Fatih Sultan Mehmet, enteresan bir devlet adamı, lakabına kusursuzca yakışan bir Fatih ve her şeyden önemlisi İstanbul’a kafayı takmış bir padişahtı. Eğitimini buna göre almış, çocukluğunu kuşatma teknikleri okuyarak geçirmiş, savaş teknolojileri konusunda çağını aşan bir bilgi deposu haline gelmişti.
Tahta geçer geçmez ilk somut adımlarını attı ve büyükdedesi I. Bayezid’in İstanbul’u almak için yaptırdığı Güzelce Hisarı’nın karşısına bir başka kale yapımına başladı. Bu kaleyi yaptırma amacı İstanbul’a denizden gelebilecek yardımları engelleyerek şehrin kısa sürede düşmesini sağlamaktı. Fatih Ortaylı’nın, bloğunda anlattığı savaş taktiğinin devamında şunlar yer alıyor;
1452 Mart’ının sonlarında temeli atılan Hisar, kayaların üzerindeki zor bir zeminde inşa edilmesine rağmen, Ekrem Hakkı Ayverdi’nin araştırmalarına göre, 4 ay 13 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmıştı.
Hisar tamamlandıktan sonra, Kasım ayında ilk defa iki Venedik gemisi izinsiz geçmek istedi. Dur emrine uymayınca gemiler batırıldı. Daha sonra da Antonio Rizo’nun kaptanı olduğu gemi Rumeli Hisarı’ndan açılan top ateşiyle batırıldı.
Buradaki soru işareti şu, gemiler nasıl batırıldı? Eğer top kalenin üstünden ateşlendiye hem topun gemiyi vurma ihtimali düşük olurdu, hem de verdiği hasar gemiyi batırmaya yetmeyebilirdi. Bir gemiyi batırmanın en ideal yolu güverte kısmının veya su kanallarının yani geminin yan gövdesinin vurulması. Geminin yan tarafından vurulması için Hisar’ın kenarlarına yerleştirmiş suya paralel toplarla vurulması gerekiyor. Ama suya paralel duran bir topu ateşleyerek 30 metre uzaktaki bir gemiyi vurmak düşünüldüğü kadar kolay değil. Henüz silah teknolojisinin barutla sınırlı olduğu bir zamanda topun bu kadar uzak mesafedeki bir hedefe ulaşmasını beklemek imkansızdı. Peki top mermileri Boğaz’ın ortasına kadar nasıl ulaştı?
Bizanslı tarihçi Kritovulos fetihle ilgili kaleme aldığı ve bugünkü pek çok bilgimizi öğrendiğimiz tarihinde Hisar ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Kale tamamlandıktan sonra, padişah hazretleri donanımına özel surette itina etti; her türlü silahtan başka (ok, yay, kalkan, gürz, topuz ve benzerleri), dıştan ve içten bütün siperler arasına büyük ve küçük taş fırlatan aletler koydurdu. En büyüklerini eğri bir hat üzerinde surun altına ve denizin üzerine yerleştirerek, sağdakiler sol tarafı vurabilir ve yüksektekilerden atılan gülleler denizin ortasına yetişirdi; sektirme tarzında atılırsa karşı tarafı bile bulurdu.”
Burada sektirme tarzı ifadesi neyi ifade ediyor? Konuyu açmak gerekirse Kritovulos, topların suyun üzerinde yüzer gibi sektirilerek gemilere çarptırıldığını yazıyor. Bu tekniğin İstanbul Kuşatması’ndan daha önce kullanılıp kullanılmadığı bilinmiyor. Ancak II. Dünya Savaşı’nda İngilizler tarafından kullanılmış bir teknikti.
Çok ince hesaplamalar gerektiren top sektirme tekniğinde, topun suya paralel olarak, olabildiğince düşük bir açıyla atılması gerekiyor. Top suda bir kaç kez sekiyor, daha sonra da hedefini vuruyor.
