unsur haline gelirken, piyasalar kısa vadede açıklanacak enflasyon verisine ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu (PPK) kararına odaklandı.
Enerji fiyatları belirleyici konuma geldi
Orta Doğu’da artan gerilim, enerji arz güvenliğine yönelik risk algısını yükselterek petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara neden oldu. Küresel piyasalarda Brent petrolün yukarı yönlü seyri, enerji ithalatçısı ülkeler açısından maliyet baskısını artırırken, bu durum doğrudan ve dolaylı etkilerle enflasyonu yukarı taşıyor.
Enerji fiyatlarındaki artış, akaryakıt başta olmak üzere elektrik ve doğalgaz maliyetlerine yansırken, üretim ve lojistik giderlerini de yükseltiyor. Bu gelişmeler, başta gıda ve temel tüketim ürünleri olmak üzere geniş bir fiyatlama davranışı üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Uzmanlara göre, mevcut tabloda enerji fiyatları artık enflasyonun ikincil değil, ana belirleyici unsurlarından biri haline gelmiş durumda.
Enflasyonda yukarı yönlü riskler artıyor
Ekonomistler, enerji maliyetlerindeki artışın sadece doğrudan fiyat etkisiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda enflasyon beklentilerini de olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Artan maliyetler karşısında firmaların fiyat ayarlamalarına gitmesi, çekirdek enflasyon göstergelerinde de bozulma riskini beraberinde getiriyor.
Bu çerçevede, cuma günü açıklanacak enflasyon verisinin piyasa beklentilerinin üzerinde gelmesi ihtimali güçlenmiş durumda. Olası bir yukarı yönlü sürpriz, para politikasına ilişkin beklentileri de yeniden şekillendirebilir.

TCMB’nin karar alanı daralıyor
TCMB, son PPK toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutarken, karar metninde jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerinin yakından izlendiğini vurgulamıştı. Ancak son dönemde artan enerji fiyatları ve küresel riskler, Merkez Bankası’nın hareket alanını daha da sınırlıyor.
Piyasalarda ağırlıklı beklenti, TCMB’nin nisan toplantısında mevcut sıkı para politikası duruşunu koruyacağı yönünde şekilleniyor. Bununla birlikte, enerji fiyatlarındaki artışın kalıcı hale gelmesi durumunda ek sıkılaştırma adımlarının gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.
Üç olası senaryo öne çıkıyor
Ekonomistlere göre TCMB’nin önünde üç temel politika seçeneği bulunuyor. İlk senaryoda, politika faizinin sabit tutulması ve sıkı duruşun korunması öne çıkıyor. İkinci senaryoda, faiz oranı değişmeden likidite adımlarıyla dolaylı sıkılaştırma yapılması mümkün görülüyor. Üçüncü ve daha düşük ihtimalli senaryoda ise, enflasyon görünümündeki bozulmanın derinleşmesi halinde faiz artışı seçeneği masada kalmaya devam ediyor.
Küresel gelişmeler belirleyici olacak
Uzmanlar, önümüzdeki dönemde enflasyonun seyrinde en kritik değişkenin enerji fiyatları olacağını vurguluyor. ABD–İran geriliminin tırmanması ve petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalıcı olması durumunda, Türkiye’de enflasyonla mücadele sürecinin uzayabileceği ifade ediliyor.
Buna karşın, jeopolitik tansiyonun düşmesi ve enerji fiyatlarında geri çekilme yaşanması halinde, enflasyon üzerindeki baskının hafiflemesi ve para politikasında daha dengeli bir sürecin başlaması mümkün görülüyor.
Mevcut tabloda, Türkiye ekonomisinde enflasyon dinamiklerinin yalnızca iç talep ve maliyet unsurlarıyla değil, küresel jeopolitik gelişmelerle doğrudan şekillendiği yeni bir döneme girildiği değerlendiriliyor.