Eğer stresli anlarınızda taş sektirmenin insanı rahatlattığına inanıyorsanız, yöntemi kolayca anlamışsınızdır. Osmanlı topçuları Bizans’a yardım gelmesini engellemek için topları suda sektirerek üç Venedik gemisi batırdı. Böylece Fatih Boğaz’ı kolayca kontrol altına alarak kuşatmayı 52 günde bitirdi, Roma’ya son vererek Yeniçağ’ı başlatmış oldu.
1452 Mart’ının sonlarında temeli atılan Hisar, kayaların üzerindeki zor bir zeminde inşa edilmesine rağmen, Ekrem Hakkı Ayverdi’nin araştırmalarına göre, 4 ay 13 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmıştı.
Hisar tamamlandıktan sonra, Kasım ayında ilk defa iki Venedik gemisi izinsiz geçmek istedi. Dur emrine uymayınca gemiler batırıldı. Daha sonra da Antonio Rizo’nun kaptanı olduğu gemi Rumeli Hisarı’ndan açılan top ateşiyle batırıldı.

Buradaki soru işareti şu, gemiler nasıl batırıldı? Eğer top kalenin üstünden ateşlendiye hem topun gemiyi vurma ihtimali düşük olurdu, hem de verdiği hasar gemiyi batırmaya yetmeyebilirdi. Bir gemiyi batırmanın en ideal yolu güverte kısmının veya su kanallarının yani geminin yan gövdesinin vurulması. Geminin yan tarafından vurulması için Hisar’ın kenarlarına yerleştirmiş suya paralel toplarla vurulması gerekiyor. Ama suya paralel duran bir topu ateşleyerek 30 metre uzaktaki bir gemiyi vurmak düşünüldüğü kadar kolay değil. Henüz silah teknolojisinin barutla sınırlı olduğu bir zamanda topun bu kadar uzak mesafedeki bir hedefe ulaşmasını beklemek imkansızdı. Peki top mermileri Boğaz’ın ortasına kadar nasıl ulaştı?

Bizanslı tarihçi Kritovulos fetihle ilgili kaleme aldığı ve bugünkü pek çok bilgimizi öğrendiğimiz tarihinde Hisar ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Kale tamamlandıktan sonra, padişah hazretleri donanımına özel surette itina etti; her türlü silahtan başka (ok, yay, kalkan, gürz, topuz ve benzerleri), dıştan ve içten bütün siperler arasına büyük ve küçük taş fırlatan aletler koydurdu. En büyüklerini eğri bir hat üzerinde surun altına ve denizin üzerine yerleştirerek, sağdakiler sol tarafı vurabilir ve yüksektekilerden atılan gülleler denizin ortasına yetişirdi; sektirme tarzında atılırsa karşı tarafı bile bulurdu.”
Burada sektirme tarzı ifadesi neyi ifade ediyor? Konuyu açmak gerekirse Kritovulos, topların suyun üzerinde yüzer gibi sektirilerek gemilere çarptırıldığını yazıyor. Bu tekniğin İstanbul Kuşatması’ndan daha önce kullanılıp kullanılmadığı bilinmiyor. Ancak II. Dünya Savaşı’nda İngilizler tarafından kullanılmış bir teknikti.
Çok ince hesaplamalar gerektiren top sektirme tekniğinde, topun suya paralel olarak, olabildiğince düşük bir açıyla atılması gerekiyor. Top suda bir kaç kez sekiyor, daha sonra da hedefini vuruyor.
Eğer stresli anlarınızda taş sektirmenin insanı rahatlattığına inanıyorsanız, yöntemi kolayca anlamışsınızdır. Osmanlı topçuları Bizans’a yardım gelmesini engellemek için topları suda sektirerek üç Venedik gemisi batırdı. Böylece Fatih Boğaz’ı kolayca kontrol altına alarak kuşatmayı 52 günde bitirdi, Roma’ya son vererek Yeniçağ’ı başlatmış oldu.

